Annemin son söylediği beynimde yankılanıyordu.
'1hafta sonra Erkan ile evleniyoruz!'
'1hafta sonra Erkan ile evleniyoruz!'
'1hafta sonra Erkan ile evleniyoruz!'
"Anne bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum. Biraz daha geç olsaydı."
"En uygun zaman "
Annem omuzlarımdan tuttu ve "Bu zamana kadar babasız büyüttüm seni. Bende zor zamanlar geçirdim. Ama bende artık mutlu olmak istiyorum. Babanı tanımıyorsun bile ona haksızlık yaptığımı düşünüyorsan yanılıyorsun. O zaten kendi hayatını kurmuş yaşayıp gidiyor. Lütfen kızım bende mutluluğu hak ediyorum. Bunca zaman sonra bunu hak ettiğimi düşünüyorum. Umarım beni anlayışla karşılarsın."
Birşey demeden odama çıktım. Onu yapsam dert onu yapmasam ayrı bir dert!
Ondan sonra annemin söyledikleri takıldı aklıma .
"Babanı tanımıyorsun bile ona haksızlık yaptığımı düşünüyorsan yanılıyorsun o zaten kendi hayatını yaşayıp gidiyor."
Babam bizsiz kendi hayatını mı yaşıyordu? Ve annem de bundan haberdar mıydı? Aklım karışmıştı. Bu olayları çözecek kişi hep ben miydim?
Annemin önceden konuştuğu bir kişi vardı. Bana söylememişti! Hatta bağırıyordu, o sesle uyanmıştım bende. Adı neydi? Neydi?
Hatırladım! Erdem'di. Acaba babamın ismi Erdem'mi? Aklıma karışan sorulardan biri de Onur kaçırılırken babası nerdeydi? Veya kız kardeşi?
Bunun sorularını cidden çok merak ediyordum. Biraz uyusam fena olmazdı aslında. Diyerek uykuya daldım.
💟💟💟
Telefonumun çalmasıyla uyanmıştım. Arayan Dilara'ydı. Açtım ve uykulu sesim ile konuşmaya başladım.
"Dilo ne oldu da arıyosun?"
"Dilo ne ya? İsim konusunda baya kendini geliştirmelisin ayrıca kapıyı açmayacak mısın? Ağaç oldum."
"Ha?"
Diyerek kalktım ve merdivenlerden aşağı indim. Kapıya doğru yaklaştım ve açtım.
"Sonunda açabildin." Dedi ve Dilara içeri geçti.
"Bu saatte ne yapmaya geldin acaba?"
"Terziye gidelim diyecektim."
"Saat kaç?"
"8.30 olmuş."
"Nee! Terzi bile bu saatte açık değildir saçmalama bu saatte uyandırılır mı?"
"200 kere aradım seni açmadın!"
"Konuyu değiştirme ayrıca 2-3 kere aramışsındır yani 70-80 olcak deği-"
Derken telefonuma baktım. Dilara 67 kere aramıştı. Cidden mi? Şaka mı?
"Kaç kere aramışım Mira Hanım?"
"Sen kaçta uyandın acaba?"
"Ya daha doğrusu ben uyuyamadım 6.30'ta kalktım. Sende uyanıksındır diye düşündüm aradım."
"Ben çalışıyor muyum da 6.30'ta ayakta olayım?"
"Yakında herkes çalışmayacak mı yani sende hazırlıklı ol!"
"He onun için hazırlık yapıyım yani?"
"Evet"
"Gel hadi birlikte kahvaltı hazırlayalım."
"Tamam." Dedi ve oda mutfağa yöneldi.
Birlikte kahvaltı hazırlayıp yedik ve topladık. Sonra da ben odama çıkıp kıyafet seçtim. Kombinim kırmızı kareli gömlek ve mavi kot pantolon siyah spor ayakkabılarımdı. Saçlarımı da yandan ördüm. Eyeliner çektim ve dudak parlatıcısı sürdüm. Yatağımı topladıktan sonra da aşağı Dilara'nın yanına indim.
"Yine bekliyorum yine."
"Sende çok erken geldin."
"Hadi çok oyalandık 10 oldu saat"
"Tamam" dedim ve kapıya yöneldik. Kapıyı kilitleyip terziye gitmeye başladık.
Terzici zaten yakındı. Bu yüzden yürümeyi tercih etmiştik. Sohbet ede ede terziciye gelmiştik.
İçeri girdik. Ton ton teyze yine dikiş makinasının önüne oturmuştu.
"Merhaba çocuklar." Dedi kadın.
"Merhaba teyzoş (gerçek teyzesi değil bu arada akraba)"
"Senin ki oldu yavrum ama dediğim gibi dikiş izleri belli oluyor ama giydiğin zaman saçlarından belli olmaz."
"Ben deneyeyim"
"Tamam " dedi kadın ve Dilara elindeki sarı ceket gibi şeyle kabine girdi. 2-3 dk'ya da Dilara çıktı. Saçları topluydu.
"Baksana bi Mira belli oluyor mu?"
"Evet saçlarını aç bi"
"Tamam" dedi ve açtı. Saçları uzun olduğu için dikiş izleri belli olmuyordu.
"Belli olmuyor."
"Harika!"
Diyerek kabine girdi kendi kıyafetini giydi ve sarı ceket ile çıktı.
Kadını yanağından öptü ve "çok sağol teyzoş."
"Rica ederim yavrum yine beklerim."
Dedi kadın ve oradan ayrıldık.
"Keşke saçlarım topluyken de belli olmasa."
"Olsun"
"Şu mağazaya girelim mi belki ceket vardır ha?"
"Belki" dedim ve içeri girdik.
Birbirinden güzel ceketler vardı. Harika duruyorlardı. Her renginden vardı sanki.
Ben galiba bordo renginden alacaktım. Hemen Dilara sarı rengi eline aldı üstüne geçirdi. Tam olmuştu bende bordoyu üzerime geçirdim. Olmuştu. Bununla uyumlu bordo pantolon alacaktım.
Hemen pantolon reyonuna yöneldik. Uygun bir bedende de pantolon aldık. Ben vanslarım vardı zaten ve beyaz tişörtüm ile harika durabilirlerdi.
Kasaya gidip fiyatlarını ödeyip çıktık. "Sen neden sarı rengi çok istedin Dilara?"
"Ya sana söyleyecektim de emin olamadım."
"Ne konusunda?"
"Benim şuanda çıktığım biri var."
"Aa kim bu şanslı?"
"İsmi Hamza çok iyi biri "
"Bizim okulda mı?"
"Hayır şuanda 25 yaşında."
"Ne?9 yaş var aranızda Dilara."
"Ya öyle tepki verme ama yani yakışıklı çocuk."
"Peki."
"Sarı rengi çok seviyor ondan."
"Ha! Anlaşıldı ozaman oyuzden.."
"Hıhı "
Sonra da ayrıldık. Sevgilisi aklıma takılmıştı. Okuldakiler neyine yetmiyordu ben onu anlamış değildim.
Eve geldiğimde kendimi salona attım. Televizyonu açıp kanallara baktım.
Birşey olmadığı için televiyonu kapadım. O anda kapı sesi duydum. Annem gelmiş olmalıydı.
Annem salona geldi ve ben "hoşgeldin anne"
"Hoşbulduk kızım."
🌼🌼🌼
Yemeğimi yiyip odama çıktım. Zaten saatte geç olmuştu. E okula baktığımda sınavdan 80 aldığımı gördüm. Çok sevinmiştim. Umarım Ateş benden yüksek almaz.
Dedim o anda telefonuma bir mesaj geldi. Açtığımda mesajda bunlar yazıyordu.
Merhaba Sevgili Mira Hanım sizin numaranız verildiği için size bilgiyi aktarmak istedik. Onur Bey'i kaçıranları bulduk. Bilginize..
Kaçıranlar?
Selammmm sevgili Okuyucularım umarım bu bölümü de beğenmişsinizdir. Eğer okunma sayısı daha azalırsa bölümleri erteleyebilirim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
~SERSERİ~ YENİDEN YAZILIYOR
Chick-LitBaşlama tarihi:26.06.2018 (20.Bölüme kadar düzenlenmiştir, hikaye eskisine göre değiştiriliyor. 20.bölümden sonrası garip gelebilir)
