{60}

1.9K 160 107
                                        

Multi ):

Doğan

Teoman'ın ağzına bakıyorsun.

Parasızlıktan gebereceksin.

Elimdeki bardağı sertçe masaya bıraktım. Alnımı elime yasladım ve acıyan gözlerimi kapattım. Her yerim ağrıyordu, bedensel yorgunluk kadar kolay geçici bir şey değildi bu. Ruhumdaki bitkinlik beni ele geçiriyordu.

Mertle bir haftadır konuşmuyorduk ve tüm ruhum çekilmişti. Yataktan bile çıkasım yoktu. Bir bardak daha bira doldurup fondip yaptım. Bitmek üzere olan şişeyi de bir dikişte bitirip çöp kutusuna attım.

Cebimden bir naneli sakız çıkarıp ağzıma attım.

Can hoca odasında içtiğimi bilse çok kızabilirdi.

Aynı anda birisiyle kapı koluna tutunduk ve kapı açıldı.

Teoman.

"Hazır mısın?"dedi beni süzüp.

Kağıtları eline tutuşturdum ve "Ben hep hazırım,"dedim.

Birden dirseğimden yakaladı. "İyi misin Doğan? Çok sakinsin yine. Mertle kavga mı ettiniz?"

"Şey,"dedim mırıltıyla. "İlişkim neden senin umurunda?"

"Ben yardımcı olmak istemiştim."

Dirseğimi kurtarıp burnumdan bir nefes eşliğinde güldüm. "Olamazsın ama Teo'cuk."

Sonra sahneye yürüdüm.

Klasik provalar...Bininci kez buna çalışmaktan bıkmıştım.

Neyse ki tahminimden çabuk bitmişti.

"Doğan!"dedi İrem gülümseyerek. "Harikaydın!"

Başımı sallayıp göz devirdim ve çantamı omzuma astım.

Siktirip gitmek istiyordum.

"Ihm...Şey bir sorun mu var?"

Güldüm.
"Yok."

Biraz daha içmeliyim. Biraz daha...

Hızlı hızlı anlatmaya başladı.
"Ah o zaman tamam. Seninle bir şey konuşmak istiyordum. Şey ya...Kıvanç hakkında. Ben Kıvanç'tan çok hoşlanmaya başladım ama onun nasıl hissettiğini anlayamıyorum. Yani hoşlanıyor gibi ama bana çıkma teklifi etmedi. Sonra...Doğan? Sen beni dinliyor musun?"

Güldüm. "Dinlemiyorum."

"Ne?"diye mırıldandı.

"Kıvanç'ı sikeyim,"dedim gülerek. "Umurumda mısınız sanıyorsun? Aptal, gerçekleri duymak ister misin? Kıvanç seni asla sevmeyecek! Neden mi? Basit. Liseden beri aşık olduğu tek bir kız var: Buse. Buse gibi görünmüyorsun. Eziğin tekisin İrem. O kızdan sonra kimseyle çıkmadı. Çünkü sen sıradan, para kazanmaya çalışan, yeteneksiz, ezik bir kızsın. Daha sevişemiyorsun bile."

Herkes bağırışımla bana bakınca gülerek başımı iki yana salladım. "Kıvanç sana aşık olamaz, İrem. Sadece seni yatağa atmak istiyor."

Gerçekleri duyması lazımdı. Birisinin ona bağıra bağıra bunları söylemesi gerekiyordu.

Dolu gözlerle yüzüme baktı. "Çok ağır oldu bu."

Omuz silktim. "Gerçeklerden kaçamazsın."

"Doğan, neyin var senin?"dedi Can hoca buruk bir ifadeyle.

Kapıya yürümeye başladım.
"Off sadece gerçekleri söylüyorum ona. Büyütmeyin her şeyi."

"Doğan, gel konuşalım!"

Parmak gösterip kendimi dışarı attım. Hızlı adımlarla bir büfeye girdim, sakin bir havası vardı. Mavi ışıkları gözümü alırken arka taraflara ilerleyip bir şişe votka kaptım.

"Ne kadar?"

"İki yüz."

Cüzdanımı cebimden çıkarırken ellerim titrediği için cüzdan yere düştü. Oflayıp yere eğildim. Bir iki yüzlük çıkartıp uzattım ve şişeyi çantama yerleştirdim.

Metro durağına yürüdüm, insanlar üstüme üstüme geliyordu. İstanbul'dan nefret ediyordum.

Bazılarına omuz atarak yolumu yarattım.

Kartımı hızlı hızlı bastım.

"Yetersiz bakiye!"

"Sikeyim senin gibi kartı!"

Cüzdanımı çıkardım. Kimliğim, kartlarım, vesikalık, Mert'in fotoğrafı...

Burada iki yüz lira vardı! Nereye gitmişti?

"Siktir, siktir..."

Cüzdanı eşeledim ama sadece yirmi beş kuruş çıktı.

Telefonumu çıkardım ve Araz'ı aradım.

İkinci çalışta açtı. "Naber?"

"Al beni buradan."

Adım sesleri...
"Neredesin?"

"İstanbul."

"Hayır yani...Tam olarak neredesin?"

"Metro."

İç çekti.
"Sarhoşsun, değil mi?"

"Değilim."

"Konum at bana."

Telefonu kapattım.
"Hı hıı."

Gözüm karardığında gözlerimi kapattım ve biraz bekledim. Ardından ona konum gönderdim.

Yirmi dakika sonra Araz geldi. Kolunu belimr sarıp bedenimi kendisine yasladı. "Ayakta duramıyorsun,"dedi alçak sesle.

"Ben zavallı mıyım sence?"

"Nereden çıktı ki?"

"Öyle miyim?"dedim gözlerimi kırpıştırıp. Neden cevap vermiyordu? Öyle miydim?

"Mertle barıştığın için öylesin,"dedi başını sallayıp. "Yine arkasından içip içip ağlıyorsun."

"Kalbimi kırıyorsun."

"Haydi gel,"deyip arabaya bindirdi beni. Kendisi sürücü koltuğuna geçerken başımı cama yaslayarak ona baktım. Başım çok fena dönüyordu.

"İçmek istiyorum,"diye fısıldadım.

Başını iki yana salladı. "Hayır."

"Para falan ver bari..."

"Yanımda yok, olsa da rüyanda görürsün."

Sinirle direksiyona vurdum. "Çok kötü bir arkadaşsın sen!"

"Arkadaşın değilim,"dedi gülerek. "Şimdi susup uyuyacaksın Doğan. Evine gelene kadar konuşmayacaksın."

Kolunu sıktım.
"Votka al bana, lütfen. Parasını veririm sana."

"Param yok."

Ayaklarımı sinirle yere vurdum. Sadece bir votka alacaktı, neden büyütüyordu?
"Lütfen!"

"Hayır."

"Geber amcık!"

Arabayı kenara çekti.

Gözlerini birkaç saniyeliğine kapatıp açtı.
"Bana saldırmazsan eve geldiğimizde alacağım, anlaştık mı?"

"Söz ver o zaman."

"Söz ama eve gelmeyi bekleyeceksin."

Eve gidene kadar sessiz kaldım. O zaman alacaktı bana. Söz vermişti.

Araz beni odama götürüp yatağıma yatırdı.

Kolunu tuttum.
"Votka..."

"Evde varmış, getiriyorum."

Bir saniyelik bakışın ardından beni odaya kilitledi.

"Araz!"

Daha fazla içip zarar vermesin diye yaptı Araz he

Bu kitap da Doğan çöktü hadi bakalım

Maske | boy×boyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin