Tahir Mavioğulları

228 10 0
                                        

İşlerim bitmiş, büfeye kahve içmeye gelmiştim. Hayatım yine tıkırındaydı. Herhangi bir sorunum yoktu ve ben buna rağmen eksik bir şeyler hissediyordum. Hayatıma baktığında bir eksiklik göremezdin ama eksikti işte. Daha sonra şunu farkettim ki uzun süredir günlüğümü boşlamıştım. Günlüğüme hayalimdeki kadını anlatırdım. Annem bana bir keresinde "Mutlu olmak istiyorsan, mutlu et. Daha çok mutlu olmak istiyorsan sadece bir kadını mutlu et. Kadınlar senin gönlünü eğlendirebilecek varlıklar değil, içlerinden birini seçip seveceğin varlıklardır. Sen öyle biri ol ki uğruna papatyaları feda etmesinler. Sevdiğini tamamiyle belli et. Grin olmasın ya beyaz ol parla, ya da siyah ol." demişti. O günden beri nerde kalbi kırılmış bir kadın görsem kötü adamlar aklıma gelir. Kötü adam olmak istemiyorum ve bunun için sadece tam anlamıyla sevebileceğim kadını bekliyorum. Kimilerine saçma geliyor ama bence olması gereken doğru bu.
Kahvem bitti ve içeri girmek için ayağa kalktım. O sırada Cenk'e rastladım. Kötü görünüyordu. "Ne oldu hayırdır?" dedim. "Hiç öyle canım sıkkın." dedi. Bir derdi vardı ama bunu benimle paylaşacak kadar yakın değildik. Üstüne gidip zorlamadım ve ben içeri geçtim. Hemen girişte bir çocuğa rastladım. Tahminen 3 ya da 4 yaşlarındaydı. Üşüyordu. Yırtık elbisesiyle, yalın ayak ayaklarıyla nerden geldiğini anlamadım. Etrafta kimseler yoktu. Eğildim ve "Adın ne bakalım senin?" dedim. Çocuk tir tir titriyordu ve birden bayıldı. Rutin kontrollerden ve psikologdan sonra çocuğun 3 gündür bir şey yemediği, ailesinden şiddet gördüğü ve zorla çalıştırıldığı anlaşıldı. Çocuğun minicik kollarında morluklar vardı ve sırtını açtığımızda açık yaralar ve muhtemelen bastırılmış sigara izmaritlerinin izi vardı. Bcaklarını ısırmışlar ve etleri dökülecek kadar çürümüştü. Bir insan evladı bunu nasıl yapabilirdi? İnsanlarda vicdan diye bir şey kalmamıştı. Çocuğu doyuduk ve sıcak bir yerde uyaması sağladık. Sabah çocuk esirgemeden geldiler ve o çocuğu daha güvenilir ellere teslim ettik. Bu olay beni çok etkilemişti ve birkaç hafta etkisinden çıkamamıştım. Eve gittiğimde direk yattım ve 2 gün aralıksız uyumuşum. Annemin sesiyle uyandım ve bende tirtir titriyordum. Kat kat örtmüştüm ve sıkıntıdan sıtma tutmuştu. Ayağa kalkacak halim mecalim yoktu. "Hadi kalk bir duş al, kendine gelirsin. Sonrada aşağıya yanıma gel." dedi annem. Zar zor yataktan çıktım ve güzel bir duş alıp aşağıya annemin yanına indim. Annem bana kuşburnu çayı demlemişti ve kuşburnu çayını ne kadar sevdiğimi bilirdi. Canım ne zaman sıkkın olsa, bir derdimin olduğunu farketse hemen kuşburnu çayı demlerdi. "Hadi anlat canım." dedi annem. "Anlatacak bir şey yok ki anne." dedim. Annem hiç inanmamış bir şekilde bana baktı. Olanları anlattım. Annemde çok üzülmüştü. "Ah yavrum el kadar çocuk, ne istediniz be zalimler." "Öyle işte anne, hiç acımaları kalmamış." dedim. "Neden kaldırmadınız beni anne?" "Denedik ama kalkmadın ki yavrum. Bizde anladık bir şeyler olduğunu karışmadık. Neyse kendine geldin mi sen? Nasılsın?" "İyiyim biraz daha senin bu güzel çayından sonra kötü olmak mümkün mü?" dedim. İçeriden babam geldi ve akşama misafir olduğunu dedemin ve babaannemin geleceğini söyledi. Hazırlık yapması için annemle hizmetlimiz Sibel'i mutfakta bırakıp terasa hava almaya çıktım. Burda biraz daha iyi olurdum.

Sahilde Bir BankBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin