(...)
Gözlerim açtığımda hastanede olma gerçeğim beni korkutmuştu. Saniyeler içinde gerçekleşen olaylar aklımda canlanırken, etrafa bakma gereği duydum. Odada JungKook, HoSeok, Jimin ve Baek vardı. Abimden eser bile yoktu. Abimin umrunda bile değildim. Belki de abim değildi artık.
Elimi ağrıyan alnıma koydum. Hareketliliğimi fark eden BaekHyun bağırdı. "Uyandı!"
Sol tarafımdaki koltuktan ayağa kalkanların çıkardığı ayak sesi ile ellerimi kulağıma kapattıktan sonra mırıldandım. "Çok gürültücüsünüz." Başımdaki sonsuz tınlama geçmiyordu, sürekli bir sızlama, sürekli bir ağrı vardı. Halsizlikle ellerimi iki yana bıraktım. Takılı olan serumu görebiliyordum ve o serumun iğnesinin kolumda olduğunu düşünmek beni iğrendiriyordu. "Ben hemşireye haber veririm." diyerek odadan çıkan Jimin'in ardından JungKook elini yanağıma koymuştu. "İyisin değil mi?"
Elini omzumla yanağımın arasına sıkıştırdım. "İyiyim."
"Çok şükür..." dedi ve diğer eliyle saçlarımı geriye attı. "Abim nerede?"
"Kaçtı." Dedi biraz titrek bir sesle. Hayal kırıklığı, yalnızlık hissi, artık bir aile olmamanın farkına varınca verdiği his harmanlanmış, dışarıya gözyaşı olarak yansımıştı.
"Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" Doktora baktım. "Başım ağrıyor."
"Yeni uyandığınızdandır. Sadece aniden bayılmışsınız. Herhangi bir sağlık sorununuz yok. Serumunuz bitince taburcu olabilirsiniz." Dediğinde teşekkür ettim.
Doktor odadan çıktığında gözyaşlarımı bırakmıştım. "Artık abim yok." Diye mırıldandım. "Ağlayabilirsin." Dedi ve saçlarımı okşadı. "Ben ne yapacağım..?" Dedim titreyen bir sesle.
"Yüzüme bak." Dedi JungKook çeneme dokunarak. "Bana bak dedim Hye."
Ona baktığımda gözlerimin altını sildi. "Kötü düşünmeyi kes. Eninde sonunda aynı eve gideceksiniz, eninde sonunda buluşacaksınız çünkü siz ailesiniz."
"Biz artık aile değiliz." Dedim titrek sesle. "Benden nefret ediyor." BaekHyun sert bir sesle konuşmaya girdi. "Boş konuşuyorsun ve bu benim sinirlerimi bozuyor."
"Farkındayım." Dedim ona bakarak. "Ağlaman da sinir bozucu." Başımı salladım. "Bunu da biliyorum."
"O zaman ağlama. Hala ne diye parçalıyorsun kendini? Her şey iyi olacak." Dedi ve baş parmağı ile hızlıca sağ gözümün yaşını sildi.
JungKook hafifçe gülümsedi. Biraz buruk, biraz da mutlu bie gülümsemeydi bu. İçime oturan değişik hissi anlamlandıramasam da, bir kurt düşmüştü içime. Meraklı bir kurt.
"Her şey çözüme kavuşacak. Sakın çaresiz hissetme. Ben buradayım." Dedi ve saçlarımı yukarıya doğru ittirdi Kookie. Elini tutup mırıldandım. "Teşekkür ederim."
"Önemli değil."
"Pekala iyi olduğunu gördüğümüze göre, biz gidiyoruz. Yarın görüşürüz." Dedi ve gülerek elini salladı Jimin. "Sanırım akşam. İyi geceler." Dedim ben de elimi sallayarak.
JungKook saçlarımla oynamaya devam ederken Jimin ve Hoseok gitmişlerdi. BaekHyun koltuğa oturmuş, telefonuna bakıyordu.
Bir kaç dakika öylece durup, duvara baktım. Aklımı boşaltmaya çalıştım; hiç bir şey düşünmemeye, kendimi daha çok yormamaya çalıştım ama mümkün değildi. Zordu.
"İyi misin?" Dedi kısık sesiyle. "Olacağım." Mırıldandım. Elimi tutmaya devam ederken, yanağını şişirdi. "Sorun yok. Dedim ya ben yanındayım diye."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
