MASUMİYET 11.BÖLÜM(KADER)
"O kadar mı kötü kokuyorum?" diye sordum. Ses tonumdaki kırgınlık gözle görülüyordu. Hiçbir aşağılanma bu kadar kötü hissettirmemişti beni.
Kenn sorduğum soruya cevap verme tenezzülünde bile bulunmazken yaşadığım aşağılanma beni fazlasıyla etkiledi. Kucağımdaki saksıyı sımsıkı tutup Kenn'den uzaklaştım ve camdan dışarı bakmaya başladım. Yapabileceğim, söyleyebileceğim başka da bir şey yoktu zaten. Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama tanıdık bir sokağa girdiğimi fark ettiğimde hafifçe doğruldum ve öndeki korumalardan birinin omzuna dokundum.
"Telefonunuzu kullanabilir miyim?" Koruma bana bakmadan arkasına dönüp Kenn'e baktığında derin bir nefes aldım. Sonra ne oldu bilmiyorum ama koluma saplanan demir gibi parmaklar hala korumanın omzumda olan elimi geriye çekti.
"Al, kimi arıyorsan ara!" Sert bir şekilde elime bırakılan telefona baktım şaşkınca. Kenn kolumu hiç olmayacak bir şekilde bıraktığında neredeyse kucağımdaki saksıyı düşürüyordum. Kaşlarımı çatıp hemen saksımı tuttum.
"Saksımı düşürüyordum." Diye hayıflandım.
Kenn'in sert bakışları bana susmam gerektiğini bas bas bağırırken evin bahçesine girmiştik bile. Başka bir şey söylemeden elimdeki telefona tanıdık numarayı tuşladım. Telefonun arama tuşuna bastıktan sonra kulağıma koydum ve telefonun açılması için içimden dualar etmeye başladım. Telefon ilk çalışında açıldığında
"Baron..." diye mırıldandım. Karşı taraftaki kişinin rahatlamış bir şekilde nefes vermesiyle
"İpek aklım çıktı, neredesin? Beni aramışsın bir kadından. Hala havalimanında mısın?" Baronun ardı ardına konuşması karşısında yüzümde bir tebessüm belirdi. Hayatımdaki en güzel şeylerden biri baronun benim yanımda olmasıydı. Şu hayatımda beni meraklanan, sahiplenen tek insandı o.
"Şu anda Güneş'in evine geldim. "
"Güneş'in mi? " diye sordu baron. Sesine telaşlı bir hava büründü bir anda.
"Korkma, aralarındakileri sorunları hallettiler. Beni merak etme diye aradım. " diye mırıldandığımda Kenn'in öfkeli bir şekilde nefes vermesiyle telefonu kapatmam gerektiğinin farkına vardım.
"Seni almaya geleceğim." İtiraz istemeyen bir ses tonuyla konuşan Barona kafamı olumlu anlamda salladım ve
"Tamam, şimdi kapatmam lazım." Dedim ve cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım. Kenn'in öfkesi bir volkanın taşan lavları gibiydi.
Telefonu Kenn'e uzattığımda Kenn elimden sert bir şekilde aldı ve bakışlarını telefona çevirip telefonla bir iki bir şey yaptı. Bu yaptığı hareket karşısında eğilip ne yaptığına bakmak istedim. Ancak Kenn'in öfkeli bakışları tekrar benimle buluştuğunda
"Ben ineyim o zaman..." diye mırıldandım ve Kenn'in gazabından kaçmak için arkamı dönüp kapıyı açtım. Kapıdan rahat bir şekilde çıktığımda anlamlandıramadığım bir şekilde rahatsız hissettim kendimi. Kenn'in bir şey söylemeden benim gitmeme izin vermesi hiç normal değildi. Kapıyı kapatmadan içeriye doğru eğilip Kenn'e baktım.
"Eğer Baron'a zarar gelirse senden bilirim Kenn..." dedim tehdit edici bir ses tonuyla. Kenn bakışlarını telefondan kaldırdığında tek kaşını kaldırıp bana baktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASUMİYET
RomanceMasumiyet; bir genç kadının bedeninde değil yüreğinde yeşerdiğinde anlamlı oldu. Bir erkek masumiyeti o kadının gözlerine baktığında anladı. Değişmedi. Sadece gerçek benliğini bir kadının masumiyetinde buldu...
