57. Bölüm: Şişenin Dibi

3.5K 283 116
                                        

 The party don't start till I walk in...

 İyi seyirler!

...

 Metal kapının kapanmasının ardından dış dünyadan ayrıldıkları belli oluyordu. Tek duydukları olan müzik sesi, kuvvetli basları ile tüm vücutlarında çalınıyormuş gibi hissettiriyor, içeri gireni tamamen etkisi altına alıyordu. Işıklar ise kırmızı, mor, mavi şeklinde müziğin alçalıp yükselmesiyle renk değiştirerek kalabalıkla beraber dans ediyordu. Her türden insan içlerindeki kurtları serbest bırakmışçasına eğleniyor, dans ediyordu. 

 Bazıları çıplak bazıları ise yarı çıplak olan çılgın kalabalık hiç yabancı değillermiş gibi aralarından geçerken kendilerine sürtünüyor, yer yer direklerin süslediği masalarda dans eden dansçıları izliyor ve bağıra çağıra onlara eşlik ediyorlardı.

''Umarım şu an yaşadıklarım sadece rüyadır'' diye mırıldandı Mete, rahatsızlığını gizlemeyen bir ifadeyle etrafı izlerken.

Cenk, Rüzgar kalabalığa temas etmesin diye omegayı iyice sarmış, gidecekleri yere yönlendiriyordu. Birkaç adım sonra bar tezgahının hemen yanındaki locada gördükleri alfalarla adımlarını yavaşlattılar.

Yüz ifadelerinden onların da haberleri olmadığı belli oluyordu. Levent hemen hafifçe gülümseyip yavaş yavaş kendilerine adımlamaya başladı. Bu sırada dalgınca yeri izleyen Ediz ve Efe de yaslandıkları yerden ayrılırken Polen, iki müşteriye elindeki bardakları fırlatırcasına atıp heyecanla locaya koştu. Atlas da bir direğe yaslanmış, aynı şaşkın ifadeyle gelen sürüye dönmüştü.

 ''Hoş geldiniz!'' diye kollarını iki yana açarak seslendi Levent.

 Herkes tepkisizce beklerken Cenk derin bir nefes alıp bir süre sonra elini uzattı. Levent gülümsemesini korurken kollarını indirmeden omuz silkti. Ardından bir elini uzatıp kendine uzatılan eli sıkıca kavrayıp selamladı.

 Mete hala kendi kendine sessizce 'şaka olsun' diye mırıldanırken diğerleri de hareketsizce alfaları süzüyor, sadece kendi alfalarından gelecek yönlendirmeyi bekliyordu; düşünecek, yapacak daha iyi bir alternatif gelmiyordu çünkü akıllarına, hiçbiri burada olmak istemiyordu. Rüzgar kendi alfasıyla göz göze gelince onun da buluşmadan haberi olmadığına emin oldu. Atlas da mahçupça gülümseyip ne yapacağını bilemezcesine omuz silkmişti gözleri buluştuğu an.

 ''Buyurun'' diyerek arkalarındaki geniş locayı işaret etti Levent. Kendi sürüsü yüksek masanın başına ilerlerken Cenk de onlara ayak uydurup omzunun üzerinden baktı, arkasındaki sürüsüne gelmelerini işaret etti. Sessiz geçen birkaç dakikanın ardından kimse itiraz etmeden denileni yapmış, sonunda herkes çeşitli atıştırmalıklar ve içkilerle dolu masanın başına yerleşmişti.

 Levent, Efe'ye başıyla DJ kabinindeki Atakan'ı işaret edip ''Hala ismini hatırlıyorken getirin şunu'' diye kısıkça emir verdi. Sarı gözlü genç bir yandan kalabalığı coştururken bir yandan da elindeki şampanyayı üzerine saçıyor, çevresindeki omega olduğu belli olan gençlerin kendini yalamalarına izin veriyordu.

 Efe aceleyle masadan ayrılınca Polen boş bardakları hızla doldurmaya başladı. Levent ağzına bir üzüm atıp ''Resmi işleri konuşmuşsunuzdur diye düşünüyorum'' diye konuşmaya başladı. ''Bundan sonra hem restoranınız hem de evlerinizin etrafı bizim korumamız altında. Adresleriniz alınıp adamlarımız yerleştirildi. Ha'' diyip bardağıyla Rüzgar'ı işaret etti. ''Sizin hariç. Ben ısrar ettim ama Atlas belamı sik-pardon, üslup. Neyse işte zaten ikinize karışmıyoruz. Şüpheli bir şey fark edersek hemen haber vereceğiz. Bana kalsa hemen hallederiz de Cenk Bey haber vermemizi istedi.''

METANOIA - BLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin