MASUMİYET 40.BÖLÜM
Umut etmeyi unutmuş birine umut etmeyi öğretmişti. Hiç sevilmemiş birini sevdiğine inandırmıştı.Öyle ya hiç güvenmemiş birine güven duygusunu iliklerine kadar hissettirmişti.Peki sonra? Sonrası her zamanki gibi yoktu...
"Ne gitmesinden bahsediyorsun?" Kenn; ani bir çıkış yaptığında gözlerindeki öfkeye baktım. Orada ben vardım.
"Bunu yalnız konuşsak olur mu?" dedim sakin ve uzlaşmacı bir ses tonuyla. Kenn, konuşmamla birlikte öfkeli bakışlarını benden çekip Denny'e çevirdi.
"Seninle sonra konuşacağız!" dedi. Sesindeki tını nefretle doluydu. İlk gördüğüm adam olmuştu bir anda. Dönüp hemen Denny'e baktım.Denny, Kenn'in verdiği tepki ile gerildi ve bir anda tehlikeli bir şekilde ayağa kalktı. Bu durum, beni tedirgin etse de sonra içimdeki o kötü ses bana onu düşünmemem gerektiğini söyledi ve kendimi bir anda olaydan soyutladım. Tek kelime etmedim, ortamı yumuşatmak için bir adım atmadım.
"Kenn! Kendine gel! Sana sabır gösteriyorsam bu, geçmiş hatrına..." Kenn, tek kaşını kaldırırken öne doğru bir adım attı ve Denny'e tehlikeli bir şekilde baktı.
"Sen ne zamandan beri bu kadar sakin bir adam oldun? Halbuki senden daha güçlü ve kudretli olmamın seni korkuttuğunu itiraf etmeni bekliyordum."
Kenn'in alaycı ses tonu nefret ve öfkeyle buluştuğunda yutkundum ve yapmamam gereken bir şey yaptım. Geriye doğru bir adım attım. Korkaklık değildi bu sefer... Bir intikam alma arzusuydu.
"Kenn!"
Denny bir anda Kenn'in yakasına yapıştığında Kenn'de aynı şekilde Denny'nin yakasına yapıştı ve büyük bir kavganın fitili atılmış oldu. Ve ben bu olaydan faydalanacak kadar kötü bir kadına dönüştüm tekrardan. Onların kavgasını izlemeden arkamı döndüm ve hemen çıkışa doğru ilerledim. Yine kaçarak kendimi bir şeylerden soyutlayacağıma inanıyordum sebepsizce. Dışarı çıktığımda durdum bir anda ve arkamı dönüp geri gitme isteğiyle doldum. Ama sonra ayaklarım yine öne doğru atıldı. Kendi içimdeki o kötülüğe yine esir düşmüştüm.
*********************************************************************
2 SAAT SONRA
Yattığım yatakta yorgana daha fazla sarıldım ve ilerideki masanın üstüne bıraktığım kağıt parçasına baktım. Sonra yorgun bir şekilde bakışlarımı kapının arkasına bıraktığım çantama takıldı. Küçücük bir çanta... Tıpkı hayattaki yerim gibi...
Sonra gözlerimi kapattım. Kenn'in bana neden yalan söylediğini anlamaya çalıştım. Halbuki beni sevdiğine o kadar emindim ki...
Bir insanın bakışları yalan söyleyebilir mi? Kafamı olumsuz anlamda salladım ve gözlerimi açtım. Hayır, söylemezdi! Peki neden? Neden böyle adi bir şey için bana yaklaşmıştı?
Parası vardı. Gücü, kudreti yeterliydi. Babamdan kalan mirası isteyecek kadar alçak mıydı? Hep, daha fazlasını mı istiyordu? Kendi mirasını reddedip sıfırdan başlayan bir adam, nasıl oluyor da zorda kalan bir kadının mirasına göz dikebiliyordu. Üstelik de öyle güzel bakarken...
Kesinlikle bakışlarına kanmıştım... Nereden bilebilirdim ki beni bir oyunun içine hapsettiğini? Daha en başından amcamla iş birliğine girip benimle oynamıştı. Ve kabul etmeliyim ki iyi oynamıştı. Bu düşünceler arasında kapının açıldığını duydum.
"İpek!" Sert ve gür ses evde yankılandığında sessizliğimi korudum. Kısa bir süre evde ölüm sessizliği hakim olurken bu sessizliği; kapının sert bir şekilde çarpması bozdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASUMİYET
RomanceMasumiyet; bir genç kadının bedeninde değil yüreğinde yeşerdiğinde anlamlı oldu. Bir erkek masumiyeti o kadının gözlerine baktığında anladı. Değişmedi. Sadece gerçek benliğini bir kadının masumiyetinde buldu...
