Mikaelson Diares.

692 32 2
                                        

(Flashback)
"O da ne?" Diye sordu Esther merakla."Zaferimizi sağlayacak büyü kardeşim." Dedi Dahlia,elindeki fırça yardımıyla kan ile antik motifler çizdiği masadan kafasını kaldırmadan."Biraz daha açman gerekecek." Dedi Esther.
"Belli elementleri birleştirerek vampirlerin yaptığı gibi hipnoz yapmayı sağlayacak bir büyü.Sadece bir cadı için yapılabilir,ve etki etsin istediğin cadıya özel yaparsın.DNA ile kişiye özel zehir yapıyorlar ya,onun gibi.Çok da zor,ama bunu senin tatlı torunun için yapabilirsek onun bizim için kendini öldürmesini sağlayabiliriz.O öldüğünde gücünün otomatikman bana akacağı bir büyü yaptım zaten."
"İyiymiş.Peki bu elementler ne?"
"Onunla akrabalığı olan birinin kanı,ama önce parmağının ucuyla onun etine dokunman lazım.Onun kanı ve onun saç teli."
"Zor olabilir."
Ertesi gün Hope'un yaralanması Esther'in işine gelmişti.Kızın yanağını temizledikten sonra tuvalette kalmış ve lavobodaki kanları büyüyle bir mendile toplamıştı.Sonra da kızın kavga ettiği sınıfta saç telini bulmuştu.Her şey hazırdı..
______________
"Ee,büyükannem Fransızca öğretmeni olacak kadar iyi nereden Fransızca biliyor?"diye sordu Hope,tünediği bar masasından ayaklarını sallandırırken." Büyükannen Norveçli,orada Fransıza konuşulan yerler de vardı.Büyük ihtimalle oradan."
O esnada koltukta oturmakta olan Freya,yeğenine bu cevabı verdikten sonra radyoda çıkan parçanın sesini biraz daha açarak eşlik etmeye başladı.
O esnada içeriye Kol ve sevgilisi Davina girdi."Bizi aramışsın Freya." Dedi Davina yavaşça.
"Evet.Annemin ve teyzemin kendi kendilerine hayata döndüğünü düşünüyorum.Ama bunu nasıl yaptıklarını bilmiyorum.Cadılar Meclisi'nin lideri olarak belki sen bir tahminde bulunabilirsin diye düşündüm."
"O konu üzerinde ben de çok düşündüm.Benim tahminim diğer ata cadılarla bir anlaşma yaptıkları yönünde.Onları geri gönderirlerse,her ay onlara birini kurban edecekleri bir antlaşma gibi mesela."
"Evet,mantıklı."
"Ama yine de annenizin büyü kitabını kontrol edebiliriz.Nerede?"
Odaya yeni girmiş olan Klaus,"Tamam,getiriyorum." Dedi ve bar taburesinden kalktı.Vampir hızıyla odadan çıktı ve Hope da onu takip etmek istedi.Vampir hızıyla babasını takip etti.Çatı katındaki tozlu bir odaya girdiler.Klaus direkt raflardan birine gidip kalın,kahverengi bir defteri alıp dönüyordu ki,hayranlıkla eski odayı süzen Hope'u gördü.Hope gülümsedi."Bu defterler de ne?" Diye sordu rafları dolduran defterleri gösterirken.Odada defterden ve büyük ihtimalle üstüne oturmaya yarayan sarı eski bir sandıktan başka bir şey yoktu."Bunlar bizim günlüklerimiz.Hepimizin günlükleri burada düzenli duruyor.Tarih sırasına göre,herkesin kendi rafı var."
"Sakıncası yoksa burada biraz durabilir miyim?Böyle eski şeyler hep ilgimi çeker."
"Tabii ki prensesim." Dedi Klaus,kızının saçlarına bir öpücük kondurdu ve vampir hızıyla aşağıda kayboldu.
Hope,tozlu raflardaki ciltli kitapları andıran defterlerin arasında dolaşmaya başladı.Rebekah ve Klaus'un günlükleri diğerlerine göre biraz daha fazlaydı.Bununla birlikte günübirlik yazan Elijah'ın günlükleri,neredeyse tüm bir duvarı kaplayan kocaman bir kitaplığı kaplıyordu.
Hope,bu kitaplıktan rastgele bir defter alıp karıştırmaya başladı.Genellikle çok ağır bir dille yazılmış defterde çoğunlukla aşk acısı çekiyordu Elijah.Sıkılıp bıraktı.Kol'unkilere baktı.Oldukça umursamaz ve kısa kısa yazılmıştı.Bazen cümlenin yarısında yazmayı kesmiş,bazen yıllarca yazmamıştı.Hope,her bir kardeşin günlüklerinin kişiliklerini yansıttığını düşündü.
Bakınmaya devam ederken diğerleri gibi cilt cilt olmayan,tek başına bekleyen ince bir defter dikkatini çekti.Eline aldı ve kapağını açtı.
"Henrik"
Gülümsedi ve okumaya devam etmek,bitirene kadar okumak istediğine karar verdi.Ama bu tozlu odada daha fazla kalırsa hapşrık krizine gireceğine karar verdi ve elinde günlük olduğu halde merdivenlerden indi.Arka bahçeye geçti.Soğuktan bir an içi ürperse de havuzun dinginliğini izleme fikri güzel geliyordu.Şezlonga oturdu ve günlüğü okumaya başladı..
__________________
Sevgili Günlük,
Bugün Rebekah'a bazen kendimi yalnız hissediyorum dedim.Nedenini sormadı.Sorsa da nedeni yok zaten.Sadece bazen öyle hissediyorum.Anlıyor sanırım.Bazen kendisinin de öyle hissettiğini söyledi.Öyle zamanlarda içinden ne geçiyorsa yazdığı bir defteri varmış,onu (sadece dışını) gösterdi bana.İstersem ben de benimkini tutabilirmişim.Ben de buraya yazmaya başladım.
Hislerim sürekli değişiyor.Bazen durduk yere çok mutlu oluyorum,dışarı çıkıp önüme geleni kucaklamak istiyorum.Bazen de tam tersi.Bu ne biçim hayat lan diyip herkesten ve her şeyden kaçasım geliyor.Panjurları indirip hiç kimsenin yüzüne bakmamak,anlarsın ya.Özellikle son zamanlarda şu ikincisi çok sık olmaya başladı.Annem sihir potansiyelin artıyor ondandır dedi.(O ne lan?!)
Neyse işte.Annem diğerleriyle otururken beni çağırdı.Diğerlerine söylememiş ama sanırım bizim soyumuzdan gelen bazı cadıların ekstradan özel güçleri olabiliyormuş.Mesela biçim değiştirme gibi.Bir yerdeyken aniden başka bir yerde belirmek,düşünce okuyup yönetmek,geleceği görmek gibi.Birkaç tane daha varmış.Bu güçler daima bir nesil atlıyormuş.Yani mesela büyükannemin böyle bir yeteneği varsa,annemin olmuyormuş,benim oluyormuş,benim çocuğumun oluyormuş gibi.
"Bunlar genelde jenerasyondaki en son çocuğu vuruyor,o yüzden dikkatli ol" dedi annem.Büyük ihtimalle piyango bana vuracakmış.Bakalım bakalım.

Mikaelson'un OğluBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin