IX

571 65 11
                                        

Arabamdan inerek daha önce gelmediğim hatta yerinden bir haber olduğum depoya doğru yürüdüm. Jiyong ile olan konuşmamızdan yani daha çok beni tehdit etmesinden sonra demek daha doğru olur.

Kısaca dün geceden sonra uyumayıp görev için plan hazırlamıştım. En ince ayrıntısına kadar düşünmüştüm. Zaten bu aralar pek iyi uyuyabildiğim söylenemezdi ve bu uykusuzluk beni deli ediyordu ve tek isteğim biraz uyumaktı ama şu an görevden başka bir şey düşünme gibi bir lüksüm malesef ki yoktu.

Şimdi ise planı gözden geçirmek için bölge liderinin deposuna gelmiştim. Tek umduğum plan için sorun çıkartmamasıydı. Hala onlarla birlikte göreve çıkacağımızı bilmek canımı fazlasıyla sıkıyordu. Kapıda duran arabalardan bizimkilerin benden önce geldiğini anlamıştım.

Kapıya gelerek yavaş adımlarla içeri girdim. İçeri girmemle kapının yanındaki duvara bir bedenin çarpması bir oldu. Bir adım gerileyerek oraya baktım. Sehun sinirden alev alan gözleriyle Jungkook'a bakıyordu ve Jungkook ise elleri ile Sehun'un boğazını, öldürmek istercesine sıkıyordu. Sehun pek etkilenmemiş bir şekilde duruyordu ama yüzü yavaş yavaş kızarmaya başlamıştı.

Şaşkınlığımı atlatıp Jungkook'un ellerine yapışarak Sehun'dan uzaklaştırmaya çalıştım. Pek başarılı olduğum söylenemezdi ama en azından birazcık uzaklaştırabilmiştim. Kendi gruplarından Jimin ve Hoseok'un gelip Jungkook'u kollarından çekmesi daha etkili olmuştu.

Dönüp Sehun'a baktığım da ellerini dizlerine koyarak öne eğildi. Nefes almakta zorlanıyor gibiydi.

Yanına yaklaşarak ayakta durmasına yardım ettim. "Ciddi olamazsın. Arabanı almam yetmemiş anlaşılan."

Şu an Sehun'un beni pek umursadığı söylenemezdi. Şu an tek odağı Jungkook'tu. Birbirlerinden ne alıp veremedikleri vardı hiçbir zaman anlamayacaktım.

Sehun ve Jungkook arasında ki kavga her zaman farklıydı. Aslında grupların anlaşamamasının başlangıcı onlar yüzünden olmuştu. Birbirlerinden kelimenin tam anlamıyla nefret ederlerdi. En ufak bir hareketlerinden birbirlerinin yakalarına yapışırlardı ama Sehun'u ilk defa bu kadar öfkeli görmüştüm.

Sehun Jungkook'a yaklaşıp ayağının dibine tükürdüğünde Jungkook kollarını Jimin'den kurtarak Sehun'a doğru atıldığında ikisinin arasına girdim. Ellerimi ikisininde göğsüne koyarak birbirlerinden uzaklaştırmaya çalıştım.

Sehun'u yeterince uzaklaştırdığımda Jungkook'a dönerek iki elimle onu ittim. Bir kaç adım geriledikten sonra üstüme doğru yürüdüğünde parmağı kaldırarak ona salladım. "Yaklaşma."

Jungkook daha fazla adım atmadan olduğu yerde durarak bana baktı daha sonra Sehun'a bakarak arkasını dönüp merdivenlere yöneldi. Jimin'in arkasında duran Minseok, Kyungsoo ve Irene'e baktım. Benim olmadığım yerde gruptan onlar sorumluydu. Benim yokluğumda beni temsil eden onlardı ve iki tane çocuğu tutamamışlardı. Irene özür diler gibi baktığında umursamadan arkama döndüm. Onları daha sonra halledecektim.

Sehun arkamda durmuş ifadesiz bir şekilde yere bakıyordu. Kolundan tutarak dışarı sürükledim. Canıma tak etmişti artık. Beni daha kaç defa zor durumda bırakabilirlerdi bilmiyorum. Dışarı çıktığımızda Sehun'u kolundan ittiğimde dengesini kayberek yere düştü.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen! Dur dememe rağmen hala neden onlarla uğraşıyorsun!"

Hiçbir şey demeden sadece baktı. Ellerimi saçlarıma daldırarak derin nefes aldım. Göreve gitmeden böylelerse orada birbirlerini öldürürlerdi herhalde. Bölge lideri etrafta görünmüyordu ama bu olayı öğenince beni sıkıştırmayacağı anlamına gelmiyordu. Onun sürekli gruba laf etmesinden bıkmıştım ama her seferinde laf etmesi için sebepleri önüne altın tepsi ile sunuyorlardı.

even if i die | namjenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin