Kabanımın düğmelerini ilikleyip kapıdan çıkarken kapının önünde arabaya yaslanmış muhabbet eden ikiliyi gördüm. Arın yanlarında değildi çünkü mekanda halledilmesi gereken şeyler yüzünden Elis abla yanına çağırmıştı.
Elimdeki çantayı sıkıca tutarken dizlerimin titrediğini hissettim. Arkadan bile yakışıklı görünüyordu resmen, olacak iş değildi.
"Nerde kaldın güzelim ya?" Kerem yaslandığı arabadan çekilip bana yürürken Yağız yavaşça arkasını dönüyordu. Heyecanla nefesimi tuttum, kabanımın önü kapalıydı ama yine de beğenir mi diye bir endişe kaplamıştı içimi.
"Anca Kerem, son anda haber verirsen böyle olur." diyerek Kerem'in buraya gelmeden önce telefonda kurduğu oyunu sürdürmeye başladım. Yolda bir sürü mesaj atmış Yağız'ın kendi doğum gününü unuttuğundan bahsetmişti.
"Neyse hadi gidelim.." diyerek yanağımı öptü ve arabasına geçti. Gözlerimi devirip Yağız'ın omzuna elimi koydum, dibime kadar gelmişti zaten. Eğilip yanağımı öperken "Çok güzelsin" diye fısıldadı.
"Teşekkür ederim." küçük bir gülümsemeyle ona baktıktan sonra dikkat çekmemek için geri çekildim.
"Sen benimle mi geliyorsun? Kerem gittiğine göre, e senin arabanı da göremedim. Sahi nerede?" diyerek etrafımda dönerken dudaklarımı da büzmüştüm. Kerem ben gelir gelmez açık kapıdan arabasına binmiş ve basıp gitmişti. Yağızla beraber mi gidecektik?
Tekrar yüzüne baktığımda belime sarılıp beni kendine çekti. Eş zamanlı olarak kafasını boynuma gömmüştü. Ayağımda topuklu ayakkabı olmasına rağmen benden çok az uzundu. Ne büyük acı!?
Bana sarılması, saçlarımı öpmesi, kokumu içine çekmesi hoşuma gitmeye başlamıştı. Yeni yeni de olsa alışırsam bırakamam diye korkuyordum. Bırakmak zorunda kalırım diye korkuyordum. Zor bir duruma çekiliyordum sanki ve korkutucuydu.
"Arabamı servise gönderdim sabah abim yüzünden. Kerem de dışarı çıkalım deyince beni sana satacağını bilmiyordum ama güzel oldu." ensesini kaşıyıp gülümserken elini tuttum. Pekala kimsecikler yoktu zaten.
"E gidelim o zaman."
"Gidelim güzelim."
Beni tabi ki de sürücü koltuğuna oturtmamış yanına geçmem için kapımı açık tutmuştu. Gözlerimi devirip kabanımın önünü açtım. Arabanın içi oldukça sıcaktı.
"Durup dururken gece kulübüne gitmek nereden çıktı ki sanki?" yan yan baktığını fark ederek gülümserken "Kerem sürekli buralarda olmuyor büyük ihtimal bizimle vakit geçiremediği için organize etmiştir." dedim.
Dizimin üstünde duran elimi alıp ellerimizi birleştirmeden önce bileğimin iç tarafına öpücük bıraktı. Allah'ım al canımı, tam şu an ölsem hiç sorun olmaz cidden.
"Elbisen, umarım kısa değildir." açıkta kalan bacaklarımın üstüne kabanımı kapatırken kafamı iki yana sallayıp gülümsedim.
Kısa olsa bile bir şey diyemezdi ama olsun.
Mekana geldiğimizde hiç istemeyerek ayırdım ellerimizi. Arabadan inip hediye poşetimi ve çantamı bir elime aldım. Yanına yürürken kabanımın önünü kapatmıştım.
"İçeri girene kadar kimse fark etmez zaten." diyen sevgilim elimi tutup boştaki eliyle kabanımın yakasını düzeltti.
"Bu ne?" elimdeki poşeti gösterip tek kaşını havaya kaldırdığında gülümseyerek elimi kaşına götürdüm.
"Ceren'in bende kalmış onu getirdim." kaşını düzeltip elimle yanağını okşadıktan sonra tuttuğu elimle onu kapıya doğru çekiştirmeye başladım. Kapıdan çıkan Kerem "Abi nerede kaldınız sizi unuttuğumu fark edince geri döndüm." derken elindeki telefonla uğraşmaktan yüzümüze bakmıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BÖĞÜRTLEN
ChickLitBöğürtlen dikenler arasında yetişen nadide bir meyvedir. Dikenler arasından türlü zorluklarla sahip olursunuz onun lezzetine. İnsan umut ettikçe yaşardı. Ecrin'in tek dayanağı umuduydu. Ama öyle bir gün geldi ki... "Herkes benden umudu kestiğinde b...