Tom Riddle, ihtiyaç odasına giden yolu büyük bir hışımla yürüyordu. Öyle ki Lestrange'in yaptığı son hareket, tepesinin tasını fazlasıyla attırmıştı. Bu ona ilk kez açıkca karşı çıkışı, meydan okumasıydı. O halde, ona kim olduğunu hatırlatmanın vakti gelmişti.
Odaya girdiğinde, gruba dahil olanlar, masanın etrafında oturmuş öylece onu bekliyordu. Lestrange ise Avery, Nott ve Mulciber'la birlikte odanın uzak bir köşesinde hararetle bir şey konuşuyordu. Onlara oturduğu yerden bakan, ancak artık hiç bir şeye karışmayan Rosier, ise Lestrange için endişeleniyordu.
Riddle, bu kadar insanın içinde bir şey yapmasının doğru olmadığını bildiğinden hiç bir şey yokmuş gibi masaya yürüyerek geldiğini belli etti ve toplantıyı açtı. Tom'u fark eden Avery, Nott ve Mulciber aceleyle yerini alırken, Lestrange sallana sallana masaya oturmuştu.
Bir süre, genel gündem konularını konuştular. Gruba katılması için uygun isimleri tartıştılar ve aralarına yeni katılan iki kişiyi grubun kalanına tanıttılar. Ardından, her zaman yaptıkları gibi, karanlık sanatları çalıştılar.
"Bugünlük bu kadar. Çıkabilirsiniz." dedi Riddle her zamanki soğuk sesiyle. Öğrenciler bir bir ayrılırken "Avery, Mulciber, Nott ve Bay Lestrange siz kalın." Kapıdan çıkmakta olan üçlü'ye seslenmişti. Yüzünde tekinsiz bir gülümseme vardı. Bay kelimesini bastırarak söylemişti.
Üç'ü de birbirine bakarak, adımlarını yeniden içeri, Riddle'ın yanına yönelttiler. Avery ve Mulciber'ın yüzündeki endişe belli olurken, Lestrange'in pek umrunda değilmiş gibi görünüyordu. Öyle rahattı ki, Tom'un yanına en son o geldi. Riddle ise, sadece dördü kaldığı zaman asasının bir hareketiyle kapıyı kilitledi.
"Beyler." dedi topuklarını yere vura vura yürürken. "Bay Lestrange'in son zamanlarda bir derdi olduğunu gözlemliyorum. Sebebini biliyor musunuz?" diye sordu. Sesindeki alay göze çarpıyordu. Ayrıca Lestrange ile arkasından konuştuklarını anladığını ima etmişti.
Yürüyerek Avery'nin dibine girdiğinde çocuk kekeledi. "H-Hayır Tom."
"Hayır Tom" diye taklit etti Riddle onu.
"Kendi adıma konuşabilirim." diye çıkıştı Riddle'a Lestrange. Yüzündeki kızgın ifade göze çarpıyordu.
"Konuşmayı öğrendin demek. O halde sizi dinliyoruz Bay Lestrange." Riddle'ın ise suratına yayılan uğursuz gülümseme gittikçe genişlemişti.
" Yazın bize hiç yazmadın bile"
"Mektup arkadaşın olmadığım için mı kızgınsın? Duygularını incitmişim. Benim hatam."
"Sen dengesizleştin. Toplantılar bile düzensizleşti. O kız genellikle yanında. Aramıza katılmasına bile izin vermedin. Yine de onunla konuşuyorsun."
"Ben de neyi unuttum diyordum." dedi Riddle, yüzündeki ifadeyi sürdürüyordu. Birden adımlarını durdurarak çocuğa döndü. "Doğru ya! Senden izin almayı ve fikrini sormayı!"
"Aranızda Bay Lestrange ile hem fikir olan var mı?" diye döndü diğerlerine.
Nott, Avery ve Mulciber yutkunarak birbirlerine baktılar. Riddle'ın tehlikeli bir hal almaya başladığını hissedebiliyorlardı. Kafalarını tek kelime etmeden hayır anlamında salladılar.
"Bizi böyle azarlayamazsın! Senin hizmetkarın değiliz!" diye bağırdı birden Lestrange. Aşağılanmayı daha fazla kaldıramamıştı.
"Değil misin?" dedi Riddle çocuğa dönüp. Ağzıyla cık cık cık diye ses çıkarmıştı. "Belki de unuttun Lestrange. Olabilir. Hafızamız bazen zayıflayabilir." dedi çocuğa doğru aniden asasıyla hamle yaparken. "CRUCIO!" Lestrange ise asasını eline almıştı almasına ama onun kadar hızlı olamamıştı.
Çocuğun kaskatı kesilmiş bedeni şekilden şekile girerken, acıdan avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Riddle onun duyulmaması için etrafı büyülemişti bile. Odada bulunan diğer üçü bu görüntü karşısında dona kalmıştı şimdi. İlk defa Riddle'ın aralarından birine lanet uyguladığına şahit olmuşlardı. Riddle ise Lestrange ile işi bittikten sonra, çocuğu asasıyla iki duvar arasına savurdu. Alfred öyle kötü çarpmıştı ki. Odada bulunan herkes kemiklerinin kırılma sesini işitmişti.
Riddle, bayılmamak için direnen çocuğun yanı başına yavaşça yürüdü. "Ağzını açarsan ne olur biliyor musun? Akşam Yemeği olursun. Yalnızca sen değil, tüm ailen. Warren'ın aksine, tek bir parçanızı bile bulamazlar." dedi çocuğun hala sıkı sıkıya asasını tuttuğu eline basarak ezerken.
"Revire götürün şunu. Merdivenlerden düştü." dedi dehşet içinde dona kalan üçlüye. Bu esnada kapıya ilerlemiş, arkasından olağanca gücüyle çarpmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Pus (Tom Riddle)
FanficFırlattığı defterden geliyormuşcasına, zihninde yankılanan, yılanın tıslamasını andıran uğursuz bir fısıltı işitti. "Tom..." "Tom..." "Tom..." Hiç durmadan adını söylüyordu sanki. "Kurtulamazsın..." "Kurtulamazsın..." "Benden.." "Benden.." Yerde h...
