Duydum ki neyin var neyin yok
Doldurmuşsun hüzünlü bavuluna
Gitmek istemişsin bu dünyalardan
Beni çaresiz ve kederle bırakarak
Eskiden gözlerin ışıldardı mutluluktan
Bir bayram sabahı gibi telaşlı
Yetim çocukların kalbi gibi heyecanlı
Meltemlerin dokunaklı şarkıları
Lekesiz arzulara inerdi öpüşmelerle
Arzulu dudakların akardı çorak yüreğime
Yeniden filizlenirdi çiçekler
Rengarenk kokular ve masumluklar
Bütünleşirdi şebnemlerin tebessümleriyle
Gölgesiz ümitleri çekerdim göğsüme
Baygın sarhoşluk sessizliğiyle
Taze bir bahardı tenin
Deli atları uysallaştırırdın sesinle
Yumuşak kadife sesinle
Tutsak ederdi beni sana
Karın tokluğu umrumda olmadı hiçbir zaman
Doyardım dinlerken şarkıları sesinle
Asırların rakamlara dönüştüğünü hissediyor kalbim
Anımsamaya çalışıyorum bembeyaz yüzünü
Gözlerimin nemini içiyorum
Acılı tuzlu yağmur sularını
Günahkar gözlerin beni çalardı yerden yere
Sersemleştirirdi kalbimi
Beni altüst ederdi gözlerin
Tar û mar ederdi göğsümü
Dengemi bozardı vakitli vakitsiz
Biliyorsun ben hep seni bekledim
Ama dibinde ama uzak diyarlarda
Bu kalbimizin bize lütfu bir oyunu
Bize bahşedilen her şey hasrette gizli
Sersem sözlerin çaresizliği uluortada
Susmak, kelimelerden kaçmak değil Binevş'im
Gürültü eden kelimelerden uzaklaşmaktır
Yetersiz sözlerden kaçmaktır
Beceriksiz dilden bıkmak gibi
Anlıyorum seni sevgilim
Solmaya yüz tutmuş bir gelincik gibi
Çatlamış dudaklarım, bahtsız kollarım
Yüreğim hala orada duruyor nedense
Bilmiyorum neden duruyor hala
Anlıyorum seni sevgilim
Kısa çöp gibi duran bir yaz gibi
Kısa ve talihsiz
Bir toz pembe bulutu gibi hayalperest
Bulutların dile geldiğini görüyoruz kirpiklerimizle
Saçlarına düşen kederden
Bin yıldır bilenmiş sancılı kederi
Yüzüne düşen burukluk
Bir begonya hüznü
Ve tesellisiz kahırdan
Yakamızda kuruyup soldu o öksüz karanfil
Duydum ki neyin var neyin yok
Alaşağı etmişsin toprağa
Alınganlığım tuttu benim yine
Mimozalar çiçek açmış üstüme
Soylu bir nergis gibi sarılıyorsun bana
Gururlu ve onurlu bir şekilde
Soğuk terler döküyor hücrelerim
Son kez kanatlarımı çırpıyorum mavilere
Özgürce vefalı
Ümitli bir şekilde dokundum o paslı kapı koluna
Üryan bir şekilde
Geçiyorum aralıktan sonsuzluğa
Naif, zarif sinene koyuyorum başımı
yedi saniye, sadece yedi saniye
Gerisi hep ayrılıktı
Ve güzeldi her şey
Sadık bir köpek gibi
Hasretinle ölmek
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mısralarımdan akan yaşlar
PoesiaZaman ilk oluşumuna döndü İlk doğum serüvenine Her şey ilkine dönme koşusundaydı En arkalarından yüreğim vardı Çünkü yine sana koşacaktım ......................... ......................... Akdeniz bir akşam göğe yükseldi Böylece oluştu...
