MASUMİYET 42.BÖLÜM
Aşk neydi? Basit bir cümlenin basit bir ismi değil miydi? Öyle öğretilmemiş miydi? Evet öyleydi! Aşk basit bir cümlenin basit bir ismiydi işte. Bunu görmüş, yaşamıştım. Aşk, kelimesi insanların ağzında geveledikleri bir şeydi sadece.
"Baban bana çok aşıktı..."
Annemin sesi kulaklarıma dolduğunda acıyla yüzümü ekşittim. Aşk, bu kadar basit miydi? Bu kadar anlamsız mıydı? Sorular ardı ardına aklıma düştüğünde bir anda iki el yüzümü kavradı ve düşüncelerimin önüne görünmesi zor kalın bir duvar ördü.
"Anılarının seni yönlendirmesine izin verme!"
Kenn, hafifçe kaşlarını çatarak bana baktığında derin bir nefes aldım. Bir anda durgunlaşmıştım. Bakışlarımı onun bakışları ile buluşturduğumda veda eder gibi uzun uzun baktım. Hafızamdan hiç çıkmayacak bir çift göz, en sevdiğim karanlık gecelerin bekçisi olacaktı...
Kendimi yavaşça geriye çektiğimde Kenn, anlamsızca bana baktı ve elleri yanaklarımdan uzaklaştı. Oturduğum yerden kalktığımda Kenn'den bakışlarımı çektim ve yerdeki çantamı aldım.
"Bakışlarını benden böyle çekme!"
Kenn, sinirli bir sesle söylendiğinde onun da yerden kalkmak için hareketlendiğini gördüm. Onun konuşmasını duymazdan gelirken ona arkamı döndüm ve yürümeye başladım. Çiseleyen yağmur tamamıyla durmuş, güzel bir toprak kokusu sarmıştı.
"İpek!" Kenn, öfkeyle bağırdığında durdum ve son kez onu dinlemeye karar verdim. Arkamı dönerken Kenn ile direk göz göze geldik.Kenn,
"Bu mu?" diye sordu öfkeyle. Söylediği ile kaşlarımı çattım ve kafamı sağa yatırdım.
"Sana söylediğim şeye cevabın arkanı dönüp gitmek mi? Bu kadar kolay mı?"
Kafasını olumsuz anlamda iki yana salladığında gözlerindeki hayal kırıklığında takılı kaldı bakışlarım. Bir şey söyleyemedim. Dilim tutuldu.
"Buraya tüm gururumu ayaklar altına alarak geldim. Hiç yapmadığım şeyleri yaptım. Hiç söylemediğim şeyleri söyledim. Ve ben seni her halinle kabullendim.Peki sen? "
Kenn, dudaklarını birbirine bastırdığında bakışlarını benden aldı ve etrafa boş bakışlar attı. Sakinleşmeye çalışıyor gibiydi. Sonra bakışları tekrar benim bakışlarım ile buluştu.
"Sen nasıl bu kadar kolay arkanı dönüp gidebiliyorsun?" Sorduğu soru ile geçmişteki bir anı; zihnimin en ücra köşesinden bir anda zihnimin en görünür noktasına attı kendini. Bu anı ile birlikte kafam dikleşirken
"Amerika'daki son görüşmemizde sen nasıl arkanı dönüp gidebildin? O kadar kolay mıydı?" diye sordum. Kenn,sorduğum soruyla afallarken gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Gözlerini açarken yorgun bir ifadeyle bana bakmaya başladı.
"Beni tanımıyorsun. Yaşadığım şeyin ne olduğunu bilmiyordum."
"Evet, seni tanımıyorum." Dedim acımasız bir ses tonuyla.
"Beni alıp bir bataklığın içine attın. Sonra o bataklığın içinde benimle bir gece geçirmek için para teklif ettin. Peki sonra? Sonrası bu söylediklerimden daha karanlık, daha kötü. Evet! Haklısın... Bunları neden yaptığını anlayamayacak kadar seni tanımıyorum. "
"Hatamı fark ettim. Üstelik senin rızan dışında sana dokunmayacağımı söylemiştim." Kenn'in rahat bir şekilde söylediği söz üzerine çenem titredi ve ağlamamak için kendimi kastım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASUMİYET
Storie d'AmoreMasumiyet; bir genç kadının bedeninde değil yüreğinde yeşerdiğinde anlamlı oldu. Bir erkek masumiyeti o kadının gözlerine baktığında anladı. Değişmedi. Sadece gerçek benliğini bir kadının masumiyetinde buldu...
