thirtyfour : pt.2

1.8K 129 37
                                        

(...)

Kaykayımın üstünde dönüp sağdaki sokağa girdikten sonra nereye geldiğimi sorguladım. Bilmiyordum ama hala şehir sınırları içinde olduğuma emindim.

Köşeden tanıdık gelen sokağa çıktığımda dans kursunun oraya kadar geldiğimi fark etmiştim. Gidecek bir yerim de yoktu.

Çok geçmeden JungKook yanımda bittiğindr başımı ona çevirmeden ayağımı bir kere daha ittirip ana caddede yana doğru ilerlemeye başladım.

"Hadi ama! Dur artık." Yavaşladım ve yanımda duran JungKook'un surstına baktım. Terlemişti. Saçlarını geriye atıp duruyordu. Derin derin soluklanıyordu. Çekici gözüküyordu.
"Peşimden gelmeyi bırakırsan yorulmazsın."
Göz devirdi. "Bu saatte seni yalnız bırakamam."

Kaykayımı tekrar hızlandırdıktan sonra sokaktaki üçlüyü görmemle yavaşladım. JungKook henüz olayın farkına varmamıştı. "Ne oldu?"

Bakışlarını benim baktığım tarafa çevirdiğinde hızlıca konuştu. "Hemen eve dönüyoruz." Bileğimi sıkıca tuttuğunda konuştum. "Başa çıkabilirim."

"Shin'den hala korkuyorsun Hye. İzin ver yardımcı olayım." Dediğinde başımı ona çevirdim. "Peki yardımcı ol. Ama asla ve asla eve gitmek yok." Hafifçe gülümsedi. "Hala bensiz bir şey yapamıyorsun işte."

Beni hızlıca ara sokaklardan birine çekti. Kaykayım hala ayağımın altındaydı, ses çıkarmasın diye elime almıştım hızlıca.

Eli bileğimden yavaşça elime doğru kaydı ve parmaklarımın arasından geçti. Elimi çekmeye çalıştığımda daha sıkı tuttu. "JungKook, senin bir sevgilin var. Bu doğru değil."

"Rol. Sadece rol yapıyoruz. Ben de olmasam sana iyice yaklaşacaklar."

"Yaklaşsınlar. Sanane ki." Dedikten sonra cümlelerimin bile çakıştığını anlayarak yüzümü buruşturdum. "Cümlelerin çakışıyor ve en azından farkındasın..." dedi Kook.

Boştaki eli ve ellerimizi birleştirdiği eliyle kapüşonumu kapattı ve yana katlanan açıktaki saçlarımı düzeltti. Evet...Jeon JungKook saçlarıma dokunuyordu.

"Peki... Telaş yapmak yok. Sadece elimi tut. Gerildiğinde elimi sık ve rahat adımlar at..." Başını yere eğdiğinde açılmış bağcığımı görmüş ve elimi bırakıp eğilmişti. "Ah...onların önünde düşsen ne olurdu acaba?" Ayağımı arkasından tutup azıcık öne çekti ve bağcığımı bağlamaya başladı. "Rezillik olurdu. Yerin dibine girerdim." diye yanıtladım JungKook'u. "Komik olurdu." Deyip gülen JungKook'a ayağımla hafifçe vurdum. "Gülme." Gülmeye devam ettiğinde, bende hafifçe güldüm. "Pekala, gül..." Bu sırada JungKook ikinci ayağımı da öne almış bağlıyordu. "...bu gerçekten komik." Diye tamamladım cümlemi.

"Bizi tanıyacaklar, değil mi?" JungKook işi biten ayağımı bırakıp ayağa kalktı ve ellerini bir kez silkeledi. "Elbette. Dans kursunun orada olduklarına göre bir amaçları var. Seni izlemiş ya da araştırmış olabilirler. Ya da sadece şans eseridir."

Ellerimizi tekrar kenetlediğinde elimdeki kaykayı hafifçe sıktım. Elimi tuttuğunda hala bir şeyler hissediyordum.

"Dediklerimi unutma."

"Kavga çıkar mı?"

"Dayak yemek istiyorsa atılır zaten."

"Eğer kavga çıkarsa, bana kaçmamı falan söyleme. Bende dalarım. Bana öğrettiklerinden sonra geliştim biraz. Bilgin olsun diye söyledim."

"Belki de sana onları hiç öğretmemeliydim." Diye mırıldandı. Ardından bizi tekrar ana caddeye çıkardı.

Gideceğim yönde yürürken gözlerim hep Shin ve arkadaşlarının üstündeydi. An kolluyordum. Bizi fark etmemeleri için dualar ediyordum.

saver || jeon jungkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin