(...)
"Merhaba, ben Kim HyeRim." Dedim önümdeki takım arkadaşlarıma. Pekala, beni çok sevmeyeceklerini bilsem de umrumda değildi. "İyi anlaşırız umarım." Dedim ve gergin bir nefes verdim.
Abimin beni yazdırdığı dans kursuna gelmiştim, elemeyi yüzde 87 burs alarak geçmiştim. Beni orta düzey sınıfa atmışlardı ve aynı sınıfta olduğum kişiler benden haz almamış gibiydiler. Sadece önyargılıydılar.
"O zaman...ne yapıyoruz?" Öğretmen gelip elini uzattığında sıkarak selamladım. "Merhaba HyeRim. En son cover yapıyorduk... Hareketleri çabuk kapar mısın?"
"Bir iki kere izlediğimde, sorun kalmayacaktır." Başını sallayıp müziği açtığı gibi hepsi dizildi. Öğretmen de aralarında dans ediyordu.
Başlangıcı çoktan kapmıştım bile. İzleyerek öğrenen birisi olduğumu söylemiştim, bu da bende çok işe yarıyordu. Hareketlerin ismini, hızını bilmesem de hemencicik kapıveriyordum işte.
Dansı sonlandırdıklarında ikinci kez müzik tekrar çalmaya başladı. Beklemeden tekrar dans başladıklarında onlara eşlik ediyordum.
(...)
Yorucu geçen altı saatin sonunda karanlık gökyüzünün altında yürümeye başladım. Evet, altı saat sürmüştü. Dansı bitirmiş ve mükemmel hale getirmiştik. Kolayca senkronize olmuştuk, günün sonunda benim hakkımda izlenimleri düzelmiş gibiydi.
Otobüs durağına ilerliyordum, sokak oldukça normaldi. Çok kalabalık değildi, ancak kimse yoktu da denemezdi.
Kulaklığımı kulağıma taktım ve şarkıyı dinlemeyr başladım. Yarın video çekecektik, sonra diğer dans videolatı gibi bu da Youtube'da yerini alacaktı.
Gittiğim yerin Youtube'da fazlaca takipçisi vardı. Zaten klüp de fazla büyüktü. Yaklaşık 15 sınıf vardı ve günün her saati farklı bir grubun çalışması vardı. Ellerimi oynatıp hareketleri gözden geçirirken müziğin kesilmesiyle elim havada kaldı. Telefon çalıyordu.
JungKook görüntülü arıyor...
Diğer elimle saçımı düzeltip kapüşonumu taktım ve aramayı yanıtladım.
Arama kabul edildi.
"Napıyor- sen neden dışardasın? Hem de BaekHyun yok yanında?" Ekranda bile kaşlarını çatmış görüntüsü çok tatlıydı.
"Dans kursuna yazıldım da, eve dönüyorum. Otobüse bineceğim şimdi. Sen ne yapıyorsun?" Kafasını kaldırıp etrafa baktı. Dudaklarını birbirine bastırdı. "Seni özledim. Bazen seni görüyorum, delirmek üzereyim." Diye eklediğinde gülümsedim. "Bense seni hiç görmüyorum." Dişlerini göstererek güldü ve başını eğdi.
"Dans nasıl? Zor mu? Çok şey değildir umarım."
"Ne çok şey?"
"O şeyden işte." dedikten sonra elini havada çevirdi.
"Hayır hayır, kız grubu danslarından değil."
"İçime su serpildi. Nereye gidiyorsun, bildiğim bir yer mi?" Dişlerimin arasından gülerek nefes verdim. "Sen ne bilirsin ki dans hakkında? Anca adam döv."
"Ben çok iyi dans ederim, sen bilmezsin. İddiaya bile girerim senden kat ve kat daha iyi dans ediyorum."
"Hah... Video at o zaman."
"Sen de atacaksın o zaman." Omuz silktim. "Youtube'dan izlersin." Kafasını eğip güldü. "Elalemle paylaş bana atma. Sana atıyorum videoyu. İyice izle ve sevgilinin cazibesini keşfet." Dedi ve göz kırptı. "Sanırım bir anlığına senden etkilendim." Yanıtım üstüne güldü ve cümlesine ekledi. "Atıyorum...aslında biraz utandım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
