Kaya Doğaner'in ağzından..
Üzerimdeki üzerinde çam ağaçları olan yılbaşı pijamam ve onun üzerine geçirdiğim Taylanın pahalı ceketi ile merdivenlerden ikişer ikişer atlayarak indim. Taylan ceketini almak için gelmişti bana da onu görmek için bahane çıkmıştı. Yanlış anlaşılmasın hala Taylan detoksu yapıyordum ama arada yapılan ufak yaramazlıklardan zarar gelmezdi tabii.
Apartmanın kapısını ittirerek açtım ve açtığım gibi birkaç kar tanesi yüzüme çarptı. Kar soğuğu emdiği için o kadar da soğuk değildi ama yaz insanı olduğum için pek sevmezdim.
Gözlerim ileride arabasının kapısına yaslanmış bir şekilde sigara içen ve gözleri bende olan Taylana çevrildi. Yine aşırı yakışıklıydı. Yanına doğru yürüdüm.
"Tüh iki dakika daha gecikseydin ceketini satacaktım.." dedim sırıtarak.
Sigarasının dumanını üfledi yana doğru. "Ceketim yakışmış sana."
İçim bir hoş olsa da umursamaz bir ifadeyle suratına baktım. "Valla ben bu kadar pahalı giyemem kesin bir şey olur." Ceketi çıkartmaya yeltendim ama beni durdurdu.
"Çıkarma şimdi üşürsün içeri gireceğin zaman verirsin."
Elim ceketin üzerindeyken durdum ve başımı sallayıp çıkarmadım. Soğuktu zaten. Yaklaştım ve onun yanına gelip aynı şekilde arabaya yaslandım.
"Nereden geliyorsun?" Diye sordum merak etmiştim.
"Mezarlıktan."
Doğru ya.. hep gidiyordu. Bir nefes verip onu izledim bir süre. O sigara içti, bende düşüncelere daldım. Onun yanındayken bile onu düşünüyordum, o yanındayken bile bedenim ona dokunma ihtiyacıyla kasılıyordu. Fena yapmıştı beni kafasına vura vura öğretmek istiyordum ona bunu. Bana gel artık diye bağırmak istiyordum ama sustum.
Yaklaşık beş dakika sonra arabadan ayrıldı ve arka koltuğun kapısını açtı. Ben merakla izlerken o elinde bir demet çiçekle arabadan çekilip kapıyı geri kapattı.
Kaşlarımı çatarken elindeki beyaz lale olduğunu düşündüğüm çiçeklere baktım.
"O ne?"
"Çiçek."
Bir iki saniye suratına baktım, hafifçe güldü. "Öyle aklıma geldi sana getirmek istedim."
Şaşkınlıkla bana doğru uzattığı çiçekleri alırken gözlerine baktım. "Neden ölüyor muyum?"
Kaşlarını çattı. "Alamaz mıyım?"
Omuz silktim ama çiçekler o kadar güzeldi ki etrafın bembeyaz olması daha da güzel gösteriyordu çiçekleri.
"Al tabi neden almayasın ama.." diye mırıldandım.
"Yanlış anlama sana adım attığım falan yok öyle içimden geldi yani."
O geri arabaya yaslanırken sinirle çiçekleri kafasına vurmamak için zor durdum, iki dakika insan taklidi zor gelmişti herhalde öküze. Ama çiçeklere yazıktı şimdi..
"Ne yanlış anlayacağım ya.. insan arkadaşlarına da çiçek alabilir zaten kim çiçek sevmez ki."
"Sen arkadaşlarına çiçek mi alıyorsun kaya?" Diye sordu sert bir sesle.
"Hayır hiç almadım ama alınır yani."
"Alma zaten."
Bir iki adım atıp önünde durdum ve başımı kaldırıp gözlerine baktım çiçek hala elimdeydi.
"Niye istediğimi yaparım bi de sana mı sorucam?" Desem de sesimde ters hiçbir şey yoktu.
Kafasını hafifçe yana eğerek yüzümü inceledi. Elimde olmadan dudağımı ısırdım gerginlikten.
"Sorma tabi bana ne soracaksın." Dedi alayla. Elini uzattı ve yanağıma doğru koydu. Hızla elini tutup çektim.
"Hop dokunamazsın yasak." Dedim hemen. Canım kendim çok seviyorum seni hep böyle iradeli ol tamam mı?
Kaşlarını çattı ve eli yana doğru düştü. "Yasak mı?"
"Yasak tabii. Sen bana geldin mi ki izin vermemi bekliyorsun Taylan efendi."
Aniden bir kahkaha attı. Kaşlarımı çatsam da sesi kalbime işlemişti resmen.
"İyi öyle olsun.. öpücük alamaz mıyım yani?"
Hafif bir gülüş oluştu yüzümde. "Alamazsın.."
"Hımm.." gözlerini yüzümde gezdirdi ve az önce benim yaptığım gibi dudağını ısırdı. "Sen ver o zaman bir öpücük."
"Nah." Dedim direkt. Buna da kahkaha attı. Eğleniyordu benimle herhalde.
"Sen ciddisin yani ben gelmeden gelmeyeceksin bana?"
"Ciddiyim!"
Gülüşü normal bir ifadeye döndü ve aniden kolumdan tutup arabaya yaslanmış olan bedenine bedenimi çekti hızla. Kendimi göğsüne yaslanmış bir şekilde buldum, çiçekler aramızda kalmıştı. Kulağıma fısıldadı başını eğip.
"Bakalım ilk kim pes edecek göreceğiz."
Nefesim hızlanırken bedeni geri çektim ve kaşlarımı çatarak suratına baktım. "Görürüz!" Çiçekleri elimde sıkıca tutup suratına baktım alaylı bir ifade vardı yüzünde, gülüyordu.
"Hadi git içeri hasta olacaksın."
"Sana ne istediğimi olurum!" Dedim ne dediğimi bilmez bir şekilde. Boğasım geliyordu arada.
"Hadi hadi."
Kaşlarımı çatarak arkamı döndüm ve sinirli sinirli apartmana girdim.
"Adama bak ya eğleniyor resmen!" Söylemene söylene merdivenden çıkarken gelen aydınlanmayla durdum.
"Hassiktir lan ceketi unuttuk." Hızla geri dönüp apartmandan çıktım ama çoktan gitmişti. Bir nefes verip gözlerimi elimdeki lalelere çevirdim.
Ceket bahaneydi.
—
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nefret. / bxb / texting /
Roman pour AdolescentsEge, "Bilge Atalay'dan nefret ediyoruz" grubunu oluşturdu. Ege kişisi Bilge ve 29 diğer kişiyi ekledi. Bilge: Noluyor amk Ege: duydum ki şerrrefsiz bir insanmışsın Bilge: duydum ki erkek sikiyormuşsun (Küfür, cinsellik ve her türlü olumsuz davranış...
