"Sedef neden kuş kadar yiyorsun bakayım sen ?"
Didem'in tabi tüm yemek boyunca işleri nasıl arapsaçına çevirdiğimden haberi yoktu. Kesinlikle yoldan çıkmışım ben.
Kendimi içimden fırçalamama ve tüm irademi kullanmama rağmen aptal gibi gözleri Ares'e yapışıp kalan kim ? Ben.
Yetmezmiş gibi beynine üşüşen bin çeşit fanteziyle, kafasında adamı soyup seviştiğini hayal eden kim ? BEN.
Dahası, delirmiş libidosunun durmaksızın dürtüp, kıpır kıpır huzursuzlanan hissettiği çekimle ve istekle olmadık noktalarında en kuytularında adamın varlığıyla dolmak için sabırsızca kıvranan bedenin sahibi kim ? BEN.
Ares'in kendisine bakarken tüm bu fiziksel yoksunluğu ve şehveti açık bir kitap gibi bakışlarında, dudaklarında hisseden ve kontrolü kaybetmemek , vücudundaki tepkimeleri bastırmak için kendiyle mücadele eden acayip uyarılmış şapşal kim ?Ding ding ding ding BEN.
Ares eğlenerek bana baktı." Evet az yiyor.Fesliyen mi hoşuna gitmedi acaba?"
Referansı anlamayan Didem gülmeye başladı. "Fesliyen ?"
"Fesleğenin bir türevi bence."
Gülmeye çalıştım. Bel altı vuruyordu demek ?
"Çok şey var. Hepsinden yiyorum azar azar"diye konuyu kapatmaya çalıştım. Ama Ares tabi ki aynı fikirde değildi.
'"Bifteğin sosu nasıl olmuş? Bu sefer farklı bir baharat koydum."
Dudaklarıma bakıp şarabını yudumlarken bıyık altından gülümsüyordu.
" Ben tadını çok beğendim. Akışkan, dilinden ve damağından haz patlaması yaparak geçiyor. Daha çok yemek istiyor insan. Hatta sadece sosu tatmak istiyor. O dudağını,dilini, damağını tadıyla uyarıp, tüm bedenine yeniden ve yine hazla yakıp geçsin diye." diye ekledi.
Şarabı neredeyse deviriyordum. Son dakikada tutmuştum. Ares gülmesini bastırarak Didem ve Berke'ye baktı. Didem gülümsüyordu.
" Bir sos bu kadar ...hımmm nasıl desem...tutkuyla tarif edilebilirdi."
Berke kahkahayı patlatmıştı. " O dediğin hafif kalır,Didem. Ares sosu anlatmadı ki. Sosla fransız öpücüğünden başladı, ön sevişmede kaldı."
Hepsi gülüyorlardı. Ben de katılmaya çalışıyordum. Ama yemin ederim, beni böyle kanırtmanın cezasını çekecekti Ares.
Ama maşallah canım arkadaşım Didem de şeytana pabuç koleksiyonu hazırlayan Ares'in safında canla başla çalışıyordu Güya Ares'i punduna getirecekti ama Berke'yle o kadar eğleniyordu ki yaptığı her atak benim kaleme gol oluyordu.
Ares'ten mümkün olduğunca temas etmekten uzak kalmaya karar vermişken tabutuma ilk çiviyi mutfakta çaktı Dido.
Masayı yemekten sonra toparlarken elimde kirli kadehlerle mutfağa girmiştim ki Didem ve Berke'yi kıvrak bir latin şarkısında dans ederek bulaşık makinasına kirlileri kaldırırken buldum. Kahkahalar atarak son derece baştan çıkartıcı bir salsa gösterisi sergiliyorlardı.
Keşke ben de Dido kadar kendime güvenli olsaydım. Nasıl görünür, nasıl anlaşılır diye kafaya takmadan Berke'yle dans edip, eğleniyordu. Tabaklarla gelen Ares de onları görünce duraksamıştı. Gülerek, onları izlemeye koyulmuştu. Berke ve Didem dans ederek gelip elimizdekileri aldılar. Tezgaha bırakıp, dans etmeye devam ettiler. Didem gülerek bize bakıp, bombayı patlattı tabi.
"Kazık gibi durmasanıza siz ya. Müzik hiç mi kanınızı kaynatmıyor?"
Berke onu belinden tutup, koluna yatırınca çığlığı bastı. Yeniden kaldırdığında ise kahkahayı basmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
CILEKLI PASTA #wattys2019
Romance" Bana öyle bakmaya devam edersen, şeytan bile tövbe edecek ,sevgilim " " Ya sen ? " " Ben tövbekar değil, günahkârım.Şeytanın bile yüzünü kızartacak günahlara çağırıyor bakışların ve tövbe mi bekliyorsun benden? " " O halde beraber yanalım "