Öğrendim ki havanın dumanlı oluşu
Hiç de hüzün değilmiş
Aksine imdadıma koştu yağmurlar
Yağmur sana minnettarım
Bugunku yaşlarımı gizledin
Utanmadan hıçkırıklarla ağladım
Feryadımı cudi duyana dek
Utanmadan sıkılmadan
Musonlar gibi yaş döktüm
Senin olmadığın kıyılara.
Sesimi sisler sardı, bir boğulmak sardı nefesimi
Dilime uzandı sözcükler
Yüreğim haykırmak ister neyleyim
Türküler söylemek ister,
Şiir yazmak ister gözyaşına
Halbuki aklım destur vermez
İnsanın aklıyla yüreği arasında kalması
Amansız bir yara imiş
Ve susmak intihar etmektir
Susmak mahsum bir çocuğa kurşun sıkmak kadar korkunç
Hangi çocuk mahsum değil
Yağmur bardaktan boşalırcasına
Yârdan aldığı bir elemle
Yağıyor hırsla gözlerime
Gözlerim dilediğin gibi ağla şimdi
Fırsat bu fırsat hadi durma ağla
Erkek adam ağlamaz deriz yine de.
O göğsü paralanmış bulut yoldaş
Bir şiir de sen yaz, efkarlansın yağmur
Utanmadan sıkılmadan ağlasın
Denizlere, okyanuslara yağsın
Bir menekşe yarasını yıkasın
Toprağın tozunu alsın
-Gerçi caddeler yine beton-
Topraktır şimdi benim yüreğim
Tozunu aldı yağmurlar, beton kokuyor
Yine papatya umut açmaya çalışıyor,
Gönlüm ise inşaat işçisi kadar yorgun
Bir çocuğun gözleri kadar umutlu
Şimdiler de bir dağın ardına düşmüş
Omzunda bir hasret türküsü
Göğsünde bir sigaranın dumanı
Söyle gardaşım neyleyim
Bir yâr ki elden el düştü canıma
Bir sigara ki zehir zemberek
Bir şiir yazdık diye, etmedikleri kalmadı
Kalem bir hasret türküsü yakıyor
Yürek parselenmiş anadolu,
Bozkırlar açar saçlarında
Çare; kimsesiz, çaresiz düştü
Bırak beni çarşamba seli alıp götürsün
Ki belki dicleye kavuşurum
Ordan okyanuslara, sonsuzluğa
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mısralarımdan akan yaşlar
PoezjaZaman ilk oluşumuna döndü İlk doğum serüvenine Her şey ilkine dönme koşusundaydı En arkalarından yüreğim vardı Çünkü yine sana koşacaktım ......................... ......................... Akdeniz bir akşam göğe yükseldi Böylece oluştu...
