[32.Bölüm)
"Sevginin olduğu yerde ne son ne de ayrlık vardır."
Çok sürmeden yeniden çaldı telefonum. Sabah mı olmuştu ?Tuna,sözlüsü ve sözlüsünün ailesi gelecekti bugün.Panikle yataktan çıktım.
Odam çok karanlıktı.Bir terslik vardı. Kulağıma gelen ses de alarmın sesi değildi. Biri beni arıyordu. Gözlerimi zar zor aralayıp masanın üstündeki telefonu elime aldım.Yatağın üzerine çöktüm.
Nil arıyordu.Duvardaki kelebek figürlü saate kaydı gözüm.Gece ikiyi geçmişti.
"Abim ateşler içinde yanıyor .Ben ne yapacağımı bilmiyorum.Hastaneye gitmiyor,babama da haber vermemizi istemiyor."
Ayağa fırladım duyduğum şeyle.
" Sakin ol ,ateşi çok mu yüksek ?"
" Ateş ölçer yok ama eminim yüksek. Sayıklıyor."
"Ilık suya sokun." dedim.Aklıma daha uygun bir şey gelmemişti.
"Onu ikna edemiyoruz.Kimseye haber vermemizi istemiyor.Yataktan çıkartamıyoruz.Örtüye bürünmüş yatıyor. Hastaneye gitmiyor."
İnatçılıktan başka bir şey yapmıyordu zaten.
"Hemen üstünü açın ve ıslak havlu falan koyun."
"Anneannem yapıyor ama faydası oluyor mu bilmiyorum."
Ne yapılabilirdi ki başka ?
"Ateş düşürücü etkisi olan ilaç var mı ?Anneanne sorsana bir ."
Sakinliğini pek koruyamıyordu Nil şuan.
"Ne zamandan beri öyle ?"
"Eve geldiğinden beri halsizdi ama ateşinin olduğunu sanmıyordum o zaman. Baş ağrısının olduğunu söylemişti."
O halde bir de tartışmışlardı...
"Buraya gelemez misin ? Senden samimiyetle özür diliyorum Dilruba. Abim bizi dinlemiyor."
Şuan Nil ile olan durum umurumda bile değildi.Tek düşündüğüm Yavuz'du.Altımdaki şortu çıkarmadan üzerine yatmadan önce çıkardığım pantolonu geçirdim.
"Tamam sakin kal.Geliyorum ." dedim.
Pijamamın üstünü değişmedim.Üzerime dış kıyafetimi geçirdim.Sandalyemin üstüne serdiğim şalımı başıma örttüm hızlı hareketlerle.Umarım babam bu sefer de arabasının anahtarını antirede bırakmıştır.Telefonumu alıp odamdan sessizce çıktım.
Kimse uyanmamıştı.Ayakkabımı elime adım.Anahtar buradaydı.Kapıyı sessizce açıp çıktım.Ayakkabımı giyip kapıyı kapattım.Kimse uyanmadan dönecektim.
Arabayı çokça gittiğim o eve doğru sürdüm.
Saat iki buçuğu gösterdiğinde oradaydım.
"Anneanne böyle olmaz.Ateşi düşmemiş hala.Suyun altına soksak iyi olur.Sonrada hastaneye götürürüm.Arabayla geldim."
"Hastaneye gitmeyeceğim.Seni çağırmamalarını söylemiştim.Beni kendi halime bırakın.İlk defa yükselmiyor sonuçta ateşim.Uyuyunca geçecek her şey."
Yavuz geldiğimden beri söyleniyordu.
"Ateşim ilk defa yükselmiyor da ne demek ?" Tek kaşımı havaya kaldırmıştım bunu sorarken.
"Geldiğimde hastaydım zaten büyütmeyin bu kadar." Bu dediği daha da canımı sıkmıştı.
"Bu yüzden gelmedin değil mi yanımıza?"
Başını iki yana salladı.
Nil elindeki ilacı gösterdi."Reçetesini okudun mu ?" diye sordum.Başını salladı.
"Ateş düşürücü, ağrı kesici işte... Abi bizim bilmediğimiz bir alerjin falan yok değil mi ?"
" Beni rahat bırakın uyumak istiyorum." Nil ağzının içinde bir şeyler geveledi.Sesli söylemeye cesaret edememişti sanırım.
Dış kıyafetimi çıkarttım.Onun karşısında pijamamla kalıyor oluşumu umursamadım.
Anneannesi bir bardakta su getirdi.Onu doğrulttum.Nil ilacı abisinin ağzına bıraktı ve suyla içirdi.
"Nil yardım et de banyoya götürelim ." dedim.
İkimiz de kolunun altına girdik.
"Anneanne sana zahmet kapıyı açar mısın ?"
Kısa mesafeyi bize oldukça uzun gelen bir sürede gittik. Koridorun sonundaki banyoya ulaştık. Anneannesi kapıyı açıp bize yol açtı.
Duşa kabinin içindeki oturağa oturdu.Gözünü açacak hali yoktu. Yürürken yalpalıyordu. Nasıl bu hale gelmişti ?
"Nil suyu ılık hale getir ve yıka abini."
Önce üstündeki kıyafeti çıkardı.Fıskiyeyi ona doğrultup suyu açtığında Nil'i itti.
"Üşüyorum Nil.Sıcak suyu aç.Buz gibi bu su."
"Su soğuk değil sen çok sıcaksın.Artık izin ver de yıkayayım seni."
Nil abisinin kollarını bacaklarına koydu.Suya elimle kontrol ettim.Musluk başlığını biraz daha çevirdim soğuk kısma.
"Ben mutfaktayım kızlar.Çorba yapayım.İyi gelir."
Anneanneleri banyodan çıkınca kapıyı kapattım.
Yavuz'un çıplak sırtını izledim.Abisi çıkmak istediğinde çıkamaması için saçını da köpürtmüştü. Saçlarındaki köpüğü de temizledi.
Yavuz'un titremeleriyle olaya karışıp suyu kapattım."Yeter bu kadar bence.Umarım iyi gelir." dedim.
Nil duşakabinin içinden çıktı. Nil de ıslanmıştı. Anneanne evin diğer tarafındaydı . Seslenmemizi duymamıştı.
"Havlu getireceğim .Abi kıyafetlerin nerede ?" diye sordu Nil.
"Sırt çantamda vardır bir şeyler."
Yavuz oturduğu yerden kalkmadı. Çıplak sırtına bakmaya son verip açık kapıdan dışarıyı izledim.
Nil elindeki bornoz ile döndü.Abisine giydirdi.Bunu yaparken bakışlarımı kaçırmıştım. Utandığımı hissetmiştim.
Yattığı odaya döndük.
Nil "Çantanı bulamadım telaştan." dedi .
Yavuz yatağın üstüne oturdu. Hala iyi görünmüyordu.
"Ben üzerime bir şeyler geçirip geliyorum." dedi ve odadan çıktı.
Çantası yatağının kenarında duruyordu.Yatağın etrafında dolaşıp çantayı aldım.Fermuarı açtım.T-shirt çıkardım bir tane.Altına giydirecek gri eşofman altını çıkardım.Dipte iç çamaşırı vardı. Parmak uçlarımla onu alıp yatağa bıraktım.
"Üzerini değişmen gerekecek.İç çamaşırını buraya bıraktım."
"Yapmak zorunda değildin."
"Çıkıyorum ,alt kısmını değiş lütfen."
Odadan çıkıp kapıyı kapattım.Nil ıslak kıyafetini çıkartmış ve anneannesine ait olduğu belli olan bir şey giymişti.Elinde havlu vardı.
"Giyiniyor." dedim.Başını salladı.
"Çok korktum."
" Daha iyi olacak.Sakin olsaydın bunları sen de yapabilirdin." diye telkin edici şekilde konuştum.
"Ben de yapardım,haklısın.O kadar hastayken sayıkladığı kişi sendin ama."
"Nil bunları..." Bunları konuşmanın sırası olmadığını söylemek istemiştim ama beni dinlemedi.
"Yanında olmasını istediği kişi sensin.Bunu daha fazla görmezden gelme."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bizim Mesafelerimiz
Short Story"Bilseydim sana güller yerine karanfiller getirirdim.Tuttuğumuz yas biraz güzelleşirdi."
