Her zaman ki oturduğumuz çardakta bizimkilerle birlikteydim. Dün gece yapılan toplantıyı düşünüyordum. Bazı liderler hiçbir şey dememişti ama bazı liderler ise örnek Jaebum gibi bu durumdan hiç hoşnut olmamışlardı. Bunu zaten tahmin ediyordum ve bu saatten sonra yapıcak bir şey yoktu. Liderliğime eskisi devam edecektim.
Kafamı koyduğum masadan kaldırıp etrafıma baktım. Otoparkın girişinde bölge liderinin grubunu gördüm. Bizim olduğumuz tarafa bakıyorlardı. Kaşlarımı çatarak kafamı yanıma çevirdim.
Bizimkiler de onlara bakıyordu. Bu bakışmayı biliyordum. Bu kavga çıkacak demekti. Oturduğum yerde dikleşerek karşıya bakmaya devam ettim.
Junmyeon'un sesini duymam ile omzumun üstünden ona baktım. "Liderliğini açıklaman pek hoşlarına gitmemiş anlaşılan."
Cevap vermeyip kafamı ondan çevirerek önüme döndüm. Sehun ve Baekhyun masadan kalkarak bize yaklaşan gruba yöneldi. Arkalarından ayağa kalktım. Olay çıkmasına izin veremezdim. Hele de o olaydan sonra bölge liderinin beni azarlamasına. İsimlerini seslenerek bana bakmalarını sağladım.
Oldukları yerde durarak bana baktıklarında karşı taraftan daha önce yanlarına ulaştım. Lalisa, Rosé, Junmyeon, Jongin ve Sooyoung'un da masada kalkarak arkamdan geldiğini fark ettim.
Sehun'un koluna tutarak, "Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?" diye azarladım onları. Karşımda laftan anlamaz beş yaşında çocuk vardı sanki. Ben onları durduruna kadar bölge liderinin grubu yanımıza geldi.
İnsanlar önünde ilk defa grubu temsil edicektim ve böyle bir olay ile olmasını istemiyordum. Sehun'un önüne geçerek gelen gruba baktım. Bölge lideri yoktu ama bu bir yerlerden çıkmayacağı anlamına gelmiyordu.
Önümdeki kişiye kaşlarımı kaldırarak konuşmasını bekledim. Dün sınıftan çıkarken koluma yapışan çocuktu.
"Liderliğini tebrik etmeye geldik. Ne bu gerginlik?" diyerek kışkırtıcı bir şekilde arkama doğru baktı. Ne yapmaya çalıştığının farkındaydım. Beni zor durumda bırakmaya çalışıyordu.
Dikkatini bana vermesi için hafif öksürdüm. Kafasını bana çevirdi. Ağzımı açtığım sırada bölge liderinin yanımıza gelmesi ile ağzımı geri kapadım. Yine bir yerlerden çıkmıştı ve bahçede ki herkes bize doğru bakıyordu. İşte bunu istemiyordum.
Benim önüme gelerek durdu. Kafasını hafif eğerek bana baktı. "Bu grubun neden bu kadar disiplinsiz olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Başlarında asıl olan kişi onlardan farksız değil."
Gülerek ona baktım, sinirlenmiştim ama belli etmemeliydim. Beni Junmyeon sanıyorsa yanılıyordu. Bölge lideri olması bana ve grubuma laf ettiği gerçeğini değiştirmiyordu.
Ona doğru bir adım atarak aramızdaki boşluğu kapattım. Kafamı biraz daha kaldırarak ona baktım.
"Bende bu grubun neden bu kadar saldırgan olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Başlarındaki kişi tasmalarını sıkıp onları dizginliyemiyor anlaşılan."
Evet bunu demiştim. Herkesin önünde onlara hakaret edip, onu sinirlendirmeyi başarmıştım.
Kafasını biraz daha indirip yüzüme yaklaştı. "Bana bak küçük, Jiyong'un senin arkanda olmasından cesaret aldığının farkındayım ama unutma burdayken senin liderin benim."
Haklıydı, burdayken onun gözetimi altımdaydım ve bana isterse ceza verme hakkı bile vardı ama bu benim biraz bile umrumda değildi. Beni ve ailemi bu şekilde sıkıştıramazdı.
"Lider gibi davran o zaman. Kendi gözetimindekileri ezerek lider olduğunumu sanıyorsun."
Tam hatırlayamıyordum ama bir dedikodu vardı. Liderliğine laf edildiğinde çok sinirlendiğini duymuştum.
Kafasını benden uzaklaştırarak bana tepeden baktı. Sadece baktı ve arkasını dönerek okula doğru yürüdü. Grubuda onu takip ederek okula girdiler. Şaşırmıştım çünkü bir şey demesini bekliyordum.
Gitmelerinden sonra arkamı dönerek Sehun ve Baekhyun'a baktım. "Arabalarınızın anahtarlarını verin." Bunu beklemiyorlardı ama benimde bir sabrım vardı bu kaçıncıydı. "Hemen." diyerek bağırdım.
Çevrede ki bazı kafaların dönüp bize baktığını fark ettim. Yeterince ağızlarına laf vermiştik zaten. Anahtarlarını çıkarıp verdiklerinde, "Uzun bir süre göremeyeceğinizi bilin." diyerek oturduğumuz masaya yöneldim.
Sehun arkamdan koşarak gelerek, "Lider yapma, yalvarırım. İki gün sonra yarışlar var. İnsanlarla iddiaya girdim kaybedemem, lütfen." diyerek, ciddi anlamda, yalvardı.
Yarışları biliyordum. Arada bir bende katılıyordum ve Sehun ile Baekhyun için ne kadar önemli olduğunu biliyordum.
"Sizi uyarmıştım. Bir kere de değil. Laf dinlemenize yardımcı olur belki."
Çantamı alarak okula doğru yürüdüm. Kusura bakmasınlar ama benim de bir sabrım vardı.
Okuldan sonra depoya gitmiştim. Biraz kafamı dinlemek istiyordum. İşleri yoluna koymam ve Jiyong'un güvenini kaybetmemem gerekiyordu. Jiyong'un Min Joon görevini bize vereceğini biliyordum. Asıl önemli olan bizim yanımızda hangi grubun geleceğiydi? Bunun için çocukları toplayıp konuşmam gerekiyordu.
Oturduğum sandalyemde kollarımı yukarı kaldırarak gerindim. Kaç gündür sadece bir kaç saatlik uyku ile duruyordum. Geceleri pek uyuyabildiğim söylenemezdi. Bu duruma alışkındım ama görevden önce biraz yatıp dinlenmem gerekebilirdi.
Okuldan çıktıktan sonra Baekhyun'a mesaj atıp arabalarının yedek anahtarlarını da istemiştim. Kurnazlardı, biliyordum. Akıllanmaları için biraz sürünmeleri gerekiyordu.
Küçük çocuk gibi hala ceza veriyordum, asla büyümeyeceklerdi. Alt kattan gelen deponun açılman sesi ile irkildim. Baekhyun gelmiş olmalıydı.
Oturduğum sandalyeden kalkarak alt kata inmek için kapıya doğru yürüdüm. Merdivenleri inerken, "Kendinizi zeki sanarak umarım başka bir anahtar çıkarttırmamışsınızdır." diye Baekhyun'a seslendim.
Merdivenleri indiğimde deponun girişine gelerek, gelen kişinin Baekhyun veya Sehun olmadığını fark ettim. İşte başlıyoruz. Bölge liderinin burada ne işi vardı?
----
vote🖤
ŞİMDİ OKUDUĞUN
even if i die | namjen
Fanfiction"Bugün yaptığın şey savaş sebebi biliyorsun değil mi?" Cevap vermeden öylece durdum. Söyleyeceklerinin devamını bekledim. "Ve sen bu savaşı çoktan başlattın, küçük." Elini belimden çekerek son kez bile bakmadan benden uzaklaştığında bir an boşlukta...
