MASUMİYET 10.BÖLÜM
Havalimanın kapısından çıktığımızda göz ucuyla Kenn'e baktım. O kadar soğuk ve duygusuzdu ki soğukluğu beni kutuplardaymışım gibi hissettirdi. Hiçbir tepki vermeden sakin bir şekilde tekrardan önüme döndüm ve kucağımdaki saksıya güçlü bir şekilde sarıldım. Kenn'e kimseyle yatmadığımı söyledikten sonraki tepkisi, tam bir hayal kırıklığı yaşatmıştı bende. Bir insanın bu kadar kötü ve acımasız olabildiğine inanamıyordum. O an tekrardan gözlerimin önünde canlandığında tüm vücudumun gerildiğini hissettim.
"Haklısın,adamlar sana elleyince hamile kalamazsın."
Kenn'in aşağılayıcı bir şekilde beni küçük düşürmesi karşısında gözlerimin dolmasına engel olamadım. Onun gözündeki adi kadın profilim hiçbir zaman geçmeyecekti. Beni yatağa atana kadardı her şey, bunu hissedebiliyordum. Bir şey söylememe izin vermeden tekrar konuştuğunda kalbimde derin bir yaraya sebep oldu.
"Ve sen, bu geçmişinle çocuklarını yetiştirip, onlara bakacaksın. " dedi.
Sesindeki o iğrenç duygu tüm bedenimin titremesine sebep oldu. Hakkım yok muydu yani? Bir fahişe bile olsam her şeyden önce ben bir insandım. Kim ne derse desin, geçmişimi bir kenara koyup yoluma devam edecektim. Evet! Bu zor olacaktı ama bunu başarmak için elimden gelen her şeyi yapacak, hayatıma devam edecektim.Bu zihniyet, bu sığı düşünce karşısında sessizce bekledim. Çünkü bilirdim ki bu zihniyet, kendi bildiği doğrular dışında hiçbir doğruyu kabul etmezdi. Bu sessizliğim karşısında Kenn hırsını alamamış olacak ki konuşmaya devam etti.
"O adamların kucağından kucağına atlarken, yatmak eylemini yapmaman çok kötü. Arasında pek bir fark yok aslında. İnan bana. "diye devam ettiğinde ağzından her çıkan kelime, kabuk bağlayan yaralarımı tekrardan kanattı. En çok da ağzından çıkan her bir kelimenin tükürür gibi yüzüme vurması canımı acıtmıştı. Kenn'e bir şey söylemeden ayağa kalktığımda
"Lavaboya gideceğim." Diye mırıldandım. Ve cevap vermesini beklemeden lavaboya doğru ilerledim.
Tüm bedenim büyük bir enkazın altında kalmışım gibi bana yük oldu. O enkazın altından çıkamıyordum. Lavaboya girdiğimde klozet kapağını kapattım ve üstüne kendimi bıraktım. Ellerimi başımın arasına alıp öne doğru eğildim. Bu adama karşı sesimi çıkaramıyor olmak, üstelik beni bu kadar aşağılamasına rağmen sesimi çıkaramamak ağrıma gidiyordu. Halbuki ben hiç susan biri olmamıştım. Hep haklı da olsam haksız da olsam kendimi savunmak için öne atılırdım. Şimdi ki İpek ise bana çok yabancıydı. Kendimi tanıyamıyordum.
Yolculuğumuzun bundan sonraki safhasında ise Kenn ile arama buzdan duvarlar ördüm. Onunla konuşmadım ya da bir şey sormadım. Tek yaptığım sessizce bir köşeye sinip uyumaktı. Bana şu aralar en iyi gelen şey de sanırım buydu. Hatırladıklarım karşısında kafamı olumsuz anlamda salladım. Kenn'den kurtulmalıydım ve bu en yakın zamanda olmalıydı.
Havaliman çıkışında bakışlarımı etrafta gezdirdim. Tam karşı tarafta siyah bir jip vardı ve önünde de iki tane takım elbiseli koruma. Bizi gördüğü anda kendilerine çeki düzen verdiler. Bu görüntü ayaklarıma komut verdi ve oraya doğru ilerlemeye başladım. Bir iki adım sonra Kenn kolumdan tuttu ve yürümemi engelledi. Cebinden çıkardığı parayı hiç saymadan bana uzattığında
"Al şu parayı, evine git!" dedi. Söylediği ile afalladım ve çatılı kaşlar ardından Kenn'in avucundaki paraya baktım. Neydi şimdi bu?
"Gerek yok, param var!" Kenn söylediğim ile kafasını olumlu anlamda salladı ve elindeki parayı alıp tekrardan cebine koydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASUMİYET
RomanceMasumiyet; bir genç kadının bedeninde değil yüreğinde yeşerdiğinde anlamlı oldu. Bir erkek masumiyeti o kadının gözlerine baktığında anladı. Değişmedi. Sadece gerçek benliğini bir kadının masumiyetinde buldu...
