Selamun aleykum
Bu bölüm ne zaman okuyorsunuz ?
Nasılsınız ?
[15.Bölüm)
"Senden bir adım daha/Senden iki adım daha/Senden üç adım daha/Gidiyorum..."
Yazdığım onca şeye karşılık sadece şunu yazmıştı:
"Beklenen gelmeyecekse geri/Ha beklemek ,ha ölmek..."
Alıntı yaptığı bu satırlar beklediğimden daha çok etkiledi beni. Gecenin kalanını odamda geçirdim.Yazdığına karşılık verecek bir cevabım yok.Onu kırıyordum ve o da artık beni kırmaktan çekinmiyordu.
Neden bu tuhaf his beni rahat bırakmıyordu.İçimdeki karamsarlık geçmek bilmiyordu.Ruh halimin üstünde kara bulutlar geziniyordu.Yatıp uyanıyordum ama geçmiyordu. Uyuduğunda geçerdi bazı şeyler ama bu geçmiyordu. Yüzüme maske uygulayıp yatağa girdim.Sağa dön sola dön...Uyuyamadım.Onu düşünmeden duramıyordum.Bir şeyler ağırıma gidiyordu.Ağlamama ramak kala çıktım yataktan.
Dedem ve babaannem uyumuştu.Mutfağa geçtim.Dolabın kapağını açtım.Süt kutusunu alıp kapıyı kapattım. İçebileceğim kadarını ısıtıp süt kutusunu dolaba koydum. Ilık sütü bardağa döküp içine şeker attım.Odama dönerken bir yandan da kaşıkla sütü karıştırdım.
Odamın penceresini açtım. Sokakta iki kişi vardı.Boş sokakta sesleri kulağıma kesik kesik geliyordu.Birbirlerini çok özlemişler besbelli. Kız adamdan ayrıldı sonunda.Kollarının arasından çıkan kızın alnından öptü ve ayrıldılar. Sütümden koca bir yudum aldım.
Özlemek...Bu his özlem miydi yoksa ?Onunla her şey olup bitmeden önce düzenli şekilde araşıp konuşurduk. Özlediğim şey o sohbetler miydi yoksa onun erkeksi ,güzel sesi miydi ? Aylar sonra yaptığımız o saçma telefon konuşmasında sesini ilk duyduğumda midemin kasılması nedendi peki ?
Düşünmekle bir yere varamıyordum artık.Birilerine açmalıydım artık kendimi.Çünkü ben artık doğru çözümlemeler yapamıyordum.Konuşacağım kişi Nil ya da Tuna olamazdı.Nil aramıza sanki bir duvar örmüştü.Çok nadir konuşuyorduk ve onlar da kısa sürüyordu.
Sütümü bitirip dişlerimi fırçaladım.Açık bıraktığım pencereyi kapattım ve yatağa girdim.Günlüğümü çıkarttım ortaya.
İki arabayla gelmişlerdi.Nil koşarak gelip sarılmıştı bana.Ondan ayrılıp amcama ve yengeme sarıldım.Babama sıkıca sarılıp yakışıklı yüzünden öptüm.Babamın kolunun altında çıktım eve. Tuna arkadan geliyordu. Eve varınca benim yerimi Işıl almıştı. Tunahan'a sarılıp ellerindeki eşyaları odalara koydum.
Babam bizim evdeki fazla yastık ve çarşafları da getirmişti arabanın arkasında.Nil ve Tuna'yla onları taşıdık.O sırada gelmişti Yavuz abi de. Köpek sever gibi saçımı karıştırıp elimdeki yastığı aldı.Sonra önümdeki Nil'i yanağından öpüp onu boş olan kolunun altına aldı. Tuna elindeki yastığın birini bana verdi ve boşalan eliyle arabayı kilitledi. Beraber yukarı çıktık.Uzun süredir oğlunu görmeyen yengem Yavuz abiyi sarmalamıştı. Renk cümbüşü gibiydi evimin içi.
Herkes kendine geldiğinde annem sofrayı donattı.Balkon yeterince büyüktü ve biz orada yedik yemeğimizi. Güneş'in havlamalarına yemeğini bitiren Yavuz abi ayağa kalktı ve bahçeye baktı.
"Güneş mi bu ? Büyümüş ." dedi.Nil ve Tuna daha görmemişti ama biliyorlardı. Amcam ve babam yorulduğu için uyumaya gitmişlerdi.Annem ve yengem ısrarıma rağmen sohbet eşliğinde mutfağı toparlıyorlardı. Üst kattaki balkondan İkbal teyze seslendi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bizim Mesafelerimiz
Short Story"Bilseydim sana güller yerine karanfiller getirirdim.Tuttuğumuz yas biraz güzelleşirdi."
