(...)
Yastığa sımsıkı sarılırken kafamı boşaltmaya, rahatça uyumaya çalışıyordum. Ancak son derece rahatsız hissediyordum. Göz göre göre bana yalan söylemişti, isteyerek yapmamıştı belki de, ancak kötü hissettiriyordu.
"Uyudun mu?" Yastığı yüzümden uzaklaştırarak yaklaşan silüete baktım. "Uyuyamadım." BaekHyun yanıma geldi ve kenardaki ışığı kapattı. "Işık yüzünden uyuyamamışsındır."
"JungKook nerede?"
"Aşağıda, onunla konuşuyorum da." Hafifçe başımı sallladım. "Tamam...ben uyuyacağım. İyi geceler."
"Sana da." Dedi ve adımlarını parkeye vurarak odadan çıktı. Yastığa yeniden sarıldım. Uykun gelmeyecekti, uykusuzluktan geberecektim ancak yine de zihnim uyumak istemiyordu.
Bu sefer ağır bir yalan yemiştim, ve buna inanmıştım. Incheon'a taşınmış bir JungKook düşüncesiyle günlerce yaşamıştım. Ve yine her şey abimin altından çıkmıştı.
Abimin delirmediğinden emin olmak istiyordum. Artık onun akli dengesine güvenemiyordum bile. Sürekli benim mutluluğumu, istediklerimi engelleyecek hareketler sergiliyordu. Tek başıma yaşasam, gerçekten çok daha mutlu ve iyi biri olurdum. Kendimi böyle kötü ve salak gibi de hissetmezdim üstelik.
Derin bir nefes alarak kafamı boşaltmaya odaklandım. Bedrnim son derece yorgun ve uykuya muhtaçtı ancak zihnim sürekli beni düşünmeye, kafa yormaya zorluyordu.
Yüzümün ve boynumun ne kadar terlediğini ve bunun da benim uyuyamamamda bir etken olduğunu anladığımda yataktan kalkıp adımlarımı banyoya yönelttim.
Islattığım yüzümü ve boynumu kağıt havluyla kurularken gözlerimi de azıcık ovalamıştım. Ben uykusuzluktan gerçekten nefret eden biriydim, uyuyamazsam diğer günümin de iğrenç geçeceğini biliyordum. Sürekli agresif ve ters bir insan olacaktım, sonra da yaptığım hatalar için kötü hissedecek, vicdan azabı çekecektim. Bunu istemiyordum.
Kağıt havluyu avcumun içinde buruşturarak odaya geri adım atmaya başladım. Ayaklarımı yerde sürükleyerek odaya girdikten sonra bedenimi direkt örtünün üstüne attım. Üstümü örtmeye de, düzgün bir şekilde yatmaya da halim yoktu.
"Düzgün yatsana." Diyen orta tonlu sesle yerimden sıçrayıp hızla başımı kaldırdığımda yatakta oturan JungKook'u görmüş, korkumu yatıştırmıştım. "Şu an çok rahatım."
"Özür dilemek istedim..." dedi aynı ses tonuyla. Bana dokunmuyor, ya da yerinden oynamıyordu. "...kötü bir şey yaptım, biliyorum, ancak zorundaydım. Beni affedebilecek misin bilmiyorum, abcak affrtmek istemezsen de haklısın. Seni anlarım-"
"Yalnızca çeneni kapa ve bana sarılarak uyu Jeon JungKook. Başka bir şey istemiyorum." Dedim kısık sesle. İlk defa bu kadar otoriter bir şekilde konuşmuştum ancak ikimizde bundan memnun gibiydik.
Bedenimi nasıl yaptığını bilmediğim bir şekilde kaldırıp düzgünce yatırdı ve kafalarımızı birbirine yasladı. "Bugün hava sıcak. Sarılırsam ikimizde sıcaktan uyuyamayız."
Kıkırdayarak karşıladım cümlesini. "Uyuyalım~"
(...)
Sınıftan içeri girdiğimde uzun zamandır görmediğim yüzler bana dönmüştü. Ancak kısa bir bakışmadan sonra hepsi tekrar işlerine dönmüştü.
Kızlar birbirlerinin kirpiklerini kıvırıyor, erkekler se yuvarlak oyurmuş konuşuyorlardı. Görünürde Shin yoktu, yediği dayaktan sonra burada olmaması da normaldi zaten.
Kulaklığımdan gelen JungKook'un sesiyle gözlerimi çantama diktim. "Gelmiş mi?"
"Rahat ol, hiç bir şey yok." Dedim kulaklığın mikrofonuna. "İstediğinde beni ara, açarım." Dediğinde kıkırdadım. "Ararım. Kendine iyi bak...kendini yorma ve keyfine bak. Seni seviyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
