IV

683 69 27
                                        

Toplantı bu akşamdı ve benim son dersimin bitmesine beş dakika vardı. Gitmeden önce son kez bizimkilerle konuşmalı ve eve gidip hazırlanmalıydım. Toplantılara sadece grup liderleri katılırdı. İlk önce yemek yenir daha sonra yuvarlak masanın etrafına yirmi lider toplanır, durum değerlendirmesi yapardı.

Yani Junmyeon'un anlattığı kadarıyla böyleydi. Yemeğe katılmayacaktım, yemekten sonra yapılacak olan konuşmaya gidicektim. Jiyoung öyle istemişti.

Hocanın dersi bitirmesi ile eşyalarımı toplamaya başladım. Çantamı sırtıma alarak kapıya doğru yürüdüm. Kapıdan çıkacağım sırada içeri giren biri ile burun buruna gelmem bir oldu. Bir kaç adım geri geçilip burun buruna geldiğim kişiye baktım.

"Önüne baksan iyi olur bücür. Sizin grubun üstlerinize yol vermekle ilgili sorunlarınız var." Onu tanıyordum. Bölge liderinin grubundaydı. Adı Yoongi olabilirdi, emin değildim.

Ona sadece bakıp yanından geçtim ama koluma dolanan el ile ilerleyemeden durdum.

Şöyle bir kural vardı. Bölge liderinin grubunda dahi olsan karşında bir lider görürsen saygı göstermek zorundaydın. Ne yazık ki o benim lider olduğumu bilmiyordu.

Kaşlarımı çatarak kolumu elinden kurtarıp ona baktım. O sadece sırıtarak yüzüme bakıyordu. Bir şey demeden arkamı dönüp yürümeye başladım. Sadece sabretmem gerekiyordu. Akşam yapılacak toplantıya kadar sabretmem gerekiyordu.

Eve gelmeden önce depoya uğrayarak grupla konuştum. Junmyeon benimle gelmek istemişti. Gelemezdi, bunu kendim halletmeliydim. Jiyong benden sanki her zaman toplantıya katılıyormuş gibi davranmamı istemişti.

Oraya gidecektim, oturacaktım ve konuları dinleyecektim. Konuşmam gereken yerde konuşacak, dinlemem gereken yerde dinleyecektim. Aralarında tek kadın bendim ve açıkçası bundan gurur duyuyordum. Bazıları tarafından hoş karşılanmayacaktı, bunun farkındaydım.

Kısa bir duşun ardından hazırladığım kıyafetime baktım. Siyah ceket elbisemi elime alarak giydim. Ayağıma da siyah topukluları giyerek aynanın karşısına geçtim. Saçlarım düzdü zaten fazladan bir şey yapmak istememiştim. Dudaklarıma da kırmızı rujumu sürdüğümde hazırdım.

Babam eşi ile akşam yemeğine çıkmıştı. Yani üvey annem ile. Zaten evde olduğum zamanlar pek odamdan çıkmazdım, evde olmadığım zamanlar ise depoda olurdum. O yüzden pek karşılaşmazdık. O kadının kötü biri olmadığını ve babamı mutlu ettiğini biliyordum. Bu yüzden sorun yoktu.

Telefonu elime alıp saate baktığımda yemeğin bitmesi az kaldığını fark ettim. El çantamı alıp içine gerekli şeyleri koyarken odamın kapısının tıklanması ile kapıya baktım.

Kapıyı çalan kişiye gelmesini söyleyerek çantamı hazırlamaya devam ettim. İçeri giren evin yardımcısına baktım. "Rahatsız ediyorum Bayan Kim, yemek yiyip yemeyeceğinizi sormak için gelmiştim."

Sabahtan beri yemek yemediğimi o an fark ettim. Şu an yemek yiyemezdim. Toplantıya yetişmem gerekiyordu. Ona bakarak, "Hayır, yemeyeceğim. Şimdi çıkmam gerek, babamlar geldiğinde dışarı çıktığımı söylersin." Kafası ile onaylayarak çıktı. Son kez boy aynamda kendime bakarak odamdan çıktım.

Arabam ile toplantının yapıldığı yere gelmiştim. Mekanın önüne baktığımda bir sürü koruma ve marka arabaların olduğunu fark ettim. Tabi ki bende kendi korumalarımla gelmiştim. Jiyong böyle şeylere bayılıyordu.

Giriştekilere bakarak gözlerimi devirdim. Arabayı süren korumam benden kapımı açması için komut bekliyordu. Telefonumdan gelen mesaj sesi ile dikkatimi oraya verdim. Yemek bitmişti ve Jiyong beni bekliyordu.

even if i die | namjenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin