İyi okumalar!
...
Geniş hastane odası üç gün içerisinde, uyanmayı bekleyen güzel omeganın rahat etmesi için hastane odasından çok, sıcak bir salon gibi dekore edilmişti. Pencereler dışarıdaki bembeyaz manzarayı gözler önüne sererken neden burada, bu halde olduklarını hatırlatır gibiydiler. İri iri kar taneleri her geçen gün şiddetini arttırarak yağmaya devam ediyorlardı.
Atlas üç gün boyunca ne omegasının yanından ayrılmış ne de yatağın üç adım ilerisine gitmişti. Şimdi de beklentiyle güzel eşinin hemen yanına oturmuş, nazikçe saçlarını okşuyordu.
Levent sağlık ekibiyle geldiği helikopterle hızla kendi hastanelerine gelmelerini sağlamıştı. Rüzgar çok kan kaybettiği için toparlanmakta güçlük çekerken genel durumunda düşündükleri kadar ciddi bir hasar yoktu.
Atlas gözlerini bir saniye olsa ayırmadığı pembeleşen göz kapaklarındaki hareketle günlerdir durgun olan kalbinin hızlanmaya başladığını hissetti. Kaşları beklentiyle havalanırken elinin hareketini durdurmadı.
Omegası beklentisine karşılık verirken parlaklığını koruyan yeşiller yavaş yavaş görünmeye başladı. Atlas belli belirsiz gülümserken telaşla ''Cenk!'' diye seslendi. Rüzgar bir anda duyduğu yüksek sesle hafifçe kaşlarını çatarken şakağında hissettiği titreyen dudaklarla gözlerini biraz daha açtı.
''Bağırma buradayım'' diye bıkkınlıkla karşılık verdi Cenk. Derin bir nefes alıp hemen yatağın diğer ucuna geçti. Gülümseyip şaşkınca kendine dönen yeşillerin sahibine ''Hoş geldin'' diyerek yanağını okşadı hafifçe.
Rüzgar anlamayıp kaşlarını çatarken doğrulmak için bir hamle yaptı ancak alfası hemen hafifçe göğsünden tutup engelledi. ''Bekle, ben yardım edeceğim şimdi'' diyerek Cenk'in kontrolleri yapmaya başlamasıyla omegasını dikkatlice yarı oturur bir pozisyona getirdi.
Rüzgar üzerindeki hastane kıyafetlerine bakıp tekrar kaşlarını çatarken karnında hissettiği sızıyla kendine geldi. Şimdi kaşları yavaş yavaş havalanırken iyice açtığı gözleriyle hemen alfasına döndü. Bir eli karnına giderken dokunmakta tereddüt edip havada kaldı. Aklına arabadaki kareler yavaş yavaş doluşmaya başlamıştı.
Rüzgar telaşla ''A-Atlas'' diye söze başlayınca ''Şş'' diye sakince susturdu omegasını Atlas. Hemen uzanıp bir bardak suyla boğazını yumuşatmasına yardım etti. ''Nasıl hissediyorsun?'' diye sordu ardından.
''İyi, sanırım'' diye emin olamayarak cevap verdi Rüzgar. Kaslarındaki ağrılar ve karnındaki hafif sızı dışında rahatsız hissetmiyordu.
''Oldukça iyisin, merak etme'' diye araya girdi Cenk hemen bir elini omuzuna atıp nazikçe okşarken. ''Sadece bizi korkutmayı çok seviyorsun. Üç gündür uyuyorsun Rüzgar.''
''Üç?'' diye tekrar inanamayarak sordu Rüzgar. Cenk'in tekrar gülümseyip onaylamasıyla hemen yeni kendine gelen bilinci telaşını geri çağırdı. Panikle alfasına dönerken ''Be-bebek?'' diye sordu. Henüz doğuma başlayamadan bayıldığı için durumunu bilmiyordu. ''Atlas, bebek nerede? Doğdu, değil mi? Bi-bir şey olmadı? Hmm?''
''Güzelim sakin ol, yeni uyandın'' diyerek hemen uzanıp yanağını kavradı Atlas. Baş parmağıyla dolmaya hazır gözlerinin altını okşayarak ''Korkma, bebeğimiz çok iyi'' diye yanıtladı.
''Nerede?'' diye titreyen sesiyle sordu Rüzgar. Vanilya kokularıyla sakinleşirken aklına gelen düşünceyle sinirle kaşlarını çattı. Hemen alfasının omuzuna hafifçe vurarak ''Senin burada ne işin var?'' diye tersledi. ''Neden bebeğin yanında değilsin?''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
METANOIA - BL
FantasyBiri mavi diğeri kırmızı, iki göz birbirine kilitlenmişti. Yıllardır bekledikleri tek şeyi bulmuşlardı. Ruh eşlerini. Ama neden birbirlerini öldürmek ister gibi bakıyorlardı? 18 yaş ve üzeri bireyler için uygundur. Şiddet ve olumsuz örnek oluşturab...
