"Bugün yaptığın şey savaş sebebi biliyorsun değil mi?"
Cevap vermeden öylece durdum. Söyleyeceklerinin devamını bekledim. "Ve sen bu savaşı çoktan başlattın, küçük."
Elini belimden çekerek son kez bile bakmadan benden uzaklaştığında bir an boşlukta...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Namjoon duşunu alarak banyodan çıktığında oturduğum yerde doğruldum. "Seni öldürmek isteyen bir adamın ayağına gitmenin mantıklı bir plan olduğunu düşünmüyorum."
Elindeki saç havlusunu uzatırken yatakta yanıma oturdu. "Beni öldürmek isteyen adam neredeyse seni öldürüyordu."
Havluyu elinden alıp dizlerimin üzerine kalktım. Saçlarındaki fazla suyu alarak kurutmaya başladım. Söylediği şey doğruydu ama Jackson'ın karşısına çıkmam gerekiyordu. Onew'a yaptığı şey yanına kalmayacaktı. Bir söz vermiştim ve bu sözümü tutacaktım.
"Onunla yüzleşmeliyim." Saçını kurulamayı bitirdiğimde geri çekildim. "Bunu biliyorsun."
Bana döndü. Havluyu elimden alarak yatağın kenarına attı. "O adam sana zarar verdi. Sana vurdu. Benim de onunla yüzleşmek için sebeplerim var."
Çıplak olan göğsünden akan su damlasına baktım. Uzanıp su damlasını parmağımla durdurdum. İkimizinde kendince sebepleri vardı. Bana vurması umrumda bile değildi. Birinden ilk defa dayak yemiyordum. Onew'a yaptığı şeyin, hayatını bitirmiş olmasının affedilir bir yanı yoktu. Kafamı kaldırıp ona baktığımda gözlerime baktı. Jackson Namjoon'u öldürmek için ortaya çıkmasını bekliyordu. Onu kaybedemezdim.
"Bir şey olmayacak. Öğrenmemiz gerekenleri öğreneceğiz. Ben onu öldürene kadar döveceğim. Sende ne yapmak istiyorsan onu yapacaksın." Elini belime atarak kendine yaklaştırdı. "Mükemmel bir plan."
Kucağına oturduğumda diğer elimi de omzuna koydum. "Pek iyi bir plan olduğunu düşünmüyorum."
Gamzesini göstererek sırıttığında gülümsememe engel olamadım. Gamzelerini çok seviyordum. "Öyle mi?"
"Hı hı."
Yaklaşarak dudağımı öptü. Kollarımı boynuna doladığımda karşılık vermek için uzandığımda kapı hızla açıldı. "Müsait değillermiş!"