Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"SEVMEK"
Karşımda ki kıtafete baktığım da yine aynı fikirde olduğumu anladım. Açıktı işte açık. O inadına giydirtmezdi ki bana bunu.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Ya öyle bakma burdan açık görüne bilir ama üzerinde o denli açık kalmayacak. Hem Serhat abim seni görürse aşık olacak bak söylüyorum" Aşık olmasını falan istemiyordum, yani her halde o mutluluk bana çok olurdu kaldıramazdım. "Ya biraz kol kısmı aşık, takma sen" başımı sallayarak kıyafeti giydim.
Biraz göğüsleri açık olacaktı o kadar. Elime verdiği siyah çantayı tutarak aynadan bana baktım. Güzel olmuştum, sanki ben değildim. "Geç oturda saçını makyajını yapalım" "Makyaj çok abartılı olmasın lütfen" başını sallayarak makyajımı yaptı saçımıda yaptıktan sonra gözlerimi açtım.
Hafif makyaj o kadar ince görünüyordu ki, saçımıda aşağıdan dağınık bir topuz yapmıştı. Memnunca başımı salladığım da dudaklarıma lip glos sürdü. Hafif dolgun dudaklarım birazda dolgunlaşmıştı. Ayağa kalkarak "teşekkür ederim Gökçe sen olmazsan yapamazdım" dedim. "Lafımı olur yengecim"
Kapıya yöneldiğimde kolumdan tuttu "Daha dur,al şu kolyeyi takalım" Serhatın düğünde hediye ettiği gerdanlığı boynuma taktı. İlk kez böyle yere gidecektim çok hemde çok heyecanlıydım. Bir şeyleri yanlış yapmayayımda başka bir şey istemem. Üzerime parfüm sıktığında da. "Tamamsın" dedi.
Başımı sallayarak odadan çıktım. Off,korkuyordum ya değiş falan derse? Kapıdan içeri girdiğim de beyaz gömleğinin yakalarını düzelten siyah takımının üzerine jilet gibi oturan adamı gördüm. Tek kaşını kaldırarak bana baktı. Beni baştan ayağa süzerek kaşlarını çattı. ben niye korkuyorum ki?
"Şey,olmamışsa değişirim" demiştim. Hala bana bakarken bir şey söylemedi. "Olmadığını biliyorsan neden giydin?" Soğuk sesiyle sorduğu soruya bir şey demedim.
"Kalsın"
Yüzemde oluşan gülümsemeye engel olamadım. Sevinmiştim demek bazen bazı şeyler benimde istediğim gibi ola biliyormuş. Başımı sallayarak ardından gittim, kokusu tüm salonu esir almayı becermişti. Kapıdan çıkdığımız da şöför kapımı açtı. Hafif gülümseyerek ön koltuğa oturdum.
"Bir şey sora bilirmiyim?"
"Hayır"
Gözlerim istemsizce devrildiğin de ellerimi önümde birleştirdim. "Ne yemeği bu, ben pek anlamam da" başını bana çevirerek yeniden önüne döndü. "İş yemeği" istediğim cevabı alamıyordum. "Ne yapıcağız orada?" "Yemek yiyeceğiz" kısa cevaplar vermesi sinirime dokunsa da sesimi çıkarmamıştım çıkaramamıştım!
Yemek yiyecekmişiz! Orasını bende biliyorum tabii. Ben sadece yanlış haraket yapmamak için sormuştum. Daha fazla bir şey sormayarak önüme döndüm.
♤
Araba durduğun da kapım açıldı hiç alışık olmadığım şeyler. Koluna girdiğim de mekana girdik.Gözümü alan ışıklar yüzünden başımı aşağı saldım. Her kes Serhatı selamlıyordu. Büyük masada toplanmış adamların yanına gittiğimiz de Gözüm Hiraya sataştı. Kırmızı mini kıyafeti ve sıkı at kuyruğu ile baya gösterişli olmuştu. Selamlaşarak masaya oturduk.
Baya zaman geçmişti onlar iş konuşurken bende önümde ki ne olduğunu bilmediğim içkiyi içiyordum. Yan masa çekildiğin de Hira yanıma oturdu. "Tam hanımağası olmuşsun" vay ve ağzından iyi laf çıkarmış. "Sağ ol" "Ama için hala o varoş küçük kız biliyormusun?" "Evet, içim hala o küçük kız ne varmış?"
"Hanımlar hadi buraya gelin" ayağa kalkarak Serhatın yanına oturdum. Etrafı incelerken çok farklı mekan olduğunu gördüm. "Ürgüpün en nadide çiçeğini bulmayı becermişsin Serhat ağa" bir adamın söylediği şeyle bakışlarımı masaya çevirdim. Diğer adam da,"evet eşinizin farklı bir aurası var" dedi. Farklı aura galiba az önce Hiranın varoş dediği auraydı. Yoksa böyle bir dünyaya zıt olan bir kadının ne aurası ola bilir ki?
Hafif gülümseyerek teşekkür manasında başımı salladım. Serhat tarafa bakmıyordum bile. "Ya Umay öyledir biraz farklıdır bize bakan" Hiranın ne demek istediğini anlasam da bir şey demedim.
Aralarından en genç olanı ayağa kalkarak elini bana uzattı. "Bu dansı bana lütf edermisiniz?" Bi bu eksikti! Evet diyemezdim çünke baya bir olay çıkacaktı. Hayırda diyemiyorum! Serhat ağaya bakdığım da adama öldürecekmiş gibi bakıyordu.
Tam hayır diyeceğim sırada Serhat ayağa kalkarak adamın yakasından tuttu. "SEN KİMSİN LAN BENİM KADINIMI DANSA KALDIRIYORSUN?!" "serhat bey lütfen saki-" etrafdaki adamlar lafını bitirmemiş Serhat adama kafa attı. Adam yere düşdüğün de elimle ağzımı kapattım.
Kolumu tutarak beni dışarı çıkardı. "Araba"görevli arabanın anahtarını Serhata verince arabaya bindik. Tabii ya benim sevinçle başlayan işim ne zaman sevinçle bitmişti ki! Hem ne vardı olay çıkaracak ben zaten hayır diyecektim.
Ne bunun adı? Sevmek falan mı? Böyle sevmek mi olur böyle korumakmı olur?!