(...)
Aniden meraklanma duygusu ön plana çıkmış, ne olduğunu zaman kaybetmeden öğrenmek istememe neden olmuştu. Mesaja mesajla karşılık verirsem hemen cevap alamayacak olmaktan korktuğum için numarayı aramaya karar verdim. Kim olduğunu bilmiyordum ama tanıdığım biri olduğunu düşünüyordum. Sonuçta hiç bir şey düşündüğün gibi değilmiş, diyen biri benim düşüncelerimi bilen biri olmalıydı.
Numaranın yanındaki telefon simgesine basarak ekranda numaranın belirmesini bekledim, ardından da telefonu kulağıma yerleştirdim. bir kaç sinyal, ardından bir kaç tane daha... Sonunda karşı taraf aramamı yanıtladığında tuttuğum nefesimi verdim.
"Alo?" dedim telaşla. Arkaplanda gürültü çoktu. "HyeRim şu anda meşgulüm.."
GaYeon'du telefonda benimle konuşan. "Mesaj atmışsın. Lütfen cevapla. İnanılmaz bir şekilde merak ediyorum." Dedim hızlıca vakit kaybetmemek için. "Sonra konuşsak?"
"Lütfen."
"Bugün yine stüdyoya geliyorsun değil mi ? Orada konuşuruz!"
Saniyeler içinde yüzüme kapanan telefon ile sinirle telefonu kulağımdan indirdim. "Harika. Harikasın GaYeon."
Telefonu yastığımın tarafına fırlatıp ayağa kalktım. Kollarımı sağa sola açarak esnerken abim kapımı açmıştı. Vücudumu hafifçe sağa eğerken gülümseyerek konuştum. "Günaydın."
Başını salladı ve bana bakarak gülümsedi, hafiçe başını salladı. Tek eliyle gözünü ovalarken, tek eliyle de kapı kolunu tutuyordu. "Neden erken kalktın?" Dedim. Bu seferde vücudumu sola eğiyordum. "Uyanmak istedim. Seni okula bırakacağım. Akşam alarm kurmuştum."
"Peki." Dedim ve esnemem bittiği için gidip saçımı geri attım. "Duş alıp ilacını iç, sonra çıkarız. Vaktimiz var nasılsa." Abim yanağımı sıktı. "Tamamdır. Sende hazırlan."
"Ama dur!" Dedim banyoya ilerleyen abime elimi kaldırarak. "Yüzümü yıkamam lazım!" Abimin önünden koşarak geçip banyoya girdiğimde abimde şikayet eder tonda bağırdı. "Neden önceden girmezsin ki!" Yüz temizleme köpüğünü ıslak avucuma sıkarken kıkırdadım. "Yalnızca iki dakika." Dedi sonra. Elimdeki köpüğü yüzüme sürerken bir ayağımla da kapıyı kapattım. "Üzgünğm ama saçımı da taramalıyım!"
Elimin köpüklü olmasını önemsemeyip kapıyı da kilitledikten sonra şeytani bir gülüş savurdum havaya. "Biraz bekleyeceksin."
"Gerizekalı." Diye bir cevap geldi bana karşılık. Sonra da saniyeler içinde ışıklar söndü. "Siktir." Diye bağırdım korkuyla. Korkacağımı biliyordu işte!
"Aç şunları!" Diye bağırdım. "ABİ!" diye daha yüksek sesle bağırdığımda ışıkları açtı ve hemen sordu. "Küfür etmek de nereden çıktı?"
"Sanırım BaekHyun'dan." Diye cevapladım alnımı ovalarken. Yine ışıkları kapattı. "Bu ne şimdi? Ciddi misin sen?"
"Ceza."
(...)
Abime ve kendime yaptığım sandviçleri elimizde tutarak yolda yürüyorduk. Otobüs durağına kadar yiyecektik. Abim ise beni bıraktıktan sonra işe gideceğini söylemişti. İşinin ne olduğunu söylememişti... İşi olup olmadığını bile bilmiyordum gerçi.
"Konuşmak istediğin bir şeyler yok mu?" Dedim ağzımdakini yutarken. Abim hafifçe sırıttı. "Haklısın. Çok şey var." Bende başımı sallayarak yanıtladım abimi. "Ne zaman konuşabiliriz?"
"Ne zaman müsait olursak. İkimizde ne zaman, bir problemimiz, bir işimiz olmadan rahatça oturabilirsek."
Sandviçimden bir ısırık daha aldım. "Peki..." diye mırıldanabildim sadece. Adımlarımız gittikçe durağa yaklaşırken, abim sandvicini bitirmişti bile. Benim elimde ise yaklaşık iki ısırıklık bir parça kalmıştı. "Okul nasıl gidiyor?" Diye sordu abim. "Hiç..." diyerek omuz silktim. "Gidiyor mu gitmiyor mu diye sorman daha iyi olurdu."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanficKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
