" Bana bakın bu sefer de evlenemezsem kendi ellerimle batırırım bu yatı. Ya konuşun ya konuşun."
Ares'in sesi sıkıntıyla patlamış, iki saati geçtiği halde suskunluk yemini etmiş gibi konuşmayan topluluğa dönmüştü. Kimse kimsenin yüzüne bakmadan geniş kamaradaki koltuklarda surat asarak oturuyordu.
" Bir saat sonra nikâhımız kıyılacak. Şu anda hazırlanıp, nikaha gitmemiz gerekirken burada oturmuş ilkokul çocuğu gibi küsmüş kazık kadar insanların konuşmasını bekliyoruz. Biraz daha konuşmazsanız Sedef'i de alıp siz olmadan basıp giderim haberiniz olsun. Kız hamile ve strese sokuyorsunuz böyle yaparak. Çocuk olsanız hadi ama bu nedir böyle ? Inadınızdan düğün günümüz mahvoluyor. Tebrik ederim yani hepinizi. Çok sağ olun."
Sedef sinirleri gerilmiş Ares'in yanına gelmişti. Kolunu okşayıp, kafasını omzuna doğru yasladı.
" Ares.."
" Bir saniye Sedef ya. Kendi hallerine bıraktık bir işe yaramadı. Duruma el atıyorum. Dertleri neyse konuşacaklar." deyip, sözlerinden dolayı mahcubiyet emareleri gösteren topluluğa dönmüştü bakışları.
" Hadi. Dökülün derdinizi."
Birbirlerine kaçamak bakış atan taraflardan hiçbirisi lafa girmeyince Ares baş öğretmen edasıyla göz gezdirmişti. Bakışları Teo'da duraksadı.
" Teo sen başla."
Teo duvarlarda gezen bakışlarını Ares'e çevirmişti.
" Benim diyecek bir şeyim yok."
" Teo !"
" Yok işte. Ne diyeyim ? Diyeceğim şeyin bir kıymeti olsa derim ama yok."
Berna hışımla sözünü kesmişti.
" Hah, anca olayı çarpıt sen. En demen gereken durumlarda sus anca."
Teo ilk kez karısına bakmıştı. Gözleri ateş püsküren Berna tam karşısında bacak bacak üstüne etmiş, kollarını göğsünde çapraz kavuşturup, yargılayan bir sinirle onu süzüyordu.
" Senin gibi en olmadık yalanları mı söyleyeyim? Kızdığım için sırf sana ceza olsun diye bebeği aldırdığımı söylesem mesela nasıl olur ?"
" Aynı yere dönüp duruyorsun."
" Neden acaba ? Beni kandırdığın için olabilir mi ?"
" Bir an sinirle yaptım. Konuşmuyordun. Bebeği öğrenip tek bir isteme emaresi göstermedin. Ben de istemediğini düşündüm."
" Aldırdım diye yalan söyledin sen."
" Kıyamadım. Yapamadım."
Teo duraksamıştı." Aldıracak mıydın yani ?"
" Aklımdan geçmedi değil."
" Aldıracaktın öyle mi ? Baya baya düşündün bunu demek ?"
Berna kendine sinirle çıkışan Teo'nun tavrına gerilerek kaşlarını çatmıştı.
" Senin baba olmayı isteyip istemediğini, eve geri mi dönsen yoksa Berker'lerde kalıp, bekar adam gibi takılmaya devam etsem diye düşündüğün kadar uzun süre olmasa da düşündüm. Ne yapsaydım ? Hamile olduğuma bir gıdım heyecan bile göstermeyen, beş gün tek kelime etmemeye devam eden kocamın tavrına bakınca babası olmayı istemediği çocuğu doğurup da bu gerçekle büyüsün istemedim."
" Babası olmayı istemeyen demek ! Sana gelip de artık bizim de bir çocuğunuz olsun diyen de ben değildim zaten. Çocuk sahibi olma mevzusunu sen bir kere bile olsun demedin. Söyleyince doğru dürüst tepki bile vermedin. Korktun resmen Berna. Gözlerinde gördüm ben korkunu. Tırstın anne olacağım diye. Kendin ultra çocuk meraklısı ben bencil herifin tekiyim gibi lanse etmeyi kes artık."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
CILEKLI PASTA #wattys2019
Romance" Bana öyle bakmaya devam edersen, şeytan bile tövbe edecek ,sevgilim " " Ya sen ? " " Ben tövbekar değil, günahkârım.Şeytanın bile yüzünü kızartacak günahlara çağırıyor bakışların ve tövbe mi bekliyorsun benden? " " O halde beraber yanalım "