"Ax dîlbere pir dinalîm"
Kalbime fısıldıyor bir türkü
Göğsümden bir yol açtı kendine
Gözümden akan hüzünlü şelale
Atlıyor bin yıllık uçurumun üstünden
Hasretin orduları kuşatıyor kalbimi
Ve bir daha canım alevlere teslim oluyor
oy devran durmuyorsun bir yerde
Yüzüm buruşmuş yetmiş beş yaşında
Yılların saçları beyazlaştıracağı zannederdim
Cahildim bilemedim affına sığınıyorum
Ey felek bir erkek sensin bir ben
Bir sağımdasın bir solumdasın
Hep sırtımdan hançerlersin yüreğimi
Yiğit olup karşıma çıkabilir misin
Gel kozlarımızı paylaşalım desem
Sevdiklerimin boğazına bıçak dayarsın
Ah dilber, gecemin nur yüzlü dolunayı
Adın ne güzeldi, mavi semaların kıskanılan rengi
Sen gökyüzü mavisi olsan ben yeryüzü yeşili
Aramızda sonsuz bir uzaklık olurdu
Yanımda akan suları sen sanırdım
Keşke bir su damlası olsaydım
Güneş yaksa beni buhar olurdum
Sana kavuşma ümidi olurdu
Kuş olsaydım hiçbir dala konmadan
Semaya yani sana koşardım
Ah ay yüzlüm
Felek yapacağını yaptı yine
Kanatlarımı kırıp yüzüme güldü
Yedi yıl yusufumu kuyuya hapsetti
Kervan geçmez ıssız bir çölde.
Yakup gönlüm derya oldu yaşlardan
Kör oldum, çöllerde kurtlara sordum
Gelen giden kervanlara sordum
Esen rüzgara sordum seni
Tam yedi yıl çöllerde aradım
Sonra sonra evim yıkıldı başıma
Yetişemedim sana, feleğin boğazını sıkamadım
Ah dilber ruhumun cenneti
Söz kifayetsiz, yürek takatsız
Kalem tutmaz gönlüm çaresiz
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mısralarımdan akan yaşlar
PoetryZaman ilk oluşumuna döndü İlk doğum serüvenine Her şey ilkine dönme koşusundaydı En arkalarından yüreğim vardı Çünkü yine sana koşacaktım ......................... ......................... Akdeniz bir akşam göğe yükseldi Böylece oluştu...
