(...)
Defter masamda dururken,kapağını açıp açmamakta o kadar kararsızdım ki. Elim kapağına gidiyordu, ama tam açacakken kendimle çelişip mırıldana mırıldana kapağı bırakıyordum. Göreceklerimden korkuyordum sanırım.
Defteri masanın üstünde öylece bırakıp yatağıma oturdum. Oysa ki bu defter için ne kadar çabalamıştım. Şimdi kapağını bile bile açamamak da neyin nesiydi?
Kendime meydan okuyup tekrar masaya ilerledim ve defterin kapağını sertçe kaldırdım. Boş bir sayfa. Belki bir sayfa boş bırakıp çizmeye başlamıştır...
Bir sayfa daha çevirmeme rağmen yine boştu. Ardından sayfaları daha seri bir şekilde çevirmeye başladım. Yine boştu...
Kandırılmıştım.
Jeon JungKook bir kez daha beni 'beyaz' yalanlarıyla kandırmıştı.
Sertçe defterin son sayfasını da çevirdiğimde gördüğüm yazı bir nebze de olsa sinirimi azaltmıştı.
Bir link yazılıydı. SoundCloud sitesine ait olan bu link beni meraklandırdığı için telefonuma üşenmeden o linkin her harfini yazdım ve heyecanla enter tuşuna bastım.
Bir SoundCloud üyesinin profili çıkmıştı karşıma. Binlerce takipçisi ve dinlenmesi olan bir sayfa.
'JK' yazıyordu sayfada. Bunun JungKook'un kısaltması olduğuna o kadar emindim ki. Ayrıca profil fotoğrafında da JungKook olduğu anlaşılan ama bulanık olmasına rağmen profesyonel olan bir fotoğraf vardı. O gerçekten yakışıklıydı.
Oradaki ilk şarkıya tıkladığımda çalmaya başlayan Paper Hearts, benim müzik kitaplığımda bulunan en sevdiğim şarkılar arasındaydı. Bugün yarışmayı kazandıklarında da o şarkıyı söylemişlerdi zaten. O şarkı çalarken merak içinde sayfayı aşağı kaydırdım.
Oynatma listelerinden birinin adı 'onun için'di. Bende merakla tıkladım. İşte o liste...
İlk sırada Lost Stars, sonra Paper Hearts, ardından 2U ve We Don't Talk Anymore... Benim müzik kitaplığımda en çok dinlediğim şarkıların hepsinin cover'ını yapmış, internette paylaşmıştı... Hemde aynı sırayla.
Bana kalırsa beni hala seviyordu. Birisi sevmediği biri için bu kadar uğraşır mıydı? Bana beni sevmediğini söylese inanmazdım!
SoundCloud'dan çıkıp rehberime girdim ve JungKook'un numarasını tuşladım. Buraya kadar sevgili JungKook.
Telefonu yanıtlamak yerine reddettiğinde sinirle tekrar ve tekrar aradım. Sonunda yanıtladığında hitap bile etmeden direkt konuya daldım. "Parka gel JungKook."
"Şu anda meşgulüm, gelemem-"
"Nerede olduğun, ne yaptığın ve ne ile meşgul olduğun umrumda değil JungKook. Olduğun yerdeki işi bırakıp hemen parka geliyorsun."
"Sen bana nasıl emir verebiliyorsun?"
"JungKook, kapa çeneni ve parka gel. Bitti." Sertçe telefonu kapattım. Resim defterinin kapağını kapatarak dolabımın arkasına sakladım ve koşarak montumu giydim.
"Nereye?" Diye soran abimi yanıtladım.
"Parka çıkacağım!" Sonuç olarak yalan değildi, parka çıkıyordum...
"Dikkatli ol!" Demesiyle kapıyı kapatıp evden çıkmıştım bile.
Adımlarım sert ve kararlı bir şekilde parka ilerlerken gözlerim ayrıca etrafta JungKook'u arıyordu. Gelip gelmeyeceğinden bile emin değildim...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
