İğrenç bir baş ağrısı ile uyanmıştım yeni güne. O kadar içmemem gerektiğini biliyordum işte, arada kaçak yapmamalıydım.
Gözlerimi açıp yanımdaki JungKook'a bakışlarımı çevirmemle gördüğüm şişmiş yanaklar, büzülmüş dudaklar ve hafif kızarmış gözler ile istemsizce gülümsedim ve baş ağrısı yerini hafif bir sızlamaya çevirdi. Onu uyandırmadan yanından kalkıp duşa girmeyi de düşünmüştüm ancak kolları arasından kolayca kalkamayacağım kadar sarılıyordu bana.
Odamın kapısı kapalıydı, anahtarın yönüne bakılırsa kilitlenmişti de. JungKook kilitlemiş olmalı, diye düşündüm. Sonuç olarak odamda JungKook ile beraber yatmıştım ve abim de evdeydi. Abim evdeydi. JungKook ile yatmştım ve abim evdeydi.
Abim ağzımıza sıçacaktı. Yani ben abimin yerinde olsam JungKook'un ağzına sıçardım.
Ben gerginlikle nefes alıp verirken JungKook hafifçe sırtıma vurdu ve o rahatlatan cümleyi söyledi.
"Abin evde değil."
"Rahat bir nefes vererek sinirle kıkırdadım. "Korkudan ölecektim," dememle JungKook gülümsedi. "Seni tehlikeye atacak bir şey yapmam," derken hafifçe saçlarımı karıştırmıştı. Kafamı rahatça onun göğsüne yaklaştırmamla o da bana yaklaşmış, beni sarmalamıştı. Bu hissiyata bayılıyordum.
"Okul?"
"Abin dün gitmeyeceğini söyledi ya, hatırlamıyor musun?" dedikten saniyeler sonra kendi kendine eklemişti. "Ah, sarhoştun ya."
"Sarhoş muydum?"
"Sarhoşken çok salak oluyorsun," dedi JungKook gülümseyerek. "Sürekli bir şeylere sarılıyorsun. Dün akşam üstündeki montu çıkaracağım diye seni yatağa oturttuk ama sen kendini yere atıp benim bacağıma sarıldın," demesiyle hızla kendimi onun göğsünden ayırarak gözlerimizi birleştirdim. "Dalga geçiyorsun," dememle JungKook başını sağa sola sallamıştı. "Yatağa yatırdıktan sonra da abinle konuşmak için aşağı inecektim ama abinin yanında kolumu tutup sana sarılmamı söyledin," demesiyle gözlerimi kapatarak dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Başka bir şey olmadı değil mi?"
"Oldu," dedi ve başını hafifçe salladı. "...ama bunu duyarsan kendinden utanırsın."
"Ne bok yedim acaba?" dedim elimi sertçe alnıma yapıştırarak. Yanaklarımı şişirdim ve ne yaptığı düşünerek aklıma en kötü kategoriyi getirdim. Hayır. Hayır, hayır.
"Hayır, öyle bir şey olmadı değil mi?" dedim JungKook'a bakarak. Sonra da evde abimin varlığını anımsayarak gözlerimi JungKook'tan kaçırdım. "Hayır, evde abim vardı," dedim ancak hemen ardından kapının kilitli olduğunu anımsadım. Gittikçe vahimleşiyordu. "Hayır, hayır abim olsa kapıyı kırardı," dedim ve alt dudağımı kemirmeye başladım.
JungKook'tan duymak istediğime de emin değildim ancak duymazsam da daha kötü olacaktı. Meraktan kuduruyordum ve delirmek üzereydim. Bir daha asla içmeyeceğim, asla. Asla.
"Ne oldu JungKook?" dedim merakla ona bakarak. Sonra da bakmamanın daha iyi bir karar olduğuna karar vererek gözlerimi kaçırdım. "Çabuk söyle. Hızlı söyle."
"Üstümü değiştirmem gerekiyordu ve senin sweatshirtlerinden birini aldım," demesiyle yakası gözüken mavi sweatshirtü tanımıştım. "...sen de bana burada soyunabileceğimi söyledin."
"Ah, hayır. Hayır, öyle bir şey demedim..."
"Ben olmaz dedim, sen görüntü hoş olur dedin."
"Siktir oradan Jeon JungKook," dedim sertçe ona bakarak. "Gerçekten bunları dedim mi ben?"
JungKook başını salladı. "Açıkçası ben de şaşırdım. Kim HyeRim'in böyle bir yönü olduğunu öğrenmek gerçekten," dedi ve alt dudağını ısırarak başını sağa sola salladı. Rezil hissediyordum. Gerçekten bunları ona söylemiş miydim? Olabilirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
