2. Bölüm: Okul

8.2K 594 115
                                        


 Hareketli bir sabahın ardından herkes eşyalarını toplamış ve kendilerini evin önüne atmışlardı. Büyük bahçenin hemen dışında biri Toprak'a diğeri ise Cenk'e ait olan iki otomobil özenle park edilmiş şekilde kendilerini bekliyordu. 

 Erdem ve Mete eşyaları hızla Toprak'ın arabasına yüklemeye başlamışlardı. Tüm bu acelenin sorumlusu Liva ise suratını asmış, bahçedeki incir ağacının altına sinmişti. Kendine birkaç beden büyük gelen mavi montunun içinde iyice kaybolmaya çalışır gibi bir utangaçlıkla, küçük küçük elindeki simidi kemiriyordu. Hazırladığı kahvaltı beğenilmeyince morali bozulmuş, sonra herkes kahvaltı sofrasındayken kendisi koltukta somurtmayı tercih etmişti. Gururu her şeyden önce gelirdi, açlıktan ölse dahi o sofraya oturmazdı. Ama Cenk onun 'her şey' kalıbının dışında olduğu için zorla eline tutuşturulan simidi tabii ki reddedetmemişti.

 Cenk, kapıyı kilitleyip son bir defa evle bakıştıktan sonra herkese başıyla bir işaret vererek arabalara yerleşmelerini sağladı. Toprak kendi arabasına tek başına binerken diğerleri Cenk'in arabasına doluşmuştu. Mete sürücü koltuğunun yanında, diğerleri ise Rüzgar'ı ortada bırakacak şekilde arka koltuğa oturmuştu. Kısa bir süre içinde arabalar çalışmış ve yola koyulmuşlardı.

 Hepsi aynı okulda okuyor ve hep beraber mezun olamıyorlardı. 

 Sadece Cenk, zamanında mezun olabilmişti. Sürülerine ait olan deniz kenarında güzel bir restoran sahibiydiler. Sürekli sınıfta kalmalarının ardından alfaları hepsinin okulunu dondurtmuş ve zorla bir sene çalışmalarını sağlamıştı. İki hafta içinde hepsi pişmanlıklarını dile getirmiş olsalar da bu Cenk'i ikna etmeye yetmemişti. Hayatlarının en zor bir senesinin ardından hevesle okullarına dönmüşlerdi.

 Ders günlerinde kendi yoğun programını her daim göz ardı ederek sürüsünü okula bırakırdı Cenk. Hepsinin güvenle ulaştığına emin olduktan sonra da hastaneye dönerdi. Direksiyonu sıkıca kavrarken arkada kendi halinde oturan üçlüye kısa bir bakış attı, konuşmaya hazırlandı.

 ''Geçen sene okulda olmadığınız için bilmiyor olabilirsiniz ancak okuldan uzaklaştırılan bir sürü vardı. Bu sene cezaları bitmiş olmalı, hepinizin dikkat etmesini istiyorum'' diye küçük bir uyarıda bulundu.

 Herkesten kendini onaylayan mırıltılar yükselirken memnun bir şekilde önüne dönmeyi hayal etmişti Cenk ancak bu düşüncesi sadece hayal olarak kalmıştı. Tam olarak tahmin ettiği gibi... 

Sıkıntıyla bir nefes alıp gözlerini aynadan kendine ifadesizce bakan yeşillere sabitledi Cenk. ''Rüzgar, birden fazla alfayla yalnız kalırsan ne yapıyorsun?''

 ''Benim beş tane abim var diyerek üzerle-''

 ''Rüzgar!'' 

 Arabanın içinde yankılanan kalın ses ile herkes, hafiften oturduğu yere sinince konunun başından beri ifadesiz duran Rüzgar da gerilmesine engel olamamıştı. Memnuniyetsiz bir ifadeyle yüzüklerle süslediği sağ elini yavaşça kaldırarak diğer elinin işaret parmağıyla kalın görünümlü bir yüzüğü gösterdi.

 ''Hızla hapımı alıp kokumu bastırıyor ve ortamdan uzaklaşıyorum.''

 Sesi düşündüğünden daha kısık çıkınca boğazını temizleyip aynadan hala kendine bakan ve ifadesi yumuşamamış koyu gözlere döndü Rüzgar. Bu kısmı hoşuna gitmese de Cenk'in ısrarlı bakışlarına karşı pes etti, boğazını temizleyip, ''Ve hiç kimseye cevap vermiyorum'' diye ekledi. 

 Son söylediğiyle aynadaki gözler kendini serbest bırakırken kollarını göğsünde kavuşturarak geriye yaslandı omega.

 Nefret ediyordu.

 Böyle durumlarda kendi vücuduna söz geçiremediği için omega olmaktan nefret ediyordu. Normalde asla sessiz kalıp kaçmazdı. Ancak konu feromonlar olunca elinden hiçbir şey gelmiyor ve kaçıp sürüsüne sığınmak zorunda kalıyordu. 

 Arabanın durmasıyla okula geldiklerini fark etti, omega olmaktan nefret etmeye ara verdi Rüzgar. Herkes arabadan çıkmış ve sıraya dizilip okulu incelemeye başlamışlardı. Hepsinin aklından, geçen sene çalıştıkları mutfak, temizledikleri zeminler ve camlar geçmeye başlamıştı, emindi. 

 Arkalarında duran arabanın sesiyle Toprak'ın da geldiğini anlamışlardı. 

 ''Kaçtım ben!'' 

 Bağırarak yanlarından uzaklaşan Liva'nın sesiyle, herkes zaten geç kaldıkları dersleri için ayrılmaya karar verdi. Liva bale öğrencisiydi. Bu sebeple ara vermenin cezasını en çok onun bedeni çekiyordu. 

 Toprak ve Erdem de müzik bölümünün olduğu binaya doğru yola koyulunca derin bir nefes alıp çantasına sarıldı Rüzgar, Mete'yi takip etmeye başladı. İkisinin erken saatte dersleri olmadığı için okulun en sevdikleri bölümü olan kafeye gitmeye karar vermişlerdi. Bu yüzden, Cenk'le hızlıca vedalaşıp yer yer karlarla kaplı yolda yürümeye başladılar. 

 Rüzgar kendini beğeniyle süzen bakışlara odaklanmamaya çalışarak gözlerini direkt kafeye sabitlemiş yürüyordu. O sırada gözleri farkında olmadan kafenin açık alanında oturan bir gruba kaydı; soğuğa aldırmadan sandalyelerde yayılarak oturmuş, kendi aralarında konuşuyorlardı.

 Onlara yaklaştıkça masadan yayılan yoğun sigara kokusunun arasından farklı kokular da geldiğini hissetti Rüzgar, bedeni kendilinden, korkuyormuş gibi kasılmaya başladı. Gözlerini acilen oradan çekmesi gerektiğinin farkına vardı. 

 Fakat geç kalmıştı.

 Bakışlarını çekmeden hemen önce, sanki bir şekilde anlaşmışlar gibi tüm gözler aniden üzerine dönmüştü. Hızlanan kalp atışlarıyla farkında olmadan yanındaki bedene yaklaşmış ve içinden kendine çeşitli küfürler armağan etmeye başlamıştı omega. 

 Keskin feromonlardan habersiz olan Mete, kendine sığınan gencin yakınlaşmasını sigara kokusuna bağlamış ve elini uzatıp soğuktan buz kestiğini düşündüğü eli hemen kendi elinin arasına alarak adımlarını hızlandırmıştı. 

 Sıcak kafeye girince ise hemen boş bir masaya yerleşmişlerdi. 

 ''Kahve alıyorum?''

 Mete'nin sorusuyla başını hızla aşağı yukarı salladı Rüzgar, hala sıkı sıkı tuttuğunu fark ettiği eli yavaşça kendine çekti. Dışarı bakmamaya özen göstererek camla kaplı duvarları arkasına alacak şekilde oturmuştu.

 Derin derin nefes alıp kendini sakinleştirmeye çalıştı. Başarılı olamadığını fark edince ise çantasından aceleyle, rastgele bir defter ve kalem çıkarıp karalamaya başladı. Kendini bir an önce, içine düşmek üzere olduğu anlamsız korku çukurundan uzaklaştırması gerekiyordu.

 Fakat altı çift kırmızı gözün, hala üzerinde olduğunu hissederken de yanılmadığını çok iyi biliyordu.

METANOIA - BLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin