twelve : platonic

5.7K 352 163
                                        

Tuvaletten hızla çıkmıştı. Bende kızların baskısına yakalanmamak için arkasından fırlamıştım. O koridorun sağına doğru, yani kendi sınıfına doğru gidiyordu. Bende kendi sınıfıma doğru gidiyordum.
Aslında eve gitmeyi öyle çok istiyordum ki. Eve gidip ne yapacaktım ki ? Oturup düşünceke miydim ? Günümün yüzde doksan altısı hayal kurup düşünmekle geçiyor. Az kafa dağıt kızım. Evet evet. Bu akşam bara gidelim.

Sınıfa çantamı attığım gibi zil çalmıştı. Ders yine fizikti. Neden iki ders ardarda fizik koyarlardı ki ? Sınıf kapısından dışarıya hızla çıktım. Koşarken kolumu çok salladığım için daha önce maket bıçağı ile kestikleri kolum ağrımıştı.

Sağ kolum full pertti. Ne harika ama (!).

Spor salonuna girdiğimde hala basketin devam ettiğini gördüm. JungKook'a görünmemek kenar kısma gittim. Saçlarımla yüzümü kapattım. Sonra bu saçmalığı düzelterek insan gibi oturarak izledim.
Diğerlerinin aksine JungKook'un sert tavırları ve sert atışları gözüme çarpıyordu.

Birine çarpması ile o kişi yere düştüğünde öğreticileri onu içeriye gönderdi. Yalnızca eğitim alıyorlardı, hadi ama !
JungKook saçını sinirle savurdu ve içeri girdi.
Resim gibi yakışıklı çocuk ya...

Resim ? Ha, Resim Defteri !

Ondan resim defterini alacağım aklıma geldiği için ayağa kalkarak içeriye doğru ilerledim. Neyse ki soyunma odalarının dıiarıdan girişi vardı.

Döngüyü ben bozmuştum ve o da dediğini yapmalıydı. Bana söz vermişti.

Erkek soyunma odasına yaklaştığımda herkesin maçta olduğundan içeride yalnızca JungKook'un olduğunu düşündüm. Kapıyı ittirdim ve hızla içeri girip kapıyı kapattım.

JungKook da tam su içiyordu. Su boğazında kalmış olsa gerek ki öksürdü. Acele ile gidip sırtına vurdum.

Sadece benim yüzümden ölmesini istemiyordum, o kadar.

Dokunmak istediğin için yaptın, gerizekalı. İç sesime cevap verdim.
"Belki biraz."

JungKook kendine geldiğinde uzaklaştım. "Niye geldin ? Hem de erkeklerin soyunma odasına ?"
İçimden sende kızlar tuvaletine girdin, dedim. "Resim defteri. Söz vermiştin, gösterecektin." dediğimde başını salladı ve dolabı olduğunu düşündüğüm yere ilerledi. "Haklısın." dedi. Dolabından çantasını çıkardı.

Şimdi diyeceksiniz o dolaptan çanta nasıl çıktı ?  Soyunma odası olduğundan dolaplar geniş yapılmış.

Katlanmış büyük resim defterini bana uzaktan gösterdi. Önünü arkasını gösterdikten sonra tekrar çantasına koydu.
"Gördüğüne göre gidebilirsin." dedi ve bankımsı yere tekrar oturdu. "Şaka mısın ?"
"Hayır. Zırtpırt önüme çıkma demiştim. Gözükme bir daha bana." dediğinde omuz silktim. "Pekala." dedim ve odadan çıktım.
Buraya doğru sohbet ederek gelen takımı görünce hızla duvarın arka tarafına saklandım. Kalabalığın bittiğini görünce koşarak okula ilerledim.

Koridorda dersin bitmesini bekliyordum. Zilin çalmasına yaklaşık 10 dakika vardı. Telefonumu cebime attım ve kampüste gezintiye çıktım.

Çimenlerin üstündeki banka oturdum. Gökyüzüne baktım bir süre. "Hye ?" Baekhyun'un sesi ile ona baktım. "BaekHyun ? Burada ne işin var ?"
Omuz silkti. "Yani üstümde forma var. Bu da demek oluyor ki bu okulun yeni öğrencisiyim."  Yanıma yerleştiğinde sordum. "Hangi sınıftasın ?"
"10 A" dediğinde başımı salladım. "Sen?"
"9 G" diyerek yanıtladım onu. Evet, BaekHyun benden bir yaş büyüktü. Belki de zamanında onu çocuk korkusuyla şikayet etmişimdir.

saver || jeon jungkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin