[18.Bölüm)
"Ertesi gün sana kavuşamayacağım için uyumadığım geceler var benim."
Cemal Süreya
Kucaklarımızdakilerle döndük eve. Tüm kadın ve kızlar olarak üst kata çıktık. İkbal teyze terasa masayı kurmuştu.Nil ve ben kahvaltılıkları dizdik.Sonra bardak ,tabak ve çatal getirdik. Nil bir yandan manzarayı izlerken hemen önündeki çay bardaklarına tek tek çay kaşığı bıraktı.
Terasta bir sürü çiçek vardı.Hepsi de oldukça canlı duruyordu. Yengem kavun ve karpuzu dilimlemişti. Annem menemen hazırlıyordu.İkbal teyze sucuk pişiriyordu.Bana seslendi.
"Hadi çiçeğim git de erkekleri çağır." dedi. Eve gittiğimde babam ve amcam haber izliyordu. "Baba kahvaltı hazır.Yukarı çıkalım isterseniz." Televizyonu kapattı amcam.Önlerindeki kahve fincanları hala öylece duruyordu.Onları toplayıp Işıl'a temiz bir şeyler giydirdim.
"Tuna,Yavuz abi hadi yukarı çıkacağız ." dedim.
Amcam ve babam kapının önünde bir şey izliyordu. Yavuz abiye odaklanmış olan Güneş'i gördüğümde ben de onlara katıldım. Güneş ,ona öğrettiğim hareketleri yapıyordu.Kucağımdaki Işıl yere inmek için çırpındı .Onu bıraktım. Odadaki herkes ona gülüyordu.Güneş'i en sonunda evde bırakıp terasa çıktık.
Büyükler terasta çay içerken Nil ile ben bulaşıkları topladık.Onlara katılıp meyvelerden yedik.
"Akşam bahçede mısır da közleriz. Ateşi gençler ayarlar diye düşünüyorum."dedi İkbal teyze.
"Tabii yaparlar ." dedi yengem.İkisinin de ateş yakmak için bir fikri olduğunu sanmıyordum pek ama olsun.
" O zaman akşam mangal yapalım.Birinci katta oturan aileyi de çağırmak isterim rahatsız olmazsanız ."
Annem ,yengeme Ayten ablayı anlatmaya koyulmuştu o sırada.Tuna telefonuyla ilgileniyordu. Işıl,Yavuz'unun kucağındaki yerini almış manzaraya bakıyorlardı. Nil annemi dinliyordu.
Babam amcama baktı.Onun cevap vermesini istedi." Tabi olur.Onlarla da tanışmak isterim.Çocuklarını da gördük.Çok akıllılar.Bize yardım etmeye çalıştılar." dedi.
İkbal teyze onu onayladı.Sohbet böyle devam ederken annemin kulağına doğru konuştum.Beni onaylayınca diğerlerini alarak aşağıya indik.
Işıl "Nereye gidiyoruz abla ?" diye sordu.
"Sizi denize götüreceğim." dedim.Açtığım kapıdan koşarak içeri girdi Işıl. Geri döndüğünde Tuna'ya şişirmesi için kolluğunu uzatıyordu.
Altımda şortum üzerimdeki tişörtle hazır görünüyordum.Nil de mayosunu giyince odamdan çıktık.Yavuz abi Nil'i inceledikten sonra bir şey demedi. "Bence şimdi şortunu giy.Oraya gidince çıkartırsın."dedim.Köyün içinde mayoyla ya da bikiniyle gezmek yasaktı.Nil dediğimi yaptı ve evden çıktık.
Işıl da mayo giymişti.Alt kısmı fırfırlı etekti. Onu kucağıma alıp yanağını öptüm.Hazırladığım çantanın birini Nil aldı.Diğerini de Tuna aldı eline.İçlerinde bisküvi tarzı yiyecek ve havlu vardı. Işıl'a de güneş kremi sürdüm. Yavuz abi yüzüne sürüp Tuna'ya uzattı.Evden çıktık. Işıl koştura koştura bildiği yolu gitti. Koluna da kovasını takmıştı.
Işıl gittiği yolu geri döndü."Benimle kule yapacaksınız değil mi ?"diye sordu. Nil onu kucağına aldı."Seninle kocaman bir prenses şatosu yapacağım." dedi.
Kimsenin olmadığı bir alana oturduk.Birkaç kişi diğer tarafta yüzüyordu.Yavuz abi elindeki kollukları Işıl'ın kollarına taktı. Eşyalarımızı belli bir yere koyduk. Nil koşarak girdi denize."Su çok iyi .Gelin hemen." dedi. Tunahan da ona katıldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bizim Mesafelerimiz
Conto"Bilseydim sana güller yerine karanfiller getirirdim.Tuttuğumuz yas biraz güzelleşirdi."
