(...)
İnşaatın henüz bitmediği o binaya çıkmış, orada oturuyor, bacaklarımızı aşağı sarkıtıyorduk. "Soğuk alacaksın. Çok geçmeden eve gitsen." Dedi JungKook. "Abimin diyeceklerinden korkuyorsan, umrumda değil. Ondan korkmuyorum. Seninle vakit geçirnek istiyorum."
"Abin bir yana, hasta olacaksın." Vücudumu ona çevirdim. "Kollarını aç." Dedim. Önce sorgulasa da sonra kollarını açtı. Vücudumu onun kolları arasına bıraktım. "Şimdi kollarını kapat." Sözlerime uyduğunda kolları arasında sıcacık bir şekilde duruyordum. "Artık hasta olmam."
Kafamı ona kaldırdım, o da başını bana eğdi. Parlak gözleri benim gözlerimle birleştirdi. Gülümsemesi göz bebeklerinden anlaşılıyordu. Kiraz rengi dudaklarına dudaklarımı bastırdım ve gerilen dudaklarından sırıttığını anladım. Burnunu burnuma sürttü ve kıkırdadı. Verdiği nefesi duyuyordum. Tekrar öpmek için yaklaştığında aşağı düşecek gibi hissettiğimden dolayı onu durdurdum. "Jeon JungKook." Dedim sertçe. "Düşecekmişiz gibi hissettiriyor." Tek kolunu dizimin arkasından, diğer kolunu sırtıma yasladı ve geri çekilip dikkatlice ayağa kalktı. Sonra o katın ortasına geldi ve yere geri oturdu. "Şimdi korkuyor musun?"
"Hayır." Dedim. "Daha güvende hissediyorum." JungKook elimi saçıma koyup hafifçe okşadı. "Senden neden ayrıldım biliyor musun?" Dedi yumuşak bir sesle. "Abimin tehditleri yüzünden."
"Ayrıca bir sebep daha var."
"Neymiş o?" Dedim ve daha ciddi bir tavır takındım. "Ne zaman başına bir şey gelse ben hemen orada beliriyordum. Tek başına bir şey yapmana fırsat vermiyordum. Hep yardıma ihtiyacın olduğunu düşünüyordum... Sonra fark ettim; kendi ayakları üzerinde durabilecek, kendi kendine bir şeyler başarabilecek birisin sen. Sen güçlüydün ve ben sadece sana bir engeldim. O yüzden aradan çekilmeye ve sana kendini geliştirmen için biraz zaman vermeye karar verdim. Sen başarıyorsun HyeRim, sakın pes etme tamam mı? Etrafında ben olmasam da kendi kendine bir şeyler başarabilirsin."
"Şimdi anlıyorum seni." Dedim JungKook'a. "Ayrıldıktan sonra kendi kendime diyordum bunu. JungKook, haklıymışsın." Planını takdir ettikten sonra kolları arasında daha rahat bir şekilde oturmaya başladım. "Kookie..."
"Hm?" Dedi. Tek eli burnumu okşuyor, burun kemiğinde dolaşıyordu. "Şu an acayip bir şekilde kafamı boynuna gömerek uyumak istiyorum."
"Eve gitmelisin. Abin merak edecek-" Elimi sertçe ağzına kapattım. "Kapa çeneni. Abin de abin... Bir kere ondan bahsetmesen?" Ağzına kapanan elimi çekti. "Senin iyiliğin için diyorum." Başımı salladım. "Sana umrumda değil demiştim ama!"
Ayağa kalktım. "Of! Çok fazla abimden bahsediyorsun!" Sinir bir şekilde konuştuğumda o da ayağa kalkmıştı. "Sonuç olarak eve gitmen gerekiyor." Dedi ve ellerimi cebine koydu. "Eğer eve gitmezsen nerede uyuyacaksın?"
"Seninle gelirim."
"Benim evime geri mi geleceksin? Anneme eve gitmen gerektiğini söyledin." Başımı salladım. "İyi de sen BaekHyun'a gitmiyor musun? Yani oraya gidemez miyiz?"
"Aramız bozuk." Saçını savurarak konuşmuştu. "Neden?" Sorumu elini cebinden çıkarıp havada sallayarak geçiştirmişti. "Önemli bir şey değil." Gözlerini başka yerlere kaçırdığından dolayı yalan söyleyip söylemediğini sorgulamak istedim. "Yalan yoktu?" Gözlerini gözlerimle birleştirdi. "Aramızda bir şeyler oldu işte. Bir konuda ortaktık ama ortak olmamamız gerekiyordu."
"Neymiş bu konu?" Dedim kollarımı göğsümün altında birleştirerek. "Söylemeli miyim?" Başımı salladım. "Yalan yok. Sır yok. Yani evet."
"Senden hoşlanıyormuş." Öylece duraksadım o an. Onların arkadaşlıklarının bozulması için bu yeterli bir nedendi. "Bunun doğru olmadığını söylediğimde elinden hiç bir şey gelmediğini söyledi. Bende o zaman görüşmeyi keselim, dedim. Öyle gelişti."
Ne diyeceğimi bilemez durumdaydım. Dediğim her şey yanlış anlaşılabilirdi. Bu doğru değil, desem duygulara hakim olmak kolay olmadığı için saçma olacaktı. Ne demeliyim?
"Ne diyeceğimi bilmiyorum... Yani BaekHyun benim arkadaşım..."
"Ama o seni arkadaştan öte görüyor." Başımı salladım. "Haklısın. Bu gerçekten saçma ama duygulara hakim olmak zor olduğundan dolayı anlayışla karşılamamız gerekiyor." JungKook saçlarını geriye attı. "Bir süre onunla görüşme, yakınlaşma. En azından seni unutur."
"Sen bunu denediğinde işe yaramamıştı ama."
"Ama benim sana karşı olan duygun sevgiydi. Onunkiyse hoşlantı. İşe yarayacaktır." Dudaklarımı birbirime bastırarak rahatlamaya çalıştım. BaekHyun burada olmasa dahi gergin hissediyordum. JungKook'un nasıl hissettiğini de anlayabiliyordum.
Elimi Jungakook'un beline koydum. "Eve gitmek istemiyorum ama." Dedim ve diğer elimi de alnıma yapıştırdım. "İstemediğim bir şeyi yapmak berbat hissettiriyor JungKook."
"İyiliğin için." Dedi ve elimi tuttu. "Seni eve bırakayım. Yatağına gir ve güzel bir uyku çek. Annemde içtiğin çay da sana iyi gelecektir. Sakin sakin uyursun şimdi." Gülümsedim. "Umarım." Dedim JungKook'a.
(...)
Gözlerimi açtığımda tam anlamıyla enerjiktim. Bir saniye daha yatakta durmak istemiyordum. Çay, doğru ya...
Yatağımdan kalkıp banyoya ilerlerken abim karşıma çıktı. "Geciktin!" Kafamı kaşırken dediği şeyle yerimde sıçramıştım. "Ne?!" O çay beni bir güzel uyutmuştu...
Okula gidip gitmemekte karasızdım ama gitmeye karar vermiştim çünkü resim öğretmeniyle görüşecektim. Kötü yanı, bu form bu tarafa taşınıyordu, ben ise o okula geri gidiyordum...
Yani form ve benim okuşum o kadar çok yer değiştirmişti ki, en iyisi bu yarışmaya katılmamı iptal etmekti.
"Hemen okula gidiyorum!" Diye bağırdım ve kendimi banyoya attım. Yüzümü yıkadım, saçımı taradım ve üstüme formamı geçirdim. Gerekli eşyaları alıp evden çıkar çıkmaz telefonum çalmıştı.
Adımlarım otobüs durağına ilerlerken JungKook'tan gelen aramayı yanıtladım. "Alo?"
"Sokağın köşesindeyim..." Başımı kaldırıp sokağın köşesine baktığımda gerçekten de okul formasıyla orada bekleyen JungKook'u görmüştüm. Telefonu kapatarak ona doğru koştum.
Kollarını açmış, beni bekliyordu. Onu yüzüstü bırakmadan kollarının arasına atlayıverdim. Kollarını kapatarak bana sarıldı ve saçlarıma bir öpücük kondurdu. "Günaydın."
"Sende okula geciktin değil mi? Neden beni bekledin ki? Gitseydin." Kendimi ondan uzaklaştırdım. "Sorun değil. Seni okula bırakayım gideceğim." Dedi ve elimi tuttu.
Durağa birlikte yürürken sürekli tuttuğu elimi okşuyor, parmaklarımla oynuyordu. Gözleri sürekli çevrede dolanıyordu. Sanki gergindi. "JungKook, bir sorun mu var?" Diye sorduğumda başını telaşla bana çevirdi ve reddetti. "Hayır, her şey yolunda..."
Tekrar emin misin, dercesine ona baktığımda gerçeği söyledi. "Açıkçası dün BaekHyun'la konuştum ve tepkisi pek de iyi olmadı..."
(...)
tatilin ilk günü
tatilin ilk bölümü
eğer toplam tatil günü sayısına n dersek
n-1 günümüz kaldı demektir...
tatil gittikçe azalıyor ya :c ama önemli olan onu verimli ve doya doya geçirmek!
yaz tatiliniz güzel ve umut dolu geçsin! hayal kırıklıklarınızın yerini güzel anılar alsın torunlar<3 <3 <3
kendinize iyi bakın<3
-hyhyhye'niz
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
