fiftyfour : i'm innocent!

1.5K 96 35
                                        

(...)

"Ne gibi?" Diye sordum. "Yani..." dedi ve omuz silkti. "...her şey onun için fazla şu an. Kendi problemleri de var." Başımı salladım. "Ona destek olmalısın. Çocukluk arkadaşısınız."

"Beni görmek hoşuna gitmiyor." Çünkü ikimiz sevgiliyiz ve o benden hoşlanıyor. Aranızı ben bozdum. "Özür dilerim. Ben aranızın bozulmasını istememiştim." Dediğimde JungKook başını sağa sola sallayarak cümlemi reddetti. "Sorun değil. Senin bir suçun yok." Başımı sallamakla yetindim.

Otobüs geldiğinde ikimizde bindik, JungKook hala elimi bırakmıyordu. Otobüs dolu olduğundan ayaktaydık, ben bir elimle tutacaktan tutuyordum, diğer elimde JungKook'taydı. Bana bakarak gülümsedi. "Artık daha hafif." Dedim aniden. "Ne?" Dedi Kook. "Omuzlarımdaki yük. Bazı şeyleri bilmek beni rahatlattı." Beni onayladı. "Bende aynı şekildeyim. Her şey çözülebilir artık." Elini umutla sıktım.

(...)

Sabah kalkıp geciktiğimi fark etmiş, evden adeta kaplan gibi koşarak çıkmıştım. Yine ve yine uyuyakalmıştım. Sanırım vücudum ihtiyacı olan uykuyu yeni yeni kabulleniyordu.

Sokağın köşesinde JungKook'u görmemle afallamıştım. O da okula gecikmiş olmalıydı. Belki de beni beklemişti. Beni gördüğünde kollarını iki yana açarak söylendi. "Uyuyakaldın değil mi?" Gülerek kolları arasına girdim. "Sorma ya, uyuyakalmışım... Kaliteli uyudum ama." Kıkırdadığı için göğsü inip kalkmıştı. "Seni okula bırakayım."

"Sen?" Dediğimde omuz silkti. "Gecikmelerim ve devamsızlıklarım yazılmıyor."

"Neden?"

"Yarışmada birincilik aldığım için. Okulun gözdesiyim şu an." Gülümsediğinde yanağını iki parmağım arasına alarak sıktım. "İşte bu benim Kook'um." Tavşan dişlerini sergilemişti.

Parmaklarımızı kenetledi ve birlikte otobüs durağına yürümeye başladık. "Rüya gördüm," dedi JungKook. "Nasıldı," diyerek yanıtladım onu. Yolda ellerimizi sallaya sallaya yürümek, sabaha güzel başlamama yardımcı oluyordu o sırada.

"Sen ve ben vardık. Mutluyduk ikimizde, böyle kocaman gülümsüyorduk. Hatta bir an vardı: sen gülümsüyordun, pencereden vuran ışık saçlarının arasından geçiyor yüzüne vuruyordu. Büyülenmiş gibiydim. Gerçekten," dedi ve derin bir nefes aldı. "Keşke biraz daha uyuyabilseydim."

"Ben buradayım," dedim ve gülümsedim. "Ve bu anı yaşayadabiliriz yani, tekrar uyumana gerek yok. Biraz beklemeye ihtiyacın var o kadar." Parmaklarımı sıktı ve esnedi. "Mutluyum," derken ki yüzündeki ifade kaydedilmeye değerdi.

Saçını ortadan değilde biraz daha yanından ayırmıştı bugün, güzelce taramıştı. "Çok uğraştın mı?"
Bana bakarak sormuştu. "Neyle?"
"Saçınla." Tavşan dişlerini gösterdi ve başını yukarı aşağı salladı. "Evet," diyerek onayladı. "Yakışmış," dedim ve dudaklarımı birbirine bastırdıktan sonra durdum, o da bana uyum sağlayarak durdum. İki parmağımı omun yüz hizasında tutarak bana yaklaşmasını işaret ettim. "Yaklaş." Azıcık yaklaştığında göz devirdim ve yine emrettim. "Biraz daha yaklaş." Yine yaklaşmıştı ama yeterli değildi. Bu yüzden biraz da ben ona yaklaştım. Tek kaşını kaldırarak yapacağım şey hakkında bir bilgi öğrenmeye çalıştı ama ben hiç bir şey söylemedim.

İkiye böldüğü saçının arasından gözüken alnına hafif bir öpücük kondurdum, gülümseyerek geri çekildim. "Garip hissettiriyor ama daha anlamlı," dediğimde o hala öyle duruyordu. "Bunu beklemediğimi biliyordun değil mi?" Başını hafif sağa eğdi. "Bana bir öpücük borçlusun, dudaktan," Dedi ve tekrar normal hale geçti. "Umutlanmıştım."

saver || jeon jungkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin