VI

638 60 8
                                        

Şaşırdığımı belli etmeyerek ona doğru bir kaç adım attım. Deponun ortasında durmuş bana bakıyordu. Kollarımı göğsümün altında bağlayarak bende ona baktım.

"Neden burda olduğunu sorabilir miyim?"

Birimizin konuşmaya başlaması gerekiyordu. Bana biraz daha yaklaşarak önümde duran sandalyelerden birine oturup, bir ayağını dizinin üstüne koyarak kafasını kaldırıp bana baktı. Kaşlarımı kaldırarak ona anlamsızca baktım. Ne yapmaya çalışıyordu?

"Sadece konuşmaya geldim. Saldıracakmış gibi bakmaktan vazgeç." O söyleyene kadar öyle baktığımın farkında değildim.

Masanın yanında duran sandalyelerden birini çekerek karşısına oturdum. "Gözetimim altında olan grubun asıl liderisin ve ben senin hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Bana bilmedilerimi açıklarsın diye düşünmüştüm."

Asıl kelimesini bastırarak söylediğini fark ettim.

Ona şüpheyle baktım. "Hakkımda merak ettiğin bilgileri eminim ki dosyamdan öğrenebilirsin."

Bütün gruplar hakkında dosyalar tutulurdu. Dosyalarda hakkımızda ki her bilgi vardı. Ordan kolaylıkla ulaşabilirdi. Gülerek saçını düzeltti. Gamzeleri olduğunu fark ettim, derin çukurlu gamzeleri vardı. Dikkatimi bozmasına izin vermeden cevap vermesini bekledim.

"Dosyana baktım zaten ama cevaplarını bulamadığım sorular var. Mesela liderliğin neden şimdi açıklandı? O kadar yıl sonra neden şimdi?"

İnan bana bunu bende çok merak ediyorum. Ona sorunun cevabını bilmediğimi belli etmemeliydim. Ona güvenmiyordum, haliyle eline koz vermek de istemiyordum. "Böyle olması gerekti."

Dirseklerini dizlerine koyarak yüzünü bana doğru yaklaştırdı. "Bu sorumun cevabı değil."

Buraya sadece sorular sormaya gelmediğinin farkındaydım. Amacı neydi? "Ama benim ağzımdan alabileceğin tek cevap bu." diyerek hareketinin aynısını tekrarladım. Bir süre sadece yüzüme baktı. Hareket etmeden, hiçbir şey söylemeden sadece baktı.

"Benimle nasıl konuşacağını öğrensen iyi olur küçük." Tek kaşımı kaldırarak ona baktım. Yüzüne biraz daha yaklaşarak, "Sen tehdit etmekten başka bir şey bilmez misin?" dedim.

Gülerek bana bakmaya devam etti. Şu şekilde gülmesi yüzüne yumruk atma isteği uyandırıyordu insanda. Yüzünü ilk defa bu kadar yakından görüyordum ve yüz şeklinin gerçekten dikkat çekici olduğunu fark ettim.

Birbirimize bakmaya devam ederken deponun kapısı açıldı. Geri çekilerek içeri giren Baekhyun ve Sehun'a baktım. Şaşırmış bir şekilde bize bakıyorlardı. Ayağa kalkarak ondan bir adım uzaklaştım. O da sandalyesine sırtını yaslayarak omzunun üstünden onlara baktı.

Baekhyun neler olduğunu anlamayarak direk olarak bana baktı. "Bir sorun mu var lider?"

Bölge lideri Baekhyun'un sorusuna sırıtarak bana baktı. Ona sadece gözlerimi devirdim. Sevimsiz şey. Baekhyun ve Sehun'un hala aynı şekilde bize baktıklarını fark ettim.

Toparlanarak, "Anahtarları getirdiniz mi?" diye sordum.

Umarım bir bahane üretmezlerdi. Sehun cebinden iki tane araba anahtarı çıkardı. Ona doğru yürüyerek anahtarları aldım.

"Yedeklerini çıkarmadınız değil mi?" Kafalarını 'hayır' anlamında salladılar. "Güzel. Bu arada ben size geri verene kadar gelip istemeyin. Bu verme süremi biraz daha uzatabilir."

even if i die | namjenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin