thirtyone : of us

2.4K 146 26
                                        

(...)

"Hassiktir." Dedi BaekHyun sinirli bir tonda. "Arabayı stüdyonun oraya sür Hyung." Dedi JungKook. "Arabayı durdur Baek." Dedim sertçe. "Ne saçmalıyorsun?"

"Konuşacağım. Konuşmalıyım. Konuşmazsam hiç bir şey çözülmeyecek."

"Sen stüdyoya gideceksin ve ben abinle konuşacağım." Dedi JungKook. "Üzgünüm seni dinlemeyeceğim." Dedim sert bir sesle. Ardından çaresizliğimi ifade eden bir sesle BaekHyub'a yalvardım. Bazı şeyler gerçekten çözüme kavuşmalıydı.

"BaekHyun, lütfen. Lütfen." Araba yavaşlarken JungKook sertçe bağırdı. "HYUNG BUNU YAPMA!"

Çantamın tek kolunu sırtıma takarken BaekHyun JungKook'un bağırışına uyum sağlayıp, arabayı sağdaki sokaktan döndü. "Hayır Baek...Hayır ya!" İstemsizce ağlarken, sırtımdaki çantayı hızla koltuğa vurmuştum.

BaekHyun tekrar arabayı hızlandırırken ben yüzümü koltuğa koymuş, hüngür hüngür ağlıyordum. Sinirliydim. Ben konuşsaydım her şey çözülebilirdi, ama BaekHyun'un saniyelik kararı her şeyin içine etmişti. "Hyung iki saniyeliğine dur." Dediği gibi aydınlanmıştım.

Kafamı kaldırdım, arabanın yavaşlayacağı anı bekledim. BaekHyun durduğunda bende kapıyı açıp çantamla birlikte hızlıca arabadan çıkmıştım. Karşıdan karşıya koşarken bağırdım, arkama bile bakmadım. "ÜZGÜNÜM!"

Kaldırıma çıkar çıkmaz, eteğimi kenardan tutarak en hızlı şekilde koşmaya başladım. Köşeyi döndüm, ve evin önünde öylece duran abime doğru koşmaya devam ettim. Bu sefer konuş Hye. Sor, neden böyle olduğunu.

Hızlı soluklanmamı kestim, ve abimin önünde hızlıca durdum. Saniyesinde JungKook da yanımda bitmişti. Aynı şekilde BaekHyun'un arabası da.

"Şu anda ölü olan JungKook yanımda duruyor. Sanırım ölüm bildiğimden farklıymış." Dedim sert, aynı zamanda da eleştiren bir ses tonuyla. "Senin derdin ne?" Diye ekledim. "Hayır, daha doğrusu amacın ne?"

"Seni korumak istedim."

"Ama yanımdaki şahıs beni senden daha nazik bir şekilde koruyor." Derin bir nefesten sonra ekledim. "Yanımdaki kişi, senin dövdüğün, dayaklar attığın, benim de çok ama çok sevdiğim o kişi, beni çok iyi koruyor. Sen ise koruduğunu zannediyorsun. Kalbimü kırmaktan ve çevrendekilere zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsun!"

"Benimle düzgün konuş!" Kaldırdı elinin suratımda yer alacağını anladığımda bile duruşumdan ödün vermemiştim.

Ancak Jeon JungKook eli havada yakalamış ve aşağı ittirmişti. JungKook'un elini aşağı indirdim. "Bırak, vursun. Çevremdekileri nasıl dövdüyse, beni de öyle dövsün. Belki de içimde kopan fırtınadan daha az acıtır canımı." Abim sinirle yumruklarını sıkarken, tekrar konuştum. "Beni korumak istediysen, nazikçe karşıma oturup konuşabilirdin. Ama onun yerine bu çocukları dövdün, yetmedi annemle ben seni karakollardan topladık. Oysa ki karşıma oturup konuşmana bakıyordu tüm bunlar. Kimse zarar görmeyecekti. Lütfen, yaptığın hatanın farkına varana kadar bana ve çevreme karışma. Hatanı anlayıp kabul ettiğinde, karşıma geç ve konuşalım. Başka bir sorunun da varsa, bana anlat."

Abimin yumruğu gevşediğinde gözünden düşen bir damlayı görmemle fazla üstüne gidip gitmediğimi düşünmeye başladım. Pişman hissediyordum.

Elimi omzuna koyup sıktım, okşadım biraz. "Farklı bir şey mi var?" Diye sorduğumda yavaşça başını yukarı aşağı sallamıştı. Ona azıcık daha yaklaşıp hafifçe sarıldım, sırtına sıvazladım. O da aynı şekilde ağlıyordu. Bu zaman kadar yaptıklarının ardında farklı bir şey olabileceğini de düşünmeliydim.

saver || jeon jungkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin