(...)
Onu abimle bile tehdit edip yanımdan gitmesini tembihlediğim halde yanımdan gitmeyen JungKook'la birlikte benim evime doğru yürüyorduk. Bana artık abimden korkmadığını söylemişti, nedenini bilmiyordum ama gerçekten korkusuz duruyordu.
Bana hala geç olmadığını söylediğinde içime bir şey oturmuştu. JunRi'yi düşünmüştüm. JunRi ne çekecekti, ne kadar üzülecekti, JungKook'la bana pis lakaplar takılabilirdi...bunlar kafamın etini yiyordu. Ama en büyük derdim JunRi'ydi. O da en az benim kadar seviyordu JungKook'u, onunla yakından ilgileniyor, onun için hastaneye bile geliyordu. Eğer JungKook'la biz...çıkarsak, o gerçekten perişan olacaktı.
JungKook elimi tuttuğunda bizim evin sokağına gelmiştik. Kısa süre içinde evde olurduk ve bende abi fobisi vardı. JungKook'la beni el ele gören abinin tepkisi fobisi.
"Bence risk alma." deyip elimi elinden kurtarmaya çalıştığımda JungKook elimi daha çok sıktı.
O an aklıma bazı anılar işgal etti. Onunla parkta oturup, beni sevmesi hakkında konuştuğumuz şeyler... Bazı şeyleri açıklığa kavuşturmak istedim.
"JungKook, bana bir şey sormuştun. Hatırlıyor musun?" Dudağını büzerek bana döndü. "Huh? Ne zaman?"
"Biz seninle parkta oturup konuştuğumuzda... Bana beni sevemez misin, diye sormuştun." (bknz. chapter eight)
"Hiç unutmadım ki." Kıkırdadım. "Sana seni sevemeyeceğiniöylemiştim, hatta sen benden vazgeçecektin. Ben seni o zaman gerçekten hiç anlamıyordum, tek derdim o okuldan kurtulmaktı. Ama şimdi seni anlıyorum ve soruna bir cevap verebilirim."
"Cevabını bekliyorum, uzun süredir." Başımı eğip kaldırdım.
"Seni seviyorum." İstemsiz gülmeye başladığımda elimi ağzıma koyup konuştum. "Özür dilerim, bunu söylemek çok garip hissettirdi." Tekrar güldüm, sonra hızlıca ciddiyetime büründüm. "Sen beni sevmek zorunda değilsin elbette, ben tek başıma-"
"Kes şöyle konuşmayı. Hiç düşünmüyor musun, neden senin okuluna geliyorum, şimdi neden elini tutuyorum... Azıcık kafanı çalıştır."
"Bir şey çok mantıksız." dedim JungKook'a. "Madem beni seviyorsun neden JunRi ile çıktın?"
"O sadece, kendimi teselli etmek içindi. Sana ihtiyacım vardı ama sen yoktun. Bende benimle ilgilenen biri olursa, seni unuturum diye düşündüm." Bu kadar derin düşündüğünü hayal bile edemezdim.
"Onun duygularıyla oynadın, büyük ihtimalle intikamını alacaktır." Başını salladı. "Büyük ihtimalle öyle olacak. Her neyse, her neyse. Şimdi sen beni seviyor musun? Baya baya yani, şaka değil."
"Ciddiyim JungKook. Bende hiç inanmazdım ama öyle gelişti işte." Olduğu yerde durdu ve başını sağa eğerek bana yavru köpek bakışları atmaya başladı. "Hye, bir şey yapmama izin verir misin?"
"Evet..?"
Aniden beni çekiştirip ara sokaklardan birine soktu ve köpek gibi sarılmaya başladı. Bir eli sırtımda, bir eli belimde zıplayarak sarılıyordu. "Seni seviyorum~ Seni seviyorum~ Hemde çoook~" Aegyo yapar tonda konuştuğunda gülümseyip bende ona sarıldım. Bende mutluydum, ona koala gibi sarılmak istiyordum ancak eteğim el vermiyordu, onun kırmızı dudaklarını öpmek istiyordum...düşününce bunu yapabilirdim.
"JungKook." Başını uzaklaştırıp bana baktı. "Hm?" Gözüm parlak dudaklarına kaydı, sonra vazgeçtim. "Yok bir şey yok bir şey." Kafamı hemen boynuna sakladığımda kıkırdamaya başladı. "Anladım ben."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
