[39.Bölüm)
"Elmas gibi ol ki yandığın zaman ne yerde külün ne gökte dumanın kalsın."
Arif Nihad Asya
Ela gözleri yeşillerimi delip geçecek gibi bakıyordu. Parmakları çenemden aşağı kaydı.Sandalyemi eski haline getirmek istediğimde engel oldu.Beni kendine daha da yaklaştırdı.
Israrla cevap vermemi istiyordu.
"Sen benim canımsın Işıl,seni sevmemem mümkün değil.Ben Yavuz'la anlaşamıyorum.Çocukluğundan beri benimle inatlaşmaya bayılır. Onunla şakalaşıyorum sadece." dedim ve elimi Yavuz'un sırtına koydum.
"Bu onu sevmediğim anlamına gelmiyor.Biz sanırım böyle anlaşıyoruz. Ne dersin Yavuz abisi ?"
Yavuz'la bakışırken aramıza bir el uzandı ve Işıl'ı kucağına aldı.
"Burada senin kardeşinin düğünü konuşuluyor ama senin şu yaptığına bak!Kendi aranızda konuşmaya da bir son verin ." dedi yengem.
Suspus oldum.Yengem uzaklaşınca sandalyemi alarak onlara daha yakın olan bir yere geçtim.
Ardımdan gelip sandalyesini sandalyeme yanaştırdı ve oturdu.Onun sağında kalıyordum.
Rüveyda ve Tuna çalıştıkları yerden alabilecekleri izni konuşuyorlardı.Hala bir karara varamamışlardı.Rüveyda düğünün yazın olmasını istiyordu.Bu konu daha da uzardı.Nil boşalan çay bardaklarını dolduruyordu.
Şalım bir yere takılınca elimi uzattım.Elim sıcak bir elle buluşunca başımı çevirdim.Elimi elinin arasına almıştı. Kolunu sandalyemin arkasına koymuş şalımın ucundaki iplerle oynuyordu. Elimi ondan kurtardım. Kendimi öne çektim bırakması için. Şalımdan tutup geri çekti.Örtümün bozulmaması için geriye yaslandım.
Herkes bir şey diyordu.Bir şeylere itiraz ediyordu ama en sonunda bir karara varmışlardı galiba. Onları dinliyormuş gibi görünüyordum ama aklım konuşmada değildi.Eli omzuma değiyor ,parmaklarıyla orada ritim tutuyordu. Eline vurunca parmaklarını şalımın ucuna kaydırdı.
Daha fazla dayanamayacaktım.Babam hemen karşımda oturuyorken kolunu arkama atıp şalımla oynaması sabrımı zorluyordu.
Kolunu itip sandalyeden düşmesini sağladım ama eski haline getirdi.Sol elimi bacağının üzerine koydum. Kimsenin bize bakmadığına kanaat getirdiğimde etini parmaklarımın arasına kıstırdım.Çığlık atmasını beklemiyordum.Elimi hemen çektim.Sesi çok yüksek çıkmamıştı ama duymuşlardı.
"Bir şey mi oldu Yavuz ?" diye sordu amcam.Annem bana bakıyordu.Gülmemem gerekiyordu.Gülen dudaklarımla ona döndüm.Kaşımı kaldırıp ona meydan okudum.Yavuz üzerimdeki bakışlarını çekti. Boğazını temizledi ve tane tane konuştu.
"Düğünü gelecek yaza atmanın ne anlamı var.Madem gelin hanım kışın yapılmasını da istemiyor.Hemen bu yaz sonunda yapın.Gereksiz ayrıntılara takılmazsanız tüm hazırlıkları iki ay içinde bitirebilirsiniz.İkisi de Ankara'da,tüm alışverişlerini halletsinler.Kendilerine ev de baksınlar. Ağustosun sonunda yapalım düğünü."
"Olur mu ?" diye sordu sözlüsüne Tunahan. Rüveyda ailesine baktı. Onay almıştı bu görüş.Sonra da başka konuları konuşmaya başladılar. Hemen bugün gidip düğün salonlarını gezmek istiyordu Rüveyda. Bayram tatili olduğu için pek mümkün olduğunu sanmıyordum ama .
Nil içeriden dizüstü bilgisayarını getirdi. Düğün salonlarını incelediler. Beğendiklerinin numarasını aldılar.İlgi üzerimizden çoktan dağılmıştı.Bazıları abdest alıp namazlarını kılmaya gitmişlerdi.
Onların yanına geçtim.Düğün salonlarının resimlerini inceledim.Benimleyken baktıkları üçüncü salonu beğenmiştim.Kır düğünü için harikaydı mekan.
"Bu çok iyiymiş.Nasıl başarmışlar bilmiyorum ama hem gösterişli hem de doğal durmasını sağlamışlar ." dedim.
Nil de beğenmişti. Beğenisi dile getirdiğinde Rüveyda pek de bizim gibi düşünmediğini belirtti.
"Sanırım havuzlu olmasını istiyor mekanın." dedi Tuna.
"Evet,biraz önce gördüğümüz yer çok iyiydi."
Onlar böyle konuşurken Yavuz'un varlığını hissettim.Elini bel boşluğuma koymuştu.
"Nil ,şu resimlerini bir de bana göstersene." dediğinde resimleri tek tek açtı .Kısa sürmüştü bakması.
"Burası aklımda bulunsun. Düğünümüzü orada yaparız,ne dersin ?"
Başımı ona çevirdim hafifçe.Fısıldadım."Ha ha çok komik.Ne olacağı belli olmayan bir şey için düşünme çok." dedim ki dediğim an pişman oldum.
"Teyzen gözümü açtı iyice.Ellerimden kayıp başka birinin kollarına sığınmana dayanamam."
Dişlerini sıktığında çenesinin aldığı hal alışık olduğum bir görüntü değildi.
"Çok bencilce ama mutlu olmayacaksan da benim yanımda olmanı düşlüyorum Dilruba."
Gözlerindeki ifade çok farklıydı. Yüzünü başıma yasladı. Dudakları kulak hizamda kıpırdandı.
"Seninle olup seninle ölmek istiyorum." dedi sesi sona doğru iyice kısılırken.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bizim Mesafelerimiz
Kurzgeschichten"Bilseydim sana güller yerine karanfiller getirirdim.Tuttuğumuz yas biraz güzelleşirdi."
