Lyncia karargahın da yerinde durduğunu gördüğünde, hiç bir şeyin değişmediğinden emin olmuştu. Çocuk ona yalan mı söylemişti yoksa, her şey değiştirilebilmenin çok mu ötesinde yok olmuştu bilmiyordu. Alelacele parolayı söyleyerek merdivenlerden koşarcasına indi. Karargahın ana odasına vardığında,
"Sen ne ara dışarı çıktın?" Kinsgley'in sesiydi bu. Biraz önce Minervayla birlikte iç odaya girdiğini görmüştü ancak çıktığını görmemişti.
Odada oturan, Slughorn, McGonnagall, Flitwick ve Nora'nın yüzü ise sanki donmuştu. Kızın geri geldiğini anlamışlardı. Norayı kızının tek parça halinde dönmesinden dolayı bir rahatlama sararken, diğerleri son umutlarının da başarısızlıkla sonuçlandığını anlamıştı. McGonnagall aniden yerinden kalkarak kızı bir kez daha iç odaya aldı. "Kimse gelmesin!" diye komut verdi. Odaya yalnızca sırra vakıf olanlar girmişti.
"Ne oldu Lyncia?" Flitwick'in yüzü endişeyle kıza bakıyordu. Kızın ise ağlamaktan gözleri kızarmıştı.
"Bilmiyorum! O değişti! Gördüm, beni sevdi! Nasıl? Nasıl? Neden? Yalan mı?" anlaşılmayan karma karışık cümlelerde konuşuyordu kendisini attığı koltukta. Zihni, kalbi, vücudu her yeri ağrıyordu.
Diğerleri ise kıza soluklanması için zaman tanıyordu. Annesi Nora, ağlayan kızının yanına oturmuş, başını göğsüne bastırmıştı. Zihni yorgun düşüp, mecburen sakinleştiğinde McGonnagall yeniden sordu.
"Ne oldu?"
Lyncia ise, çok uzun bir sessizliğin ardından kendini zorlayarak her şeyi tek tek anlattı. Olan bitene bir cevap almayı o da diğer herkes gibi çok ama çok istiyordu.
Kızın anlattıklarının ardından odayı bir kez daha ölüm sessizliği bürümüştü.
"Değiştiğine emin misin?"
"Tüm bunlar numara olamaz! Olmamalı! Ben, hissettim! Ama belki-"
"O halde, bir şey geleceğin değişmesine engel oluyor." dedi Minerva oldukça düşünceli bir tonda. "Eğer böyleyse..."
"Ne engel oluyor? diye sordu annesi.
"Bilmiyorum." diye yanıtladı Minerva.
Kızın aklından ise tek bir düşünce geçmeye başlamıştı. Geri dönmek. Yalan söylediyse hesabını sormak, söylemediyse nedenini bulmak ."Döneceğim!"
Hayır Lyncia bu çok tehlikeli!" diye atıldı Nora. Daha gücünü toplamadın.
"Umrumda değil! Cevapları istiyorum! Almak zorundayım!"
Slughorn ise ilk kez konuştu. "İzin verin. Gitsin." dedi sanki bir şeyleri tahmin ediyormuşcasına.
"Horace!" diye atıldı Minerva.
"Engel olamayacaksınız zaten."
Lyncia ise çoktan ayağa kalkmış duvardaki saate bakarak, kimse kendisini tutamadan asasını zaman döndürücüye dayamıştı. Ne olacağını umursamıyordu. Şansı yaver giderse hayatta kalırdı, gitmezse, ölürdü. Kabullenerek kelimeleri söyledi. 02 Şubat Hogwarts Karanlık Sanatlara Karşı savunma ofisi 20.14."
Nora onu yakalayamadan bir girdap eşliğinde yok olmuştu.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dumbledore'un ofisindeki üçlü, önlerine kapaklanan kıza bakıyordu şimdi. Az önce gitmemiş miydi daha? Hepsinin yüzü şaşkınlıkla buruşmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Pus (Tom Riddle)
FanfictionFırlattığı defterden geliyormuşcasına, zihninde yankılanan, yılanın tıslamasını andıran uğursuz bir fısıltı işitti. "Tom..." "Tom..." "Tom..." Hiç durmadan adını söylüyordu sanki. "Kurtulamazsın..." "Kurtulamazsın..." "Benden.." "Benden.." Yerde h...
