44. Bölüm: Alfa

4.2K 366 70
                                        

 İyi seyirler...

...

 Metal kapı, sert bir tekmeyle kırıldıktan sonra aralanmış ve yine aynı tekmeyle iyice açılmıştı. İçerideki gençlerse telaşla kapıya doğru dönüp şaşkınlıkla 'Hop, ne oluyor' tarzı ifadelerle bağırmaya başlamışlardı. Ancak kapıyı açık bırakan genç sadece kucağında sıkıca tuttuğu omegasına odaklanmış, direkt merdivenlere yönelmişti.

 ''Polen!''

 Atlas, tüm sesi evde yankılanırken hiçbirine bakmıyor sadece hedeflediği odasına doğru koşar adımlarla yürüyordu şimdi. Polen ise kendine seslenilince hemen oturduğu masadan inip arkadaşının peşinden merdivenleri tırmanmaya başlamıştı. 

 ''Bu halin ne? Atlas gel buraya!'' Levent peşlerinden sertçe emretse de Atlas'ın onu duymazdan gelmesi odadakileri şaşırtmış, gördükleri manzarayla ufak bir şok geçirmeye başlamışlardı. 

 Atlas odasının kapısına gelince Polen arkadaşının önüne geçerek tekme atmasına engel olup eliyle kapıyı açtı. İkisi de hızla odaya girdiklerinde Polen de geride bıraktıkları alfalar gibi şaşkınca bir köşeye geçti. ''Rüzgar mı?'' diye hayretle sordu.

 Atlas arkadaşının söylediğini duymamış, hızla yatağının yanına ulaşmıştı. Kucağındaki omegasını yavaş yavaş yatağına yatırdıktan sonra yine hiç beklemeden kapıya yöneldi. Kapı kolunu sertçe kavrayarak kıvırcık saçlı gence döndü. ''Başına bir darbe aldı, kaşı açılmış sadece, baygın şu an. Dikebilirsin, değil mi?''

 ''Dikerim dikerim!'' diye heyecanla odada yerini bildiği tıbbi malzemelere doğru ilerledi.

 ''Polen, acıtmak yok. Nazikçe, tamam mı?''

 ''Yok acıtmam hiç! Nazikçe. Acı yok!''

 Atlas arkadaşını süzüp ikna olduktan sonra yataktaki gence döndü. ''Geliyorum şimdi, ilaç verme.''

 ''Tamaam!'' diye uzatarak eline temiz bir pamuk aldı Polen. Kapıdaki gence bakmadan, dünyanın en önemli işiymiş gibi, tüm dikkatiyle işini yapmaya başlamıştı şimdi.

 Atlas görmemesine rağmen başıyla onaylayıp kapıyı kapatarak hala kendine seslenen gençlere doğru ilerledi. Saniyeler içinde merdivenlere ulaştığından diğer alfaların da çoktan merdivenin önünde kendini beklediğini gördü. Tüm siniriyle koşar adımlarla basamakları inip duvara yaslanmış merakla kendini izleyen Ediz'in çenesine yumruğunu geçirdi.

 ''Hop hop'' Levent hemen Atlas'ı omzundan çekip uzaklaştırırken Ediz sendeleyip duvarın dibine düştü.

 ''Ne oluyor oğlum!''

 ''Bırak!'' Atlas omzundaki eli itip salona doğru ilerledi. Sinirden yerinde duramıyordu. ''Nerede herkes?'' diye öfkeyle sordu.

 ''Hayırdır lan neyin hesabını soruyorsun? O omegayı niye getirdin? Başımızda yeterince bela yok sanki, bir de o sürüyü-''

 ''Kes Levent, kes! Kaç ay oldu lan bir boku halledebildiğin yok!''

 ''Atlas sakin ol'' diye Efe araya girdi bu sefer. Ediz de doğrulmuş kan içinde kalan ağzını siliyordu kolunun tersiyle. 

 ''Olmuyorum sakin falan! Siz adam olana kadar sakin falan olmuyorum!''

 ''Haddini aşma!'' diyerek öfkeli genci hala kanlarla ıslak olan yakasından tutup kendine çekti Levent. ''Ne bu halin onu anlat önce!''

 Atlas da aynı şekilde karşısındaki alfayı yakasından tuttu sertçe. ''Sen söyle biz niye bu haldeyiz? Neden her dışarı çıktığımızda peşimizde birileri var mı diye kontrol etmemiz gerekiyor? Sen niye görevini yapamıyorsun mesela?''

METANOIA - BLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin