VII

553 60 12
                                        

Jiyong görev için grupları seçmişti. Biz ve bölge liderinin grubu göreve görevlendirilmişti. Bunu neden yaptığına dair hiçbir fikrim yoktu. Bunca zaman bir kere bile o grupla göreve çıkmamıştık.

Ne yapmaya çalışıyordu, anlayamıyordum. Bir yandan da bölge liderinden uzak durmak istedikçe şartlar pek yardımcı olmuyordu. Onun yanındayken kendimi hiç hissetmediğim kadar gergin hissediyordum ve bu durum hiç hoşuma gitmiyordu.

O grup ile görevlendirilmemiz tahmin ettiğim gibi bizimkiler tarafından hoş karşılanmamıştı. Adamı öldürmeye giderken birbirlerini öldürmeseler fena olmazdı aslında. Tek isteğim kazasız belasız görevi halletmekti. Yoksa diğer türlü Jiyong'un hoşuna hiç gitmezdi ve benim görevim bunun olmamasını sağlamaktı.

Yarışın olduğu yere yaklaşınca telefonumu çıkartarak saate baktım. Yarışın başlamasına daha yarım saatten fazla vardı. Her zaman durduğumuz yere giderek, Jongin'in arabasının yanına kendiminkini park ettim. Yan koltukta duran deri ceketimi alarak arabadan indim.

Ceketimi giyerken bizimkilerin yanına yürümeye başladım. Bugün diğer günlere göre daha kalabalık olduğunu fark ettim. Ya da ben gelmeyeli yarışlar insanların daha çok dikkatini çekiyordu. Grubun yanına ulaştığımda kendi aralarında konuşuyorlardı. Bir şey demeden etrafı incelemeye başladım.

Hyunwoo gün geçtikçe bu konuda kendini geliştiriyordu. Çevre bakımlıydı ve insanların izlemesi için yeni oturma yerleri, iddia oynanması hatta yemek yenmesi için yerler vardı. Hepsi yepyeni duruyordu. Bu da ortamın daha güzel gözükmesini sağlıyordu. Etrafıma bakmaya devam ederken tam karşımda olan grubu görmem ile dona kaldım. "Onların burada ne işi var?" sorduğum soru ile yanımdakiler konuşmayı bırakıp bana odaklandılar.

Minseok yanıma yaklaşarak, baktığım yere baktı. "Sanırım artık araba yarışlarına ilgi duymaya başladılar."

Şaşırmıştım çünkü onlar araba yarışlarına katılmazlardı. Daha çok motor yarışlarına katıldıklarını ve katıldıkları yarışları kazandıklarını biliyordum. Araba yarışlarını arada bir izlemeye geldikleri olmuştu ama tüm grup değil. Eğer tüm grup geliyorsa demek oluyor ki gruptan biri yarışa katılacak.

Onlara bakmaya devam ederken bölge lideri konuştuğu kişiden kafasını çevirerek bizim olduğumuz yere baktı. Göz göze geldiğimiz de sırıtarak başıyla selam verdi. Selamına karşılık vermeden kafamı çevirdim. Beni sinirlendirmeye çalıştığının farkındaydım. Beni asıl sinirlendiren bunu başarmasıydı.

Önüme döndüğümde Lisa'nın arkama şaşırarak baktığını fark ettim. Diğerlerine baktığımda tek şaşıranın Lisa olmadığını gördüm. Arkama döndüğümde Jiyong ve grubunun arabadan iniyorlardı. "Yok artık. Jiyong'un yarışlara geldiği günleri de mi görecektik?" diyen Jongin'e hak verdim. Jiyong'un yarışlara daha önce geldiğini hiç görmemiştim de duymamıştım da.

Jiyong Hyunwoo'nun yanına giderek el sıkıştılar. Herkes doğal olarak ona bakıyordu. Bir kaç adım öne gelerek herkes gibi ona bakmaya devam ettim.

Hyunwoo ile el sıkıştıktan sonra geri çekilerek etrafa göz gezdirdi. Gözleri benimle buluşunca yanıma yürümeye başladı. Herkesin şu an tek odağı bizdik. Bana doğru yürürken onu süzmeden edemedim. Her zaman ki gibi simsiyah giyinmişti. Kafasına taktığı şapkası gözlerini gölgeliyordu ama o bakışları nerede görsem tanırdım.

Yanıma ulaştığında saygıyla önünde eğildim. "Yarışlara tekrardan katılmanı görmek beni mutlu etti. Senin gibi bir yetenek pistlerden mahrum kalmamalı."

even if i die | namjenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin