12. Bölüm: Arkadaş

4.8K 443 129
                                        


 ''İşte bu benim önümde diz çöktü yalvarıyor. 'Dur Mete, yaptım bir hata sen büyüklük göster' diyor.'' 

 Mete, ileri boyutlara taşıdığı abartılı anlatımıyla okuldaki kavgayı aktarıyordu. Bu sırada Liva Mete'yi, Toprak ise Ediz'i canlandırarak ufak bir tiyatro şöleni sunuyordu. Rüzgar, mutfaktaki ufak masanın sandalyelerinden birine oturmuş, kıkırdayarak arkadaşlarını izliyordu.

 Cenk, Erdem'le beraber pişmekte olan yemekleri kontrol edip sürüsüne döndü. İki günlük sessizliğin ardından arkadaşlarının neşeli halleri keyfini yerine getirmişti. Daha sonra Mete ile göz göze gelince abartılı anlatımlar bir anda durdu. 

 Mete susunca aktörler de olduğu yerde kalmıştı haliyle.

 ''Şimdi bir de esas olayı dinleyelim,'' diye uyardı Cenk.

 Bu sırada işlerin ciddileştiğini anlayan iki aktör hemen kendilerini toparladı. Liva boş olan diğer sandalyeye otururken Toprak Rüzgar'ın arkasına geçip ellerini omuzlarına koymuştu. Mete de isteksizce yanındaki mutfak dolabına yaslanıp boğazını temizledi.

 ''Bir sıkıntı yoktu aslında. Tüm gün karşılaşmamıştık da zaten. Ben derslerim bitince çıktım fakülteden, sonra o piçin oturduğu yerden geçiyormuşum, fark etmedim. O da seslendi falan ama durmadım. Sonra yine haddi olmayan konulara geçmeye başladı. Benim Rüzgar'ım yorganın altını yeni evi bellemişken onun sırıtması zoruma gitti. Bir iki yumruk falan derken ben kontrolümü kaybettim biraz. Gerisini çok hatırlamıyorum, hocalar ayırdı sonra. Burnunu tutuyordu it. Kırıldığını senden öğrendim zaten.''

 ''Eline sağlık,'' diye ekledi Liva.

 Cenk ağır ağır başını salladı ardından. Göz ucuyla Rüzgar'ı kontrol ettiğinde bir sorun olmadığını görerek rahatladı. 

 ''Tamam, kapatalım konuyu. Yemek hazır,'' diyerek önündeki tabak yığınını kaldırdı Erdem, hepsini Mete'nin eline tutuşturdu.

 Herkes onaylayıp masadaki yerlerine geçti. Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra Toprak, heyecanla cebinden bir kağıt çıkartıp Rüzgar'a uzattı.

 ''Rüzgar, sana alışveriş listesi hazırladım. Yemekten sonra çıkalım hep beraber!'' diye konuştu hızla.

 Rüzgar kendine uzatılan kağıdı alıp hızla inceledi. Boş alan kalmamış kağıda bakarken anbean, şaşkınlıkla gözleri irileşti.

 ''Toprak alınıyorum ama... bir hafta sürüyor, bir ay değil,'' dedi kızışma döneminden bahsederek. 

 Masadakiler gülmemek için dudaklarını birbirine bastırırken Toprak ellerini sallayarak hemen itiraz etti.

 ''Hayır hayır öyle değil! Ben önlemimi alıp fazla yazdım. Bazen telefonlarımızı açmıyorsun neye ihtiyacın olduğunu bilemiyoruz. Gülmeyin siz de!'' diyerek hem konuşuyor hem de masadakileri azarlıyordu. 

 Rüzgar kağıdı katlayarak tabağının yanına bıraktı. Yaklaşan dönem için üzerinde bir gerginlik vardı zaten. Arkadaşları bu dönemde her zaman destek olmaya çalışırlardı. Yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını biliyorlardı ancak bu tarz küçük şeyleri bile düşünüyor olmaları Rüzgar'ı mutlu ediyordu. 

 ''Sorun değil, teşekkür ederim yine de. Ama ben dışarı çıkmak için pek hazır hissetmiyorum. Sizden getirmenizi istesem çok mu şey istemiş olurum?'' diye sordu utanarak.

 Masadaki yüzler üzgün bir ifade almaya başlayınca hemen yanında oturan Liva konuşmaya karar verdi bu sefer.

 ''Şimdi de biz alınıyoruz ama, ne demek çok şey istemek! Alışveriş bahane zaten, odaya tıkılıp kaldın. Biraz hava al istiyoruz. Beraber olacağız, hiçbir şey olmayacak.''

METANOIA - BLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin