(...)
Karanlığın içinde, örtümün içinde yenidem yer almış, köşedeki tek kişilik koltukta oturan JungKook'a bakıyordum. Onun beni sevdiğine inanıyordum artık. Ama yine de güvenemiyordum işte. Korkuyordum.
"Gidip uyu artık." Dedim JungKook'a. "Önce sen uyu. Sonra gideceğim." Hafifçe gülümsedim, zaten görmediğini biliyordum. "Seni seviyorum. İyi geceler." Yumuşak ses tonuyla söylediği cümleye otuz iki diş gülümseyerek karşılık vermiştim. O görmese de, gülümsüyordum.
Üstümden örtüyü attım ve bacaklarımı koltuktan sarkıttım. "Uyku tutmuyor." Bana sarıl JungKook, deme çabasıydı bu. "Sarılmamı ister misin?" Beklediğim cümleyi sorduğunda aynı ses tonuyla ona karşılık verdim. "Garip gelebilir ama lütfen." Dediğimde koltuktan kalkıp, bana doğru adımladığını duymuştum. "Yanına gelebilir miyim?" Diye sorduğunda koltukta yana kaydım. "Gelebilirsin." Dedikten sonra üstümdeki örtüyü düzelttim.
Yanımdaki boşluğa kendi bedenini yerleştirdi ve tek kolunu benim üstüme attı. Diğer eli kendi kafasının altındaydı. Üstümdeki eli öylece duruyordu, bir gram bile hareket etmiyordu. Kokusunu alabiliyordum, bu bile beni mutlu etmeye yetmişti açıkçası. "İyi geceler." Diye mırıldandığında kafamı çoktan onun boynuna doğru eğmiştim. Hareketimle biraz daha özgür hissetmiş olsa gerek ki, üstümdeki kolunu oynatıp bana daha çok yaklaşmıştı. "Tatlı rüyalar."
(...)
"Ne demek sendem ayrılıyorum?"
Hararetli bir tartışmanın sesiyle uyanmıştım sabaha. Günün henüz adam akıllı aydınlanmamış olması beni memnun etse de karmaşanın sesi benim kulaklarımı son derece rahatsız ediyordu. Vücudumu hafifçe kaldırdım ve başımı gürültünün gelsiği yere çevirdim.
BaekHyun, JungKook ve o kız. Çok da hararetli bir tartışmanın içindeydiler. Kız yeni uyanmıştı, çok belliydi. Hatta BaekHyun çok konuşmasına rağmen ikide bir gözlerini ovalıyordu. Benim uyandığımı fark edince ayaklarını yerde sürükleyerek yanıma geldi. "Saat daha erken. Biraz daha uyuyabilirsin."
"Gerek yok. Erkenden yola çıkarım işte." Parmaklarımı saçımın arasına geçirip ayağa kalktığımda, bir elin çok kuvvetli bir şekilde saçıma asılmasıyla derin bir nefes vermiştim. Saçımın çekilmesi canımı öyle çok acıtmazdı benim. Genellikle çeken pişman olurdu, elinde yığınla saç kalırdı çünkü.
Vücudumu koltuğa geri attım, o eller hala saçımdayken. "Ne kadar da güzel bir sabah(!)" Dedim yakınarak. "Çek çek biraz daha çek, hissetmiyorum ben." Dedikten sonra kızın saçından azıcık çektim. Eller saçımdan çekilmiş, boş bir acı içinda bağırmıştı kız. "ACIDI!"
Acımadığını hepimiz biliyorduk. Rol ve ilgi çekme çabasıydı hepsi. Ne şımarıklık ama.
"Saat daha 7." Dedi JungKook omzumu tutarak. "Normal." Dedim ve adımlarım banyoya yöneldi.
Yorgun adımlarla banyoya çıkarken JungKook yanımda bitmiş, adımlarımı kaydıramamam için dikkatle adımlarımı izliyordu. "JEON JUNGKOOK! KONUŞMAMIZ BİTMEDİ."
"Ederim konuşmana şimdi. Azıcık sesini kıs. Çok bağırıyorsun." Dedim merdivende arkama dönerek. "Onun kulağının zarını patlat, bizimle ne derdin var?" Kız sinirle ellerini kendi saçından geçirdi ve yere çömelip, başını yere eğdi.
Umursamadan arkama dönüp son üç basamağı da çıktım ve bedenimi banyoya attım. Musluktan akan soğuk suyu yüzümle buluşturduğumda tüylerim diken diken olmuştu.
Yüzümü suyla güzelca yıkadım. Yüz yıkama jelinden de az bir miktar kullanıp, iyice duruladım.
Üstümü değiştirmemiştim, çünkü kıyafetlerim yanımda değildi. Yani yatmadan çmce sehpaya koyduğumu hatırlıyordum ama...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
