fiftytwo : made up

1.6K 111 52
                                        

Ellerimi JungKook'un sırtına koyup ona sımsıkı sarılırken minik çaplı bir kahkaha attım. Hem gözyaşlarım süzülüyordu, hem de kahkaha atıyordum. Akli dengemi tam anlamıyla kaybetmiştim.

"Jeon JungKook. Bu ne demek şimdi?" Dedim başımı geri çekip ona bakarak. "Cevap ver çabuk." Kollarının arasında biraz tepindiğimde cevap vermek zorunda olduğunu anlamıştı.

Yukarıdan hafifçe bana baktı, sonra pürüssüz, pembe dudaklarını benim açık alnımda tüm sıcaklığı ile bastırdı. Hafifçe gülümsemiş, sırtındaki elimi sıkmıştım. Dudaklarını alnımdan uzaklaştırıp yanağını kafama yasladı. "Ölüyordum." Dedi ve esintili havaya bıkkın bir soluk bıraktı. "Başka ifade edecek kelime bulamıyorum, ölüyordum. Bir daha ne zaman sana böyle sarılırdım bilmiyordum. Eğer beni özlediğini düşünüyorsan hiç düşünme. Ben kesinlikle daha çok özledim çünkü." Çenesini omzuma yerleştirdi. "Dur, dur. Barıştık mı biz?" Dedim öylece dururken. "Ben affettiğimi söylemedim."

JungKook umursamazca omuz silkti. "Umrumda değil."

"Ben ciddiyim JungKook. Seni affetmemi istiyorsan, bana bir söz vermelisin." Hafifçe benden geriye gitti. Serçe parmağımı ona uzattım. "Samimi ol. Bir daha asla yalan yok. Abimin tehditlerine kanmak yok. Beni kandırmak yok. Savaşmak ve sonunda huzura kavuşmak var. Eğer bu sözü verebileceğini düşünüyorsan bu işe karış. Eğer bu sözü tutamayacağını ve yalan söylemeye devam edeceğini düşünüyorsan, uzaklaş." Serçe parmaklarımızı birbirimize kenetlemek yerine iki üç adım geri çekildiğinde hayal kırıklığı ile elimi aşağı indirdim. "Bu benim son umudumdu." Dedim serçe parmağımı göstererek. "Neden ha? Neden?" Hıçkırarak ağlamaya başlamıştım bu sefer. Çünkü oyun tam anlamıyla bitmişti. Bu kadar karmaşadan sonra nasıl geri toplanırdık ki zaten?

"Söz veremem. Abinin tehditlerine inanmamak zor. Ben...bu konuda risk alamam." Yerdeki gözlerimi ona kaldırdım. "Seni ne ile tehdit ediyor ki? Ailenle mi? Canınla mı?"

"Seninle tehdit ediyor." Dedi ve elini saçlarından geçirdi. "Bir kere sana elini kaldırmışken daha fazlasını riske edemem." Saçma sapan düşünmesine hayran kalarak bakışlarımı gökyüzüne de ve rüzgarın çarpıp sallandırdığı ağaçlarda gezdirdim.

"Risk almazsan bir daha benimle selamlaşamayacaksın bile. Farkında mısın?" Sesim her zamankinden çok daha sert çıkmıştı. "Bana kötülüğü dokunursa kaçarım, kendimi korurum, sen bana yardım edersin. Ama sen risk almazsan, ömrümüzün sonuna kadar ayrı kalırız JungKook. Birbirimizi görür ama selam veremeyiz. El ele tutuşamayız, birbirimize sarılamayız. Birlikte eğlenemez, sohbet edemeyiz. Sana son bir şans veriyorum Kook." Dedim ve serçe parmağımı tekrar kaldırdım. "Ya şimdi, ya hiç."

JungKook bu sefer tereddüt etmeden serçe parmaklarımızı birbirine kenetlemişti. "Samimi bir şekilde söz verdim. Tamam. Her şey halloldu. Şimdi sarılayım." Hızlı hızlı konuşup kollarını bana doladığına mutlulukla gülümseyerek ona sarıldım. "Seni seviyorum ve sadece seni korumak istediğim için abinin tehditlerinin altında kaldım."

"Gerçek bir koruyucu bunu yapmaz Kook. Gerçek koruyucu sonunda mutluluğu hedef alır. Şimdi sen nesin?" Çenesi omzumdayken konuştu. "Koruyucu. Ben bir koruyucuyum." Kafamı göğsüne yerleştirdim. "Umarım öyle kalırsın JungKook."

(...)

"Abine anlatacak mısın?" Dedi JungKook. "Haftaya okula geri dönüyorum. O gün söyleyeceğim ki transferi iptal ettirmeye çalışmasın." JungKook duraksamış, bana bakmıştı. "Ciddi ciddi geri geliyorsun yani!"

"Evet."

"İçime su serpildi. Sonunda güvende olacaksın." Dediğinde elini sıktım. "Öyle olacağım. Shin olmadan, sıkıntılar olmadan... Yani abimi atlattıktan sonra sıkıntılar olmayacak, umarım. Ayrıca neden böyle davrandığını da öğrendim. Bana anlattı."

"Neymiş?" Dedi merak içinde. "Eskiden çıktığı kız onu aldatmış. Abim de bu acıyı atlatamamış. Benim başıma da bunun gelmesinden korkuyordu. Ve kız da şey..." dedim ve elimi kulağımın arkasına götürerek kaşıdım. "...hani geçen kavga ettiniz ya, abime yetiştik. Oradaki kız." JungKook duraksadı. "Aslında abin de haklıymış. Senin üzülmeni istememiş." Derin bir soluğun ardından konuştu. "Ben de seni korumak istemiştim, kötü bir şey istemedim ki." Başımı salladım. "İkinizde iyi şeyler istediniz, sadece bir yerde çakıştınız. O yüzden her şey böyle sapasardı. Ama artık abimin neden böyle yaptığını biliyoruz; bir noktada anlaşacağımıza ve her şeyin düzeleceğine inanıyorum."

"Umut olduğu sürece yollar açılır sonuçta." Diye ekledi JungKook. Dediği şeyin anlamıyla gülümsedim. "Doğru." Diyerek onayladım onu. "Dikkatli ol. Bana mesaj at, uyuyamadığında arayabilirsin."
"Coverlarını dinleyerek uyuyacağım. Hepsini dinleyeceğim." Elimi sıktı. Bana yaklaşarak kollarını sardı. "Sonra görüşürüz JungKook. Lütfen sözünde dur." Sırtını sıvazladım. "Söz veriyorum. Bir daha asla, asla ayrılmayacağız." Beni kendinden hafifçe uzaklaştırdı. "Eve kadar git. İçeri girmeni bekleyeceğim." Dedi bakışlarıyla evimin sokağını işaret ederek. "Peki. Eve dikkatli git." Saçlarını hafif karıştırdım. "Teşekkür ederim."

"Ne için?"

"Söz verdiğin için." Gülümsedi. "Ayrıca çok güzel şarkı söylüyorsun JungKook. Sesin huzur verici. Duygularını öyle bir katıyorsun ki, kelimeler insanı okşuyor." Dişlerini göstererek gülümsedi. "Beğenmene sevindim." Kapüşonumu düzeltti. "Hadi git. Görüşürüz. Uyuyamazsan ara."

Birbirimize salak salak gülümseyerek bakarken ileriden geçen arabanın sesi ile ikimizde sıçrayarak kendimize gelmiştik. Benim gülmemle JungKook'ta kıkırdamıştı. "Hadi git,git. Daha fazla burada kalırsan hiç ayrılamayacağız."

Güldüğünde ortaya çıkan yanağına elimi koydum. Yani, kısacası tamamen aklımı kaybetmiştim. Sadece ona bakıyor, temasta bulunuyor ve kelimelerin kifayetsiz kaldığını hissederek öylece ona bakıyordum. Bu beni mutlu ediyordu. "Gitmeyecek misin?" Çekici bir gülümsemeyle birlikte konuştuğunda başımı onun eğdiği gibi eğdim. "Benimle mi kalacaksın?"

Abimin ne kadar kızacağını ve işlerin ne kadar kızışacağını tahmin etmiştim ancak yine de JungKook'a olumlu cevap verdim. "Seninle geleceğim. Her nereye gidiyorsan."

"İyi de abin kızarsa..." diye konuşmaya başladığında arkadına geçmiş, biraz öteye koşmuştum. "...sonra işler daha da kötüleşmesin..." O konuşmaya devam ederken koşarak sırtına zıplamış ve kollarımı onun boynuna dolamıştım.

"Gitmiyor muyuz?"

(...)

Ta ta taaaaa
Ben hyhyhye'niz
Ve az önce yeni bölümü okudunuz!
Bu bölüm neydi
Bu bölüm çok saçma ve sadeydi, hiç bir olay olmadı ~.~ jungkook ve hye'yi barıştırdığım için moralim bozuk, keşke biraz daha küs kalsalardı...
ancak
barışmaları iyi bir şey
Kitapta sona doğru yaklaştığımızı söylemek istedim çünkü bunun üstüne artık olay vs. ekleyemem, sınıra geldik *-*
ama olsun, hala az çok bir vakti var kitabın
şimdi
Çıkış konuşması:
Yazım hatalarını bildirmeyi unutmayııın
iyi bayramlar ♡
Kendinize iyi bakın <3 <3 <3 <3 <3 <3 <3 <3
-hyhyhye'niz

saver || jeon jungkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin