" Ares, kemiklerime katı haliyle ihtiyacım olacak, sıvı olarak değil." diye güldüm.
Nefesi düzelene dek bekleyip, saçlarımın arasına gömdüğü kafasını boynumdan çekip, kaldırarak yüzüme baktı. Birşey anlamamış gibiydi.
"Efendim ?"
" Ne kadar devasa ve ağır olduğuna dair bir fikrin var mı acaba senin ?"
Gülerek kendini yan tarafıma bırakırken kollarının arasından ayırmadığı beni üzerinde kendisiyle beraber çevirmişti. Saçlarım göğüs kafesinin üzerine battaniye gibi yayılmıştı. Yüzümü kapatan saçlarımı yavaşça geriye çekip,sadece gözlerimin içine değil,ruhumun derinliklerine baktı.
" Bazen unutuyorum afedersin."
" Sorun değil."
Işaret parmağı yüzümde şakağımdan çeneme doğru tüy kadar hafif bir dokunuşla geziniyordu. Omuriligimde merkezlenen tüm sinir ucu ağım ayaklanmış, bedenimin her yerine titreşim dalgaları göndermeye başlamıştı. Dudaklarımın arasından titrek bir nefes firar etti.
" Bu güzel kafandan ne geçiyor senin sevgilim?"
Sesi yumuşak bir fısıltı halinde tenimde dolanıyordu.
" Rüya olmasından korkuyorum." diye gülümsedim." Gözlerimi açınca gene kaybolacakmışsın gibi geliyor."
"Biz ayrıyken öyle mi oluyordu ?"
Çenemi göğsünün üzerinde kavuşturduğum ellerimin üzerine dayamıştım. Gözlerim gözlerinin lapis lazulisine kilitlenmişti.
" Evet çok gerçek geliyordu ama sonra uyanınca yanımdan yok oluyordun. "
" Demek ki o kadar uykusuz geçen gecemden, kalbim ve ruhum kadar sen de sorumluymuşsun. "
" Ben mi ?"
" Bir japon deyişi vardır bilir misin? Der ki eğer geceleri uyku tutmuyorsa bir başkasının rüyalarında uyanık olduğundandır. "
Bir an düşünüp, kafamı kaldırdım.
" Benim de uykusuz geçen çok gecem oldu."
" Benim rüyalarımda uyanık olduğun içindir. "
" Ne görüyordun rüyalarında?". Meraklanmıştım. Gözleri bir an dalıp, kalbime pit stop yaptıran gülümsemesiyle dudakları kıvrıldı.
" Bu geceyi. Artık hayalgücümün ve bilinçaltımın gerçeğin soluk bir yansıması olduğunu biliyorum. Az önce yaşadığımızı, bana hissettirdiklerini en çılgın rüyalarımda bile asla hissetmemiştim."
Yüzümün kızardığını hissediyordum .
" Öyle mi ?" diyebildim.
Çenemi işaret parmağının ucuyla yukarı kaldırıp,gözlerime baktı.
" Bu keyifsiz ve mutsuz ses tonu da nedir Sedef ? Seni incitecek bir şey mi söyledim? "
" Hayır, elbette hayır. Sadece..ben..biliyorsun bu konuda pek birşey bilmiyorum."
" Hızlı öğrendiğini söyleyebilirim."
" Tanrım, kes şöyle konuşmayı."
Utanıp, kafamı çevirmiştim. Gülüyordu.
" Sedef , hadi bak bana. Utanıyor musun sen ? Az once olanlardan sonra, kaplancık tırnaklarını çekip,utangaç bir pisiye mi dönüştü ?"
" Bazen çekilmez oluyorsun."
Kalkmaya davrandım ama bileğimden yakalayıp, çekince, üstüne düşmüştüm. Gülerek dudaklarımı kapadı. Sinir olmuş ve utanmış bedenimin her zerresi alev püskürtulmüş buz parçası gibi erimiş, dudaklarımın inadını kırmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
CILEKLI PASTA #wattys2019
Romance" Bana öyle bakmaya devam edersen, şeytan bile tövbe edecek ,sevgilim " " Ya sen ? " " Ben tövbekar değil, günahkârım.Şeytanın bile yüzünü kızartacak günahlara çağırıyor bakışların ve tövbe mi bekliyorsun benden? " " O halde beraber yanalım "