(...)
Ne yapmam gerektiği hakkında düşünüyordum. Kahve içmeye gitmeli miydim? Yoksa vazgeçip eve mi gitmeliydim? İyi de TaeHyung'a gideceğimizi söylemiştim! Ah, delirmek üzereyim!
Tek elimle saçımı çekiştirdiğimin fakrına vardığımda öylece kalakaldım. "HyeRim? Hadi gidelim!" GaYeon aniden kolumu yakalamış ve beni çekiştirmeye başlamıştı bile. "Ne? Dur-"
Daha cümlemi tamamlayamadan beni kapının dışına fırlatmış, kendisi de yanımda bitmişti. Yaşadığım ani hareketlerle birlikte istemsizce öksürmüş, karşımda duran 4'lüye bakıyordum. Hadi ya, yalnızca TaeHyung ile JungKook'da değildi. Jimin, HoSeok, JungKook ve TaeHyung...
Biz yalnızca kahve içmeye gidecektik...
"Sonunda. Seni beklemekten ağaç olduk." dedi TaeHyung. "G-geldim işte." dedim ve kekelememin verdiği gerginlikle yapayca gülümsedim. Gerginim. Telaşlıyım. Ne yapacağımı bilmiyorum ve ellerimin titrediğine eminim.
Titremeyi durdurmak için ellerimi cebime soktum ve bana bakan topluluğa gülümsedim. "Gitmiyor muyuz?"
"Doğru. Gidiyoruz." dedi TaeHyung ve kapıyı işaret etti. "Gidelim." Kapıdan çıkışımız bile garipti.
Şu süreç içerisinde bir kere bile JungKook'un suratına bakmamış olmam ikimizin arasındaki gerginliği arttırıyor gibiydi. Oysa ki benim hedefim onu geri kazanmak değil miydi? Yine de çekingen hissettiğim için yüzüne bile bakamıyordum...
Herkes önden giderken en sondan ilerleyen TaeHyung'un yanına gittim ve sordum. "Neden bu kadar kalabalığız?"
"Jimin'le konuşurken çıkışta senile kahve içmeye gideceğimizi öğrendi. Gelip gelemeyeceğini sorduğunda bende gelebileceğini söyledim. O ise HoSeok ve JungKook'u da getirdi."
"Onları tanıyor muydun?!" dedim şaşırmış bir ses tonuyla. Benim dışımda herkes birbirini tanıyordu sanırım. "Evet. Uzun zamandır arkadaşız. Bir beş yıl var mıdır?" deyip düşünmeye başladığında koluna vurdum. "Bana daha önce söylemeliydin!"
Kahve dükkanına girdiğimizde hepimiz kasanın önünde sıra olduk. TaeHyung bana ısmarlamakta ısrar etse de ona gerek olmadığını, kendim alabileceğimi söylediğimde çok da üstüme gelmemiş, kabul etmişti.
Neredeyse herkes kahvesini aldığında üç tane masayı yanyana birleştirmiş, geniş bir masa oluşturmuştuk. Karşımda TaeHyung, sağımda GaYeon, solumda Jimin vardı. Kahve pipetimi dudaklarım arasına aldım ve soğuk kahveden bir kaç yudum içtim.
Gözlerim ya direkt masaya bakıyor, ya da amaçsızca etrafta dolanıyordu. TaeHyung'un yanında JungKook oturuyordu. Ben onun suratını görmemek için elimden gelen her şeyi yapıyordum. Evet, ben hala çekingen biriyim. Bugün içinde hiçbir şey değişmedi!
"Bugün hangi şarkıyla pratik yaptınız?" diye sordu TaeHyung. "Neydi?" diye sorarak sağıma dönüp GaYeon'a baktım. "Just Got Paid? Evet, oydu." dedi TaeHyung'a. "Bizde o şarkıya dans ettik!" dedi TaeHyung heyecanlı bir şekilde. "Acaba grubu mu birleştirecekler?"
"Sizin haberiniz yok tabii." dedi HoSeok araya girerek. "Orta seviye sınıfla, bir üst sınıf birleştirilecek bu hafta." Orada öğretmen olduğu için biliyor olmalıydı.
"Yani benim sınıfımla sizin sınıfınız!" dedi TaeHyung. Elini çakmam için kaldırdığında istediğini yaparak ellerimizi havada çaktım. "Bu iyi oldu." dedim gülümseyerek. "Ee?" dedim Jimin'e dönerek. "Konuşmayacak mıyız?" diye sordum. "Geldiniz ama hiç bir şey demiyorsunuz." GaYeon da başını salladı. "Konuşacak çok şeyimiz olacağını düşünüyordum. Ortaokuldan bu yana." dediğinde bakışlarımı yere diktim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
