chapter ten : cant believe

5.2K 363 60
                                        

Jungkook ile olan uzun sohbetimizin üstünden 3 gün geçmişti ama ben onu okulda hala görüyordum. Beni her gördüğünde suratında gergin bir gülümseme bırakarak gidiyordu. Benden uzaklaşacaktı hani, hala yakınımdaydı ve benim varlığımdan da haberdardı. Hani benden uzaklaşacaktı...

Spor salonuna ilerledim çünkü bazen buraya oturup maçları izlemek, maç olmasa da antrenmanları izlemek insana keyif veriyordu. Özellikle de ders fizikse. O derse girmeyip dışsrda sallanmak güzeldi.
Salona girdiğimde yapılan basketbol antrenmanını gördüm. Üç beş top havada uçuyordu ve değişik, zorlu bir şeyler yapıyordu.
JungKook'u görmemle şaşırsamda diğerlerini de izlemeye başladım.
Gözlerim sahada turlarken JungKook'un gözleri, benim gözlerimle buluştu.

Gözlerimiz kilitlendi, sadece bakışlarımız ve bir kaç derin anlam...

  JungKook bakışlarını benden çekmeyi başardı. Elindeki topu bir hışımla potaya attı ve basket oldu. Seken topu geri aldı.

"HyeRim ?" İki yanıma yerleşen kızlara baktım. Sanırım JungKook'u konuşmak için gelmişlerdi.

Kaçışım olmadığına göre uyum sağlamalıyım.

"Efendim ?"

"JungKook ile senin abin kavga etmişti,değil mi ?" Başımı salladım. "Evet. Evet kavga ettiler." Onayladığımda sanki istediği olmamış gibi bir dalgalanma yaşasa da kendini toparladı.
"Pekala. Bu konu hakkında konuşmamız gerekiyor. Senin cezalandırılman gerekiyor." Omuz silktim. "JungKook'u cezalandırın."Kız pisçe sırıttığında göz devirdim. Solumdaki kız hızla iki kolumu da tuttu. Benimle konuşan kız da hızla elindeki çakıyı açtı.
Kaçışın olmadığına göre katlanacaksın.

İyi yakalandın HyeRim.

Çakıyı baş parmağımın kenarına dayadı. Ardından derince baş parmağımın sonuna kadar kesti.
Ben ? Ben ise kendimi tuttum ama bıçağı çektiği gibi bağırdım.

"Ah..!" Kızlar kıkırdayarak yanımdan uzaklaştılar. Sahadakiler bana bakıyordu. Dikkat çekmiş olsam gerek.

Diğer elimi sol elimin baş parmağına götürdüm ve bastırdım ama o kadar kanlıydı ki kayganlıktan tutulmuyordu bile.
İki elim de kan içinde, zar zor çantayı sırtıma taktım.

Spor salonundan çıktığım gibi okula doğru koşmaya başladım. İçeriye kendimi attığımda kanlar damlayavak seviyeye gelmişti. Damlamasın diye bir elimi sol elimin altında tutuyordum.
En son kendimi bir hışımla kızlar tuvaletine attım. Parmağımı suya tutarken göz yaşlarım kendilerini bırakmıştı. Sadece göz yaşlarım akıyordu, üzüntü ifadem yoktu. Tek elimle çantamın ön gözünden yarabandı çıkardım ve parmağıma yapıştırmak için açmaya çalıştım. Aniden kızlar tuvaletine dalan bedenle başımı oraya çevirdim.

Jeon JungKook... neden geldin ?

Cebinden çıkardığı sargı bezini ve bantı lavabonun kenarına yerleştirdi ve parmağımı sudan çekti.
Makineden aldığı peçete ile parmağımı kuruladı.
"Kesmelerine izin mi verdin ?" kendi kendine konuşmaya başladı. Sargı bezini sardı.  "İnsan seslenir yardım ister!" Kendi kendine konuşmaya devam ediyordu.  Sargıyı düzeltip bantı yapıştırdı. Ardından tek bir kez kontrol etti ve elimi bıraktı. Beni arkamda kalan lavaboya yasladı. "Bir daha bir şey olursa,hemen bana geleceksin." Onu ittirdim. "Benden uzaklaşacağını söylemiştin." Zil çalmasına rağmen oradan çekilmedi. Bir tartışmaya başlayacaktık anlaşılan. Kızlar doluşmaya başlamıştı. "Denedim." dedi JungKook.
Bende hızla bağırdım. Gerilmiştim. Çok kişi izliyordu. Daha doğrusu kızlar tuvaletinde bir erkekle tartışıyordum.
"3 günde neyi denedin JungKook ?! Saçmalamayı kes !"
Bağırdığımda sinirli ifadesi gözükmüştü. Kızların hiç biri gariptir ki telefonlarıyla bizi çekmiyorlardı. Sadece izliyorlardı.
"3 günde kendimi parçaladım! Her şeyi denedim! Hem de herşeyi !!" Bileğini sıyırdı ve çizikleri gösterdi. İntihar etmeye de mi çalışmıştı....
"Ben , her yolu denedim..."dediğinde ona bakmaya devam ettim. Ben ona o bana.
"Senden vazgeçmeyeceğimi bilmelisin."
"Seninki bir lise hevesi yalnızca." dedim aniden.
"Sadece bir hevesim ben. Ben de unutulacağım."

saver || jeon jungkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin